10 Eylül 2017 Pazar

Gümrü Antlaşması'nın Maddeleri, Özellikleri ve Sonuçları


Gümrü Antlaşması, TBMM hükümeti ile Ermenistan arasında 2 Aralık 1920'de imzalanmıştır. Bu antlaşmayı TBMM hükümeti adına Kazım Karabekir imzalamıştır. 

Gümrü Antlaşması'nın Maddeleri

Gümrü Antlaşması'nın önemli maddeleri şu şekildeydi:
  • Kars, Iğdır, Sarıkamış, Kulp ve Selim Türkiye'nin egemenliğinde olacak. 
  • Ermenistan, TBMM tarafından kesin bir şekilde reddedilmiş olan Sevr Antlaşması'nı hükümsüz sayacaktır.
  • Ermenistan, sadece iç güvenliğini korumaya yetecek düzeyde asker ve mühimmat bulundurabilecek. 
  • Ermenistan'da zorunlu askerlik olmayacak.
  • TBMM, Ermenistan hükümetinin istemesi halinde askeri ve siyasi yardımda bulunacaktır.
  • Ermenitan, Türkiye'ye karşı düşmanca bir politika izlemeyecektir. 

Gümrü Antlaşması'nın Özellikleri

Gümrü Antlaşması, birçok açıdan ilklerin yaşandığı bir antlaşma olmuştur. Bu sebeple de önemli özelliklere sahiptir. Bunları şu şekilde sayabiliriz:
  • TBMM, ilk defa bir yabancı devletle bir antlaşma imzalamış ve ilk uluslararası zaferini elde etmiştir. 
  • Bu antlaşmasının imzalanmasıyla Doğu Cephesi kapanmıştır.
  • Ermenistan, TBMM'yi tanıyan ilk devlet olmuştur.
  • Ermenistan, Sevr Antlaşması'nın geçersiz olduğunu tanıyan ilk devlet olmuştur.
  • İlk kez "Türkiye Devleti" ifadesi kullanılmıştır. 

Gümrü Antlaşması'nın Sonucu 

Gümrü Antlaşması, tüm bunlara karşın yürürlüğe girememiştir. Çünkü, Sovyet Rusya Ermenistan'ı işgal ederek burada Bolşevik yönetim ilan etti ve Gümrü Antlaşması'nı tanımayacağını bildirdi. Bu antlaşmanın yürürlüğe girmemesi sonucunda Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması imzalanmıştır. 



21 Ağustos 2017 Pazartesi

Türkiye'nin NATO'ya Üyeliği


Türkiye, uzun bir zamandır NATO üyesi. Zaman zaman Türkiye'nin NATO üyeliği konusunda kamuoyunda eleştirilerin dozu artsa da bu ilişki sıkı bir şekilde devam etmiştir. Türkiye'nin NATO'ya neden ve nasıl üye olduğu oldukça merak edilen bir konudur. Hangi zorunluluklar Türkiye'yi NATO üyesi olmaya itti? Hatta burada şu soru da sorulabilir: Türkiye'nin NATO üyeliği zorunluluk muydu, yoksa tercih miydi?  

Türkiye Neden NATO Üyesi Oldu?

Türkiye, 1923 yılında cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından Batı ülkeleri ile ilişkilerini geliştirme yolunda önemli adımlar attı. En önemlisi ise İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ortaya çıkan iki kutuplu sistemde Batı lehine tarafını seçmesiyle gerçekleşti. Bunun nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz: Sovyetler Birliği'nin toprak ve Boğazlar'da üs talep etmesiyle bu ülkeye duyulan güvensizlik, Truman Doktrini ve Marshall Planı doğrultusunda yapılan ABD yardımlarının artacak olması beklentisi, Türk aydınları arasında Batıcılık fikrinin hakim olması.

Türkiye'nin NATO'ya Üyelik Başvurusu

Türkiye, ilk üyelik başvurusunu 11 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleştirdi, fakat kabul edilmedi. 1 Ağustos 1950 tarihinde tekrardan başvurduysa da sonuç değişmedi. ABD, Türkiye'ye Yunanistan'la birlikte direkt üyelik değil, sadece Akdeniz bölgesini içeren daha dar kapsamlı bir üyelik teklif ederken İngiltere ise Orta Doğu bölgesini içeren bir üyelik teklif ediyordu.

ABD'nin Türkiye'yi NATO'ya Alma Sebebi

Bu olumsuz bakış açısı bir süre sonra değişti ve Türkiye, Yunanistan ile birlikte 15 Mayıs 1951'de ABD tarafından örgüte davet edildi. Şüphesiz bunda ABD'nin Sovyetler Birliği'ne yakın bir ülkede üs elde etme isteği önemli rol oynamıştı. Bunun dışında Kore Savaşı'na Türkiye'nin asker göndermesi ve gönderdiği birliklerin son derece başarılı bir şekilde mücadele etmesi, hatta Amerikan birliklerini imha edilmekten kurtarması, ABD kamuoyunda olumlu bir bakış açısı sağlamıştır. 

18 Şubat 1952 tarihinde Türkiye, Yunanistan'la birlikte NATO'ya üye oldu. Türkiye, NATO kapsamında birçok harekata aktif şekilde katılmıştır. Bunlardan en önemlilerini Bosna-Hersek, Kosova ve Afganistan'da gerçekleştirmiştir. 



4 Ağustos 2017 Cuma

Kıbrıs Sorunu Hakkında Bilgi


Akdeniz'in ortasında yer alan Kıbrıs, tarih boyunca oldukça önemli bir stratejik konuma sahip olmuştur. Daha önce Fenikeliler, Grekler, Asuriler, Mısırlılar, Romalılar, Bizanslılar ve Venediklilerin egemenlik kurduğu Kıbrıs'ta 1571 yılından 1878 yılına kadar Osmanlı Devleti egemenlik kurdu. 1878 yılında Rus tehdidine karşılık Berlin Kongresi'nde İngilizlerin desteğini almak için ada, toprak mülkiyeti Osmanlı Devleti'nde kalmak üzere geçici olarak İngiltere'ye devredildi. 

Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri'nin tarafında girmesini bahane eden İngiltere, 1878 yılındaki anlaşmayı yürürlükten kaldırdığını ve Kıbrıs'ı tek taraflı olarak ilhak ettiğini duyurdu. Lozan Antlaşması'nda da bu durum kabul edildi.

Rumların Enosis İsteği

1929 yılında Rumlar tarafından yapılan Enosis (Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleşmesi) isteği, İngiltere tarafından reddedilince 1931 yılında Rumlar ayaklanma başlattı. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Rum temsilcileri, Enosis konusunda Londra ile çok sayıda görüşme yaptı, fakat İngiltere daha önce olduğu gibi yine kabul etmedi. Tüm bu uğraşların ardından Yunanistan, konuyu Birleşmiş Milletler'e götürdü. Türkiye'nin kararlı bir duruşuyla Yunanistan buradan da sonuç alamadı.

Enosis ve Taksim

1955 yılında Kıbrıslı Rumlar tarafından kurulan EOKA adlı terör örgütünün Türklere yönelik düzenlediği terör saldırıları sonucunda çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Kıbrıs Türkleri bu saldırılara karşı koyabilmek için 1958 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kurdu. Kurucuları arasında daha sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olacak Rauf Denktaş da bulunuyordu. Kıbrslı Rumlar ısrarla Enosis fikrini savunması üzerine Kıbrıslı Türkler de taksim tezini savunmaya başladı. 

Londra ve Zürih Antlaşmaları

1959 yılında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında bir uzlaşmaya varılması üzerine Londra ve Zürih antlaşmaları imzalandı. Bu antlaşmalar doğrultusunda 1960 yılında iki uluslu bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Ayrıca bu antlaşmalar sayesinde Türkiye, garantör devletlerden biri olmuş ve 1974 yılındaki müdahalesi meşru hale gelmiştir.

Kıbrıs'ta Darbenin Ardından Başlayan Harekat

1974 yılında Kıbrıs'ta Yunan cuntasının desteğini alan EOKA lideri Nikos Sampson liderliğinde darbe gerçekleştirildi. Buna karşılık Türkiye Garanti Antlaşması'na dayanarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlattı. 

13 Şubat 1975'de Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983'te de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.

Fikirler Dizisi ve Güven Artırıcı Önlemler

1990'lı yıllarda Kıbrıs sorununa çözüm kapsamında Birleşmiş Milletler tarafından "Fikirler Dizisi" ve "Güven Artırıcı Önlemler" adlı verilen çalışmalar başlatılmışsa da herhangi bir sonuç alınamamıştır. 

Annan Planı

2004 yılında Annan Planı için yapılan referandumda Türk halkının %64'ü plana "evet" derken Rum halkının %75'i "hayır" demiştir. Böylece Annan Planı uygulanamamıştır.  

2 Ağustos 2017 Çarşamba

İsrail'in Kuruluşu


Yahudiler, Avrupa ülkelerinde uzun bir süre boyunca insanlık dışı uygulamalara maruz kalmış ve çoğu zaman da yaşadıkları bölgelerden çıkarılmışlardır. Çeşitli tarihlerde İngiltere, Almanya, Rusya, Macaristan, Fransa, Portekiz ve İspanya'dan sürülmüşlerdir. Aksine Osmanlı Devleti'nin Yahudilere olan yaklaşımı ise bunun tam tersi olmuş ve hatta 1492 yılında İspanya'dan kaçan Yahudileri topraklarına almıştır. 

Siyonizm ve Theodor Herzl

Roma işgalinin ardından Filistin'den kaçan Yahudiler, her zaman tekrardan bu topraklara dönme fikrini canlı tutmuşlardır. Yahudilerin canlı tuttuğu bu Siyonizm fikrini örgütlü bir uluslararası harekete dönüştüren kişi Theodor Herzl oldu. Siyonizmin ideolojik temelini oluşturacak olan "Yahudi Devleti" kitabını yazdı ve burada Yahudilerin tek kurtuluşunun kendi devletlerini kurmaktan geçtiğini ileri sürdü. 

Balfour Deklarasyonu

1897 yılında Theodor Herzl'in çabasıyla Basel'de ilk Siyonist Kongresi düzenlendi. 1917 yılında İngiltere, Balfour Deklarasyonu ile Filistin'de Yahudi devletinin kurulmasının önünü açtı. Hızla artan Yahudi göçleri bu topraklarda yaşayan Filistinli Arapların tepkisini çekti. 1919 yılında başlayarak farklı zamanlarda Filistin Arap Kongreleri toplandıysa da istenen sonuç elde edilemedi.

Histadrut ve İrgun'un Kuruluşu

1921'de Filistin Siyonist İcra Kurulu kuruldu. Daha sonra bu yapılanma yarı hükümet gibi hareket eden Yahudi Ajansı'na dönüştü. 1920'de Histadrut kuruldu. Başlangıcında sendikacılık alanında faaliyet göstermek amacıyla kurulduysa da daha sonra faaliyet alanını genişleterek bankacılık, sigortacılık alanlarında da faaliyet göstermeye başladı. 

Histadrut'un kontrolünde Haganah adlı Filistin'de çok sayıda terör eylemi gerçekleştirecek örgüt kuruldu. Bir süre sonra Yahudiler arasında bölünme yaşandı. Bazıları İngiltere'ye çok fazla güvenilmemesi gerektiğini ileri sürerek ayrı bir örgütlenmeye gitti. Bunlar, Yahudi göçlerinin hızlı bir şekilde artırılarak derhal sınırları çok daha geniş bir Yahudi devletinin kurulmasını istiyordu. Bu amaçla Haganah gibi fakat ondan bağımsız olan İrgun'u kurdular. Daha sonra İsrail başbakanlığı yapacak Menahem Begin ile Yitzak Şamir de İrgun üyesiydiler. 

İngiliz Yönetimine Karşı Saldırılar

Çok sayıda Yahudi, İkinci Dünya Savaşı'nda İngiliz kuvvetlerine katıldı. Burada hem askeri deneyim kazandılar, hem de İngilizlerin askeri sistemleri hakkında bilgi edindiler. Savaşın ardından Yahudi örgütleri tarafından Filisitin'deki İngiliz yönetimine karşı da sabotaj eylemleri düzenlendi. Bunun sebebi İngiltere'nin Yahudi göçlerine kota koymasıydı. 1944 yılında İngiltere'nin Ortadoğu Bakanı Lord Moyne öldürüldü. 

Deir Yasin Katliamı

1947 yılında Birleşmiş Milletler yapılan oylama sonucunda Filistin'de Arap ve Yahudi devleti kurulması ve Kudüs'ün uluslararası statü kazanmasını kararlaştırıldı. 1948 yılında İrgun, terör faaliyetlerini sürdürerek büyük bir vahşete imza attı. Deir Yasin köyünü basarak 250 sivili katletti.

Bağımsızlığın İlanı

İngiltere yönetiminin Filistin'i terk etmesiyle 14 Mayıs 1948 günü David Ben Gurion İsrail devletinin bağımsızlığını ilan etti.   


28 Temmuz 2017 Cuma

Baby Face Beauty Yaptıranlar


Cildiniz için parlaklık, canlılık ve tazelik arıyorsanız ama bunun yanı sıra ağrı sızı yaşamak istemiyorsanız yepyeni bir uygulama olan BabyFaceBeauty ile hemen tanışmalısınız. Eğer ben hemen yaptırıp normal hayatıma dönmek istiyorum ve ciltte soyulma meydana getirecek bir tedavinin içinde olmak istemiyorum diyorsanız o halde önce lazer teknolojisi ile bakım yapıp cilt gözeneklerini açan ve sonrasında da cildin altında mineral enjekte eden bir lazer ile sizlerde istediğiniz sonuçlara en konforlu şekilde ulaşıyor olacaksınız. 

BabyFaceBeauty sonuçları nelerdir? 

BabyFaceBeauty sonuçlarının en başında cildin yenilenmesi ve tazelenmesi başı çekiyor. Hafif kırışıklar yok olarak var olan hafif lekeler için de etkili oluyor. Üstelik zor cilt tipleri olan kuru cilt tipleri için de BabyFaceBeauty uygulaması öneriliyor. Daha önce ki yaptırdığınız zorlu, acıtan ve sizi günlerce eve hapseden teknolojiler ile tanışmış olabilirsiniz ama bu BabyFaceBeauty uygulaması ile tanıştığınızda ne kadar zaman kaybettiğinizi anlıyor olacaksınız.

BabyFaceBeauty acı verir mi?

BabyFaceBeauty uygulamasında herhangi bir acı olmuyor. Kişi ayet konforlu şekilde yatıyor olacak ve lazer ile bakım başlamış olacak. Hafif bir pembeleşme ve kızarıklar meydana gelebilir ama bu da en geç bir saat içinde yok oluyor olacak. Dolayısı ile kimseye bir işlemyaptırmış olduğunuzu bile söylemeye gerek kalmayacak. Lutronic BabyFaceBeauty uygulaması oldukça konforlu ve etkili bir teknolojidir. 

BabyFaceBeauty kullananlar 

BabyFaceBeauty yaptıranların en başında ünlü simalar yer alıyor. Ünlülerin ciltlerine ne kadar önem verdiklerini zaten bilirsiniz. Dolayısı ile BabyFaceBeauty yaptıranların başlında ünlü isimler geliyor. Çok kısa sürede sonuç vermesi ve etkili sonuç vermesi yaptıranların öncelikleri arasında oluyor.

BabyFaceBeaut yaptıranların yorumları

Birçoksosyal medya hesaplarından BabyFaceBeauty yaptırdıklarını söyleyen ünlü ya da ünsüz kişiler genellikle olumlu yorumlar yapıyor. Sizlere bir referans olacak şekilde öne çıkan bu paylaşımların yanı sıra birçok ana haber bültenlerinde de Thulium lazer farkını göstermiş oluyor. BabyFaceBeauty yaptıranları sizler için araştırdığımızda ise karşımıza güzelliğine çok önem veren İvana Sert, Özlem Yıldız, Emre Kınay, Ebru şallı gibi isimler başı çekiyor. Detaylı bilgiyi ise http://www.babyfacebeauty.com.tr adresinden alabilirsiniz.