26 Şubat 2017 Pazar

Yusuf Akçura'nın Kısaca Hayatı ve Eserleri


Yusuf Akçura, 1876 yılında Moskova'nın doğunda yer alan Ulyanovsk kentinde dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta babasını kaybeden Akçura, annesi ile beraber İstanbul'a yerleşti. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdikten sonra Harp Okulu'na kaydoldu. 

Yusuf Akçura'nın görüşlerinin oluşmasında etkilendiği kişi İsmail Gaspıralı'dır. İsmail Gaspıralı, Çarlık Rusya'daki Türklerin birleşmesi idealini benimsemişti ve bu fikir Yusuf Akçura'yı etkilemişti. 

İlk makalesini "Malumat" dergisinde Şehabettin Hazret adı ile yazdı. Harp Okulu'nda öğrenimini sürdürürken Türkçülük hareketine katılması nedeniyle 45 gün hapse mahkum edildi. Erkan-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan birkaç ay sonra ise askerlikten ihraç edilerek Fizan'a sürgün edildi. Sürgün cezası sırasında arkadaşı Ahmet Ferit Bey ile birlikte kaçarak Fransa'ya gitti. 

Paris'te öğrenimine devam eden Akçura, 1903 yılında "Osmanlı Devleti Kurumlarının Tarihi Üstüne Bir Deneme" adlı tezi ile Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 

1903 yılında Kazan'a gitti. Burada hem öğretmenlik yaptı hem de çeşitli gazetelerde yazılar yazdı. "Kazan Muhbiri" isminde bir gazete çıkardı. Rusya Müslümanları İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı. İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinin ardından İstanbul'a gitti. 

Türk Derneği'nin ve Türk Ocağı'nın kuruluşunda yer aldı. Rusya'da esir düşen Türkleri kurtarmak için Kızılay temsilcisi olarak Rusya'ya gitti. Daha sonra Milli Mücadele'ye katılmak için Anadolu'ya geçti. 1923 yılında İstanbul Milletvekili olarak seçildi. 1931 yılında Türk Tarih Kurumu'nun kuruluşunda yer aldı ve kurumun başında görev yaptı. 1935 yılında İstanbul'da vefat etti. 

Eserlerinden Bazıları

Üç Tarz-ı Siyaset
Mevkufiyet Hatıraları
Osmanlı Devletinin Dağılma Devri
3 Haziran Vak’a-i Müessifesi
Muasır Avrupa’da Siyasi ve İçtimai Fikirler ve Fikir Cereyanları

21 Şubat 2017 Salı

Adam Smith Kimdir?


Adam Smith, 1723 yılında orta halli bir İskoç ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren eğitim hayatında önemli başarılar elde etti. Henüz 14 yaşında olmasına karşın Glasgow Üniversitesi'ne girdi. 1740 yılında Snell Exhibition bursunu kazandı ve Oxford'da Balliol Koleji'nde eğitimini sürdürdü. Burada pek göze çarpan bir öğrenci olmadı. Oxford'da din adamı olması bekleniyordu, fakat o farklı bir yol seçecekti. 

1746 yılında İskoçya'ya döndü. Glasgow Üniversitesi'nde mantık kürsüsünde görev aldı. 1759 yılında Glasgow Üniversitesi'nde verdiği konferanslardan derlenen 'Ahlaki Duygular Teorisi' adlı kitabı yayınlandı. Bu kitabın onun geniş çevrelerce tanınmasında önemli bir katkısı olmuştur. Bu kitabında toplumda var olan doğal düzeni formüle etmeyi çabalamıştır. Toplumda doğal bir düzenin olduğunu ve bu doğal düzenin bir denge oluşturduğunu, insanların kendi çıkarları peşinde koşmaya bırakıldıklarında kamu yararına da hizmet edebileceklerini savunmuştur. 

Smith, Buccleuch Dükü'nün oğlunun özel hocalığını yapmak için üniversitedeki görevinden ayrıldı. Özel hocalık görevi sırasında hem önemli bir maddi kazanım elde etti, hem de dünyayı dolaşma imkanı elde etti. 1778 yılında İskoçya Gümrük Müdürü olarak atandı. 

1776 yılında 'Milletletin Zenginliği' adlı kitabını yayınladı. Bu kitabında bir iktisadi büyüme teorisi geliştirmeyi amaçladı. 1790 yılında geçirdiği bir hastalık sonucu hayatını kaybetti. 

Adam Smith'in teorileri: Fiyat teorisi, emek değer teorisi ve rant teorisidir. 

15 Şubat 2017 Çarşamba

Demokrasi Nedir? Demokrasi Hakkında Kısaca Bilgi



Demokrasi kelimesinin kökeni Eski Yunan'a dayanmaktadır. "Demos" Eski Yunan dilinde "halk" anlamına gelmektedir. Aslında Yunanlılar bu kelimeyi daha çok "fakirleri" ve "çoğunlukları" ifade etmek için kullanmışlardır. "Krasi" ise iktidar veya yönetim bilimi anlamına gelmektedir. Nihayetinde demokrasi için şu basit tanımlamayı yapabiliriz: Halk tarafından yönetim.

Amerikan İç Savaşı sırasında Abraham Lincoln tarafından yapılan tanımlama ise oldukça dikkat çekicidir: "Halkın, halk tarafından, halk için yönetimi"

Halkın, kendi kendisini yönettiği ve hayati kararların alınmasında katılımını ifade eden demokrasi, doğrudan ya da temsili bir şekilde uygulanmaktadır. Doğrudan demokrasi, halkın karar verme sürecine doğrudan ve aracısız olarak katılımını ifade eder. Eski Yunan'daki kitle toplantıları ve günümüzde yaygın olarak yapılan referandumlar doğrudan demokrasinin örneğidir. Temsili demokrasi, demokrasinin sınırlı bir şekilde uygulanmasıdır. Burada halkın yönetime katılımı belirli sürelerde verdikleri oy aracılığıyla sağlanmaktadır.

Demokrasi Modelleri

Klasik Demokrasi: Halkın doğrudan yönetime katıldığı sistemdir. Örneğin; Eski Yunan'da yapılan toplantılar.

Koruyucu Demokrasi: Demokrasinin sınırlı ve dolaylı bir şeklidir. Bireysel özgürlüğe önem veren erken dönem liberal düşünürler tarafından savunulmuştur. 

Gelişmeci Demokrasi: Bireyin ve toplumun gelişimine odaklanmıştır.

Halk Demokrasisi: Bu model ortodoks komünist rejimlerden gelmektedir. Siyasi eşitliğin yanı sıra sosyal demokrasinin de (zenginliğe ortaklaşa sahip olma) sağlanması gerektiğini vurgularlar. 

10 Şubat 2017 Cuma

Bağımsız Devletler Topluluğu - Kuruluş Amacı, Üye Ülkeler



Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasından sonra pek çok alanda birlik kurumlarının paylaşılması üzerinde bir anlaşma yapılana kadar bunların ortak yürütülmesi gerekiyordu. Bu amaçla Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Beyaz Rusya Minsk'te imzaladıkları anlaşma ile Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kurmuşlardır. Örgütün merkezi olarak da Minsk belirlenmiştir. 

Bu anlaşma ile tüm imzacı devletlerin vatandaşlarına ayrım gözetilmeksizin eşit muamele sözü veriliyor, ayrıca taraflar birbirlerinin toprak bütünlüklerine saygı göstereceklerini ilan ediyorlardı. 

21 Aralık 1991'de ilan edilen Alma Ata Deklarasyonu ile Azerbaycan, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan topluluğa katıldı. Böylece Sovyetler Birliği'ne de resmi olarak son verildi. Gürcistan 1993 yılında topluluğa girdi. Fakat 2008 yılında Rusya ile yaşanan savaşın ardından topluluktan ayrıldı. 2005 yılında da Türkmenistan topluluktan ayrıldı. Ukrayna ise 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesine tepki olarak topluluktan ayrıldığını ilan etti. 

Bağımsız Devletler Topluluğu'nun başlıca organları şunlardır: Devlet Başkanları Konseyi, Hükümet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Savunma Bakanları Konseyi, Koordinasyon Komitesi, Ekonomik Sorunlar Mahkemesi, Devletler arası Banka, Sekretarya.

Rusya'nın topluluk içerisindeki ağırlığı oldukça belirgindir. 2017 yılına kadar görev yapan 6 sekreterden 4'ü Rusya'dan seçilmiştir. 

Yararlanılan Kaynak

Mehmet Hasgüler, Mehmet B. Uludağ, Uluslararası Örgütler, Alfa Yayınları, 2014

24 Ocak 2017 Salı

Kuşçubaşı Eşref Kimdir?


Kuşçubaşı Eşref, 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Jön Türkler'le ilişkisi olduğu gerekçesiyle İkinci Abdülhamid tarafından Hicaz'a sürüldü. Trablusgarp Savaşı sırasında yerel direniş hareketlerini örgütledi. İkinci Balkan Savaşı'nda Edirne'nin geri alınmasında yer aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Teşkilat-ı Mahsusa görevlisi olarak Arap Yarımadası'nda görev yaptı. Süleyman Askeri'nin şehit olmasından sonra Teşkilat-ı Mahsusa başkanı oldu. Heyber'deki savaş sırasında yaralı olarak esir düştü ve Malta'ya sürgüne gönderildi. İngilizlerle imzalanan anlaşmanın ardından serbest bırakıldı ve Anadolu'ya gelerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Yüzellilikler listesine alınarak vatandaşlıktan çıkarıldı. 1936 yılında affedildi. 1950 yılında Türkiye'ye döndü. 1964 yılında vefat etti.

Teşkilat-ı Mahsusa'nın son başkanı Hüsamettin Ertürk, "İki Devrin Perde Arkası"[1] adlı kitabında Kuşçubaşı Eşref ile ilgili şunları anlatmaktadır:
Bütün gayretlerine şahit olduğum ve Teşkilat-ı Mahsusa'da yakın bir arkadaşım ve meslektaşım olduğu için samimiyetine inandığım Eşref Kuşçubaşı, kötü bir kaderin, acı bir talihin eseri olarak Yüz ellilik listeye ithal edilmiş, sonradan affedilerek memleketine dönmüştür. Mareşal Fevzi Çakmak onun için bana: Eşref, bu listeye yanlışlıkla ve garaza istinaden ithal edilmiştir, yeri burası değildi demişti. Onu Çerkez Ethem'le bir göstermek de hatalıdır. Bilakis Çerkez Ethem kuvvetlerinin çarpıştığı Refet Paşa birliklerinde onun büyük yararlığı görülmüştür. 
Kuşçubaşı Eşref'i Balkan Harbi'nden evvel tanıdım. Bu harbin ikinci safhasında mumaileyh, Garbi Trakya'daki çetelerin başında Bulgarlarla kahramanca mücadele etmiştir.
Hadise şudur: Birinci İnönü harbi sırasında şimaldeki kuvvetlere Erkanı Harp Miralayı İsmet Bey kumanda etmekte, cenupta da Milli Mücadele'ye daha sonra yüz çevirmiş olan Çerkez Ethem ve arkadaşları Yunanlılarla aynı safta bize karşı harp etmekte idi. Bu kuvvetlere karşı milli birliklerin başında bulunan Refet Paşa harp ediyordu. Fakat mükemmel bir süvari koluna kumanda eden Çerkez Ethem, ani baskınlarla, Refet Paşa kuvvetlerine yüklenmişti. İşte bunları püskürtmek vazifesi Eşref Kuşçubaşı müfrezesine düşmüş, o da bu vazifeyi başarmıştı.
[1] Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2016

23 Ocak 2017 Pazartesi

Başkanlık Sistemi Nedir? Nasıl Uygulanır?


Başkanlık sistemi nedir? Nasıl yönetilir? İşte başkanlık sistemi hakkında kısa ve öz bilgi.

Başkanlık hükümeti sistemi, devletin yasama ve yürütme organları arasındaki anayasal ve siyasi kuvvetler ayrılığı ile karakterize edilir. Bu suretle yürütme yetkisi, meclise karşı doğrudan sorumlu ve onun tarafından görevinden alınamayan, bağımsız olarak seçilmiş başkana tevdi edilir. 

Başkanlık sisteminin belli başlı özellikleri şunlardır:

  • Yürütme ve yasama organları ayrı ayrı seçilir ve her birine bağımsız bir dizi anayasal yetki verilir.
  • Devlet ve hükümet başkanlarının (icranın başı) rolleri başkanlık ofisinde birleştirilmiştir.
  • Yürütme yetkisi başkanın ve sırf başkana sorumlu danışmanlar olan kabine ve bakanların ellerinde toplanmıştır.
  • (Yarı başkanlık sistemleri hariç), yasama ve yürütme organlarının kadroları arasında resmi bir ayrım vardır.
  • Seçim dönemi sabittir. Ne başkan meclisi feshedebilir, ne de yasama organı başkanı görevden alabilir. (muhtemel bir suçlama durumu hariç.)
  • Başkanın yetkileri, halka karşı sorumlu meclisinkilerle dengelenir. Sınırlı başkanlığın en bilinen örneği ABD'de bulunandır, ama Fransa ve Finlandiya'dakiler gibi yarı-başkanlık sistemleri de bu modele uyar.

Kaynak

Andrew Heywood, Siyaset, Adres Yayınları, 2016

12 Aralık 2016 Pazartesi

Dolar Neden Yükseliyor?


Son günlerin en sık sorulan sorularından biri: "Dolar neden yükseliyor?" Bu soruya Mahfi Eğilmez ve Uğur Gürses'nin farklı mecralarda verdiği cevapları derledik. 

Kadir Has Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Mahfi Eğilmez, NTV Radyo'da yaptığı açıklamada doların yükselmesini şu şekilde açıkladı:
"Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan seçimleri Donald Trump'ın kazanması çoğunluk için sürpriz oldu. Trump'ın kazanması halinde piyasaların bu seçim sonucuna tepki vereceği ve doların değer kaybedeceği tahmin ediliyordu. Oysa tam tersi oldu. Birçok yorumcu Trump'ın nasıl bir program uygulayacağını anlamak için seçim vaatlerini bir kez daha gözden geçirdi ve o zaman Trump'ın genişletici bir maliye politikası uygulayarak kamu harcamalarını artıracağı, vergilerde indirime gideceği, kuralları gevşeteceği ve bu yolla ekonomiyi canlandırma yoluna gideceği anlaşıldı. Amerikan ekonomisinin canlanması halinde FED'in faiz artıracağı ortaya çıkınca dolar değer kazanmaya başladı."
Hürriyet Gazetesi yazarı Uğur Gürses'in CNN Türk'te yayınlanan "Eğrisi Doğrusu" programında verdiği cevap ise şu şekilde: 
"Türkiye 2008'den sonraki dönemde bol miktarda borçlandı. O dönemde yapısal sorunlarımızı çözmedik. Bol para geldiği için de kur yükselmedi. Reel sektörün keyfi yerindeydi, yüksek miktarda borçlanıyordu. Bu bize yüksek bir büyüme sağladı. 2013 yılında ABD Merkez Bankası Başkanı, "biz artık bu parayı kısacağız" dedi. Trump ile beraber yeni bir para politikasının ortaya çıkma ihtimali var. Biz daha hızlı sarsılıyoruz, çünkü yüksek miktarda cari açık veriyoruz. Petrol fiyatları 35 dolara düştü. Biz onun getirdiği yaklaşık 15 milyar dolarlık bir ferahlama yaşadık. O yüzden de kur bir süre sakin kaldı. Ama öbür taraftan da turizmden kabaca 8-10 milyar dolar arası bir kaybımız var. Bugün herkes soruyor, "kur neden yükseliyor?" Ben de diyorum ki geçmişe bir dönün bakın ve o bize aslında bir fotoğrafı veriyor."