16 Haziran 2017 Cuma

Balfour Deklarasyonu Nedir? Kısaca Bilgi


Yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında bulunan Filistin, Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizler tarafından işgal edildi. Balfour Deklarasyonu, Sykes-Picot Anlaşması gibi Osmanlı Devleti'nin topraklarının bölünmesi amacıyla hazırlanan bir plandı. 

Balfour Deklarasyonu Niçin Yayınlanmıştır?

İngilizlerin Yahudilerle ilişkisi özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında başlamıştı. İngilizlerin amacı ABD ve Rusya'daki Yahudi gruplar aracılığıyla bu iki ülkeyi savaşa çekmekti. Çünkü ABD Başkanı'nın iki danışmanı ve yeni gerçekleşen Sovyet devriminin ikinci adamı Leon Troçki Yahudi'ydi. İngilizler ABD'nin savaşa girmesiyle ABD'den istediğini aldıysa da Sovyetler'den istediğini alamadı. 

Siyonizmin savunucularından Hayim Weizmann, İngiliz siyasetçileri arasındaki güçlü bağlantılar kurdu. Bu bağlantılar aracılığıyla Siyonizmin İngiltere'nin Orta Doğu'daki çıkarları için yararlı olacağı konusunda ikna çabasına girişti. (Hayim Weizmann, 1949 yılında İsrail'e gelerek ülkenin ilk cumhurbaşkanı olacaktı.)

İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, 2 Kasım 1917'de Britanya Yahudi Toplumu Başkanı Rothschild’e, Filistin'de Yahudi yerleşiminin önünü açacak bir mektup yazdı:
"Britanya Hükümeti Filistin'de Yahudi halkı için bir ulusal yurt kurulmasını olumlu karşılamaktadır ve bu amacın gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Bunun yanı sıra Filistin'deki Yahudi olmayan halkların sivil ve dini haklarına ya da başka ülkelerde yaşayan Yahudilerin hak ve siyasal durumlarına zarar verecek uygulamalara gidilmeyeceği kabul edilmektedir."
Balfour Deklerasyonu'nun ardından Filistin'e Yahudi göçü hız kazandı. İngilizler Balfour Deklarasyonu ile Yahudilere toprak sözü vermeleri dışında Şerif Hüseyin'e Arap devleti kurulması, Fransa'ya da Sykes-Picot Antaşması ile Ortadoğu topraklarının bölünmesi konusunda çeşitli sözler verdi. 


11 Haziran 2017 Pazar

Şanghay İşbirliği Örgütü Hakkında Bilgi


Çin Halk Cumhuriyeti, kuruluşunun ilk yıllarında Sovyetler Birliği ile iyi bir ilişki içerisinde olmuşsa da bu ilişki zaman içerisinde bozulmuştu. Bunun en önemli nedeni ideolojik bir rekabet içerisine girmeleriydi. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle iki ülkenin ilişkileri tekrardan canlandı. 

Soğuk Savaş'ın ardından NATO, "Barış İçin Ortaklık" girişimi kapsamında Orta ve Doğu Avrupa'da hızla yayılmaktaydı. Rusya, yakın bölgesinde NATO'nun yürüttüğü faaliyetlerden rahatsızdı. Çin ise ham madde ihtiyacı gibi ekonomik etkenlerin de etkisiyle uzun bir süredir sürdüğü dünya politikasına dahil olmama anlayışını terk ederek aktif bir politika izlemek istiyordu. Ayrıca Rusya ve Çin, ABD'nin tek kutuplu dünya özlemine karşı çıkmaktaydılar. 1995 yılında her iki ülke de çok-kutuplu bir düzen için çaba gösterilmesini açıkladılar.

Şanghay Beşlisi, 26 Nisan 1996'da Şanghay'da imzalanan bir anlaşma ile kuruluşunu ilan etti. Kurucu ülkeler şunlardı: Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan. Her yıl düzenli olarak üye devletlerin başkentlerinde zirveler düzenlendi.

2001 yılında Özbekistan'ın da bu yapıya girmesiyle bir hükümetler arası örgüt haline getirilerek Şanghay İşbirliği Örgütü resmen kurulmuş oldu. Örgütün sekreterliği Pekin'de, terörle mücadele merkezinin ise Taşkent'te olması kararlaştırıldı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 2007 yılındaki zirvesinde, "Tek kutuplu dünya kabul edilemez" demiştir.

Örgütün amacı üyeler arası politika, ekonomi, ticaret, kültür, teknoloji, eğitim vb. alanlarda etkili bir işbirliği sağlamaktır. Örgütün en üst karar alma mekanizması Devlet Başkanları Konseyi'dir. Yılda bir kez üye devletlerden birinin başkentinde toplanır. Örgütün diğer organları şunlardır: Hükümet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Ulusal Koordinatörler Konseyi ve Sekretarya.

Şanghay İşbirliği Örgütü'nde İran, Beyaz Rusya, Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsüne sahiptir. Türkiye, Belarus, Sri Lanka, Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya ve Nepal ise örgütün diyalog partneridir. ABD'nin örgüte gözlemci üye olma başvurusu kabul edilmemiştir. 

2016 yılında yapılan Taşkent'teki zirvede Hindistan ve Pakistan'ın örgüte üye olması kararlaştırıldı. 

Katar Hakkında 12 Bilgi


1-) Katar, 16. yüzyıldan 1918 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında bulundu. 

2-) Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından işgal edilen Katar'ın bağımsızlığını kazanması 1971 yılında gerçekleşti. Ayrıca bağımsızlığını ilan etmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin kendisine katılma teklifini reddetmiştir. 

3-) Ülkenin tek kara sınırı Suudi Arabistan ile bulunmaktadır. Diğer kısımları ise Basra Köfrezi ile çevrilidir. Başkenti Doha'dır. 

4-) Kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahiplerdir. 2009 yılı itibariyle de belediye seçimleri yapılmaktadır. 

5-) 2003 yılında gerçekleştirilen referandum sonucunda 45 üyeli bir parlamento kuruldu. Bu parlamentonun 2/3'ü seçimle, 1/3'ü ise Emir'in ataması ile göreve gelmektedir. 

6-) Komşuları ile ilişkilerini geliştirmek için çabalayan Katar, 2001 yılında Suudi Arabistan ve Bahreyn ile aralarındaki sınır sorunlarını çözdü. 

7-) Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu'daki komuta merkezlerinden biri burada bulunmaktadır. 2001 yılındaki Irak işgalinin koordinasyonu buradaki merkezden sağlanmıştı. 

8-) 2 milyon civarında nüfusa sahip olan Katar'ın nüfusunun sadece 300 bini Katarlı olup geri kalan kısmı çalışma için gelen yabancı ülke vatandaşlarından oluşmaktadır. 

9-) Katar'ın ordusu yaklaşık 12 bin kişiden oluşmaktadır. 

10-) Dünyada kişi başına düşen milli geliri en yüksek ülkedir. Ayrıca dünyada işsizliğin en az olduğu ikinci ülkedir. 

11-) Dünyadaki kanıtlanmış doğalgaz rezervleri bakımdan üçüncü sıradadır. 

12-) Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı olan Katar, Türkiye'nin Rusya ile yaşadığı uçak krizinin hemen ardından Türkiye ile doğalgaz anlaşması imzalamıştır. 



7 Haziran 2017 Çarşamba

İran-Irak Savaşı Hakkında Kısa Bilgi


İran-Irak Savaşı'nın Nedenleri

1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi'nin sonucunda İran şahı devrilerek İran İslam Cumhuriyeti kuruldu. Bu gelişme Irak ile İran arasında örtülü olan gerginliği meydana çıkardı. İki ülke arasında tarihsel sorunlar da (Şattülarap Suyolu Sorunu, Basra Körfezi'nde hegemonya kurma) mevcuttu. 

İran Devrimi'nin ardından Irak'ın en büyük çekincesi, Humeyni tarafından Irak'ta çoğunluğa sahip Şiilere bir ayaklanma çağrısı yapılmasıydı. Bunun yanında Humeyni, Saddam Hüseyin'i ve Baas Partisi'ni "İslam düşmanı" olarak görüyordu. 

Saddam Hüseyin, İran ile imzalanan Cezayir Anlaşması'nı televizyonda yırttıktan 5 gün sonra Irak birlikleri İran topraklarına girdi. Savaşın başlarında Irak, İran topraklarının bir kısmını işgal ettiyse de İran ordusunun güçlü bir direnişiyle karşılaştı. İran, Irak birliklerini sınırlarından çıkardı. Savaşın daha sonraki süreci ağırlıklı olarak Irak topraklarında sürdü. 

İran rejiminden endişe duyan Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn ve Katar tarafından Körfez İşbirliği Örgütü kuruldu. Bu devletler, savaş sırasında Irak'ın ekonomik destekçisi oldu.

Bir süre sonra iki ülke de birbirlerinin petrol ihraç yollarını kesmek için mücadele etti. Irak, savaş boyunca çok kez kimyasal silah kullandı. Bu saldırılardan bir tanesi de Halepçe'de gerçeklemiş ve en az 5 bin kişi hayatını kaybetmişti. 

İran-Irak Savaşı'nın Sonuçları

20 Ağustos 1988'de BM himayesindeki ateşkes yürürlüğe girdi. Bunun sonucunda 20. yüzyılın en uzun konvansiyonel savaşı sona ermişti. İki taraf da çok sayıda kayıp verdi. Irak önemli bir ekonomik borç yükü altına girdi. Bu durum, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i ilhak girişiminin sebeplerinden bir tanesi olacaktı.


5 Haziran 2017 Pazartesi

Albay Cevdet Gerçekte Kimdir?


Kanal D'de yayınlanan "Vatanım Sensin" dizisinin kahramanı Albay Cevdet'in gerçekte ismi Mümin Aksoy'dur. 

Mümin Aksoy Kimdir?

Mümin Aksoy, 1892 yılında İzmir'de dünyaya geldi. Beylerbeyi Yedek Subay Okulu'ndan teğmen olarak mezun oldu. Balkan Savaşı, Doğu Cephesi'nde ve Çanakkale Savaşı'nda görev yaptı. 

İyi derecede Rumca bilen Mümin Aksoy, Yunan ordusu İzmir'i işgal edince subay kimliğini gizleyerek işbirlikçi gibi Yunanlıların içine sızdı. Bu şekilde çok sayıda istihbarat topladı. Ayrıca Kurtuluş Savaşı için mühimmat ve yardım malzemesi de sağladı. Dizide olduğu gibi bu görevinden ailesinin bile haberi yoktu. Bu sebeple halk nezdinde "işbirlikli" olarak görülmüş ve "Gavur Mümin" denilmiştir. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Mehmetefendioğlu, Kanal D Ana Haber'de Mümin Aksoy'un yaşadığı durumu şu sözlerle ifade etti: "Sokakta yüzüne tükürüldüğünü, evinin taşlandığını ve ciddi bir itibar kaybına uğradığını görüyoruz." Mümin Aksoy ise yaşadığı durum karşısında not defterine şunları yazıyor. "İtiraf edeyim ki o tükürükler çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha ziyade acı ve ızdırap verdi bana. Ölmekten değil de bir tek şeyden korkuyordum. Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek."

Yunanlılar tarafından fark edilmesi ise Yunan ordusunun Sakarya üzerine yürüyüş planlarını Ankara'ya ulaştırmasıyla olmuştur. Esir alınarak Atina'ya götürüldü. 1923 yılında esir mübadelesiyle esaretten kurtarıldı ve Ankara'ya geldi. Mustafa Kemal Paşa, ısrarla Yunan ordusunun başkomutanlarına (General Trikopis, General Dmarras, General Digennis) karşı Yüzbaşı Mümin Aksoy'u istemişti.

Mümin Aksoy, 24 Ocak 1948 tarihinde İzmir'de vefat etti. Hakkında daha fazla bilgi, beraber görev yaptığı Fadıl Dokuzeylül'ün hatıralarında yer almaktadır.