20 Kasım 2016 Pazar

Batlamyus Kimdir? Hayatı Hakkında Kısaca Bilgi


Klaudyos Batlamyusastrolog, coğrafyacı, matematikçi ve gök bilimci olarak bilinen bir bilim adamıdır. 100 ile 170 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Mısır'ın İskenderiye kentinde yaşamıştır. Bizans, İslam ve Avrupa biliminde büyük önem taşıyan bilimsel yapıtlar ortaya koydu.

Birincisi, "Almagest" olarak bilinen astronomi tezidir. Almagest, astronomide hayatta kalan tek eski kapsamlı bilimsel tezdir. Güneş, Ay ve gezegenlerin konumlarını, yıldızların yükselişini, Güneş ve Ay tutulmalarını hesaplamak için gereken tüm verileri tablo halinde gösteren kullanışlı tablolarında, astronomik hesaplamalar için yararlı bir araç sundu. 

İkincisi, Grek-Roma dünyasının coğrafi bilgilerinin kapsamlı bir tartışması olan "Coğrafya"dır. Dünyadaki sayısız coğrafi konum için enlem ve boylam koordinatları sağladı. Ayrıca harita oluşturma yöntemlerini geliştirdi.

Üçüncüsü, astrolojinin felsefesi ve uygulaması üzerine yazılmış olan "Tetrabiblos" adlı eseridir. Astronomik döngülerin dünyevi konulardaki etkilerini araştırdı.

Müziğe büyük ilgi duydu ve müzik teorisi ve müzik matematiği üzerine 'Harmonikler' adlı eseri yazdı. Ayrıca optik üzerine de bir tez yazdı. Optiğin ilk tarihinin önemli bir bölümünü oluşturan bu eserde yansıma, kırılma ve renk de dahil olmak üzere ışığın özellikleri hakkında yazdı.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Mısır Piramitleri Hakkında Kısa Bilgi


Mısır piramitlerinin sayısının, 118 ya da 138 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Çoğu, Eski ve Orta Krallık dönemlerinde ülkenin firavunları ve eşleri için mezar olarak inşa edilmiştir. Piramitlerin inşasında yer alan işçi sayısının 100.000 kişi olduğu tahmin ediliyor.

Bilinen en eski Mısır piramitleri, Memphis'in kuzeybatısındaki Sakkara'da bulunmaktadır. En eski Mısır piramidinin M.Ö. 27. yüzyılda inşa edilen Djoser Piramidi olduğuna inanılıyor.

En ünlü Mısır piramitleri, Kahire'nin eteklerindeki Gize'de bulunanlardır. Gize Piramitleri'nin birçoğu şimdiye kadar yapılan en büyük yapılar arasında sayılır. Gize'deki Keops Piramidi, en büyük Mısır piramididir. Antik dünyanın Yedi Harikasından hala var olan tek yapıdır. Keops Piramidi'nin yaklaşık 2.300.000 taş bloktan oluştuğu tahmin edilmektedir. Her taşın ağırlığı yaklaşık 2,5 tondur. 

Piramitlerin pürüzsüz, açılı tarafları güneş ışınlarını sembolizme eder ve kralın ruhunun cennete yükselmesine ve tanrılara, özellikle de güneş tanrısı Ra'ya katılmasına yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

Eski Mısırlılar, kral öldüğünde ruhunun bir kısmının cesediyle birlikte kaldığına inanıyorlardı. Krallarının ruhunu düzgün bir şekilde korumak için cesetlerini mumyalıyorlardı ve öbür dünyada ihtiyaç duyacağı her şeyi onunla birlikte gömüyorlardı. 

Dışarısındaki muazzam sıcaklığa rağmen, piramitlerin içindeki sıcaklık aslında nispeten sabit kalır ve yaklaşık 20 santigrat derecedir.

6 Kasım 2016 Pazar

Ömer Halisdemir Kimdir? Ömer Halisdemir'in Bilinmeyenleri


Ömer Halisdemir, 20 Şubat 1974 tarihinde Niğde’nin Çukurkuyu Köyü’nde dünyaya geldi.
Kökenleri Türkmen Bekdik aşiretine dayanan çiftçi bir ailenin çocuğuydu.
Öğrenimine köyündeki Fatih İlkokulu’nda başladı.
Ortaokulu ise köyünün dışındaki Çukurkuyu İsmail Erol Ortaokulu’nda tamamladı.
Öğrenimini sürdürürken bir yandan da babasının yanında çobanlık yaptı.
Babası Hasan Hüseyin Halisdemir oğlunu şu sözlerle anlatıyordu: “Çocukluğunda çok başarılı bir çocuktu. Hayvanları, doğayı çok severdi. Bütün okulları başarıyla okuyordu. Okuldan eve geldiğinde ve boş zamanlarında bana yardımcı olurdu. Hayvanları otlatırdı. Çok güçlü bir yapısı vardı. Benim en çok güç aldığım destek aldığım çocuğumdu. Nasıl ki çocukken işte güçte en büyük yardımcımsa meslek sahibi olduğunda da en büyük destekçim oldu. Kardeşlerini çok severdi. Onlar için çok şey yaptı. Bütün kardeşlerine sahip çıktı. Beni ayakta tutan o çocuktu.
Ortaokulu bitirdikten sonra Niğde Endüstri Meslek Lisesi’ne kaydoldu.
1993 yılında askere gitme zamanı gelmişti.
Bir daha üzerinden hiç çıkartmayacağı asker üniformasını ilk defa o zaman giydi.
Askerliğini tamamladıktan sonra uzman çavuş oldu.
Daha sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı’na geçti.
1999 yılında astsubay oldu.
24 yaşında Meryem Halisdemir ile evlendi.
Özel Kuvvetlerde yurt içi ve yurt dışında birçok operasyona katıldı.
20 yıl Özel Kuvvetlerde büyük başarı ile görev yaptı.
Emekliliğine az kalmıştı.
En büyük hayali köyüne dönmek ve emeklilik günlerini sevdikleriyle birlikte geçirmekti.
Köyünde bir ev yaptırmak istiyordu. En son 4 Temmuz’da Belediye Başkanı İleri Koçak ile ruhsat konusunda görüşme yaptı.
Babası Hasan Hüseyin Halisdemir onun bu hayalini şu şekilde anlatıyordu: “Oğlum iki yıl sonra emekli olacaktı. Tek hayali ise emekli olduğunda köye dönmekti. Köyde kendisine bir bahçe yapmıştık. Buraya bir ev yapıp burada yaşamayı hayal ediyordu. Köyünü, arkadaşlarını çok seviyordu. Ne yazık ki bu hayalini gerçekleştiremedi. Her defasında emekli olunca köye döneceğim, burada yaşayacağım diyordu.
Saz çalmayı çok severdi.
En çok da Neşet Ertaş’ın türkülerini çalardı.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığı'na girmeye çalışan cuntacı Semih Terzi’yi Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’dan aldığı emir üzerine tereddüt etmeden, canı pahasına alnından vurarak öldürdü.
Cuntacı Semih Terzi’nin korumalarının 30 kurşunuyla şehit oldu.
İşte Türkiye’nin kaderini değiştiren ve kahramanlığı nesilden nesile aktarılacak olan Ömer Halisdemir’in hikayesi böyleydi.
Bir devresinin “Delikanlılığı senden mi öğreneceğiz” demesi üzerine Ömer Halisdemir şu sözleri söylemişti: “Benim delikanlılığımı tahmin bile edemezsin!
Gerçekten de öyleydi.
Şimdi Ömer Halisdemir’in delikanlılığı yurdun dört bir köşesinde konuşuluyor, okullarda ders olarak öğretiliyor.

31 Ekim 2016 Pazartesi

İngiliz İstihbaratına Sızan Sovyet Ajanı Kim Philby'in Hikayesi


Harold Adrian Russel Philby, 1 Şubat 1912 tarihinde Hindistan’ın Ambala şehrinde dünyaya geldi. 

Cambridge Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürürken buradaki gençlik oluşumlarına ilgi duydu ve Cambridge Üniversitesi Sosyalist Topluluğu’na üye oldu.

Üniversiteden mezun olduktan sonra Avrupa gezisine çıkan Philby, izlenimlerini şu şekilde anlatıyordu: “Gördüm ki diğer ülkeler de Britanya ile aynı durumdaydı. Bu durum kapitalist sistemin bir kriz içerisinde olduğunu kanıtlıyordu. Almanya’da işsizlik patlak vermiş, faşizmin etkisi artmış ve işçiler iyice fakirleşmişti. Sosyal demokratların nüfuzu oldukça azalmıştı. Kritik anlarda kabuklarına çekilirlerdi. Ancak solcuların istikrarlı ve güçlü bir destekçisi vardı: Sovyetler Birliği. Ve ben bu ülkenin mutlak desteklenmesi gerektiğini anladım.

Philby bu görüşleri doğrultusunda kariyerine kamu alanında başlamayı hedefledi. Fakat önce komünizme yakın siyasi eğilimleri olduğuna dair kişisel izlenimden kurtulmalıydı. 

1935 yılında gazetecilik yapmaya başladı. Faşizme yakın düşünceleri savunmaya başlayan Philby, Nazi Almanyası’na yakın Anglo-Alman Kardeşliği Derneği’ne üye oldu. İspanya İç Savaşı’nı gazeteci olarak takip etti. Burada Franco yanlılarına yakın bir tutum sergiledi.

Bir süre Times gazetesinde çalıştıktan sonra sonunda İngiliz İstihbarat Servisi’nin dikkatini çekmeyi başarmıştı. İngiliz Gizli Haberalma Servisi (SIS), Philby’ye ajanlık teklifi etti.

Buradaki başarılı çalışmalarıyla kısa sürede amirlerinin dikkatini çekti. 1944 yılında SIS’e bağlı Komünizmle Mücadele Dairesi’nin başına getirildi.

1946’da sergilemiş olduğu üstün hizmetten dolayı bizzat Kraliçe 2. Elizabeth’in elinden Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı aldı. Bir yıl sonra ise Stalin’in emri ile Kızıl Bayrak Nişanı ile ödüllendirildi. 

Philby İngiliz İstihbarat Servisi’nin gizli bilgilerine nasıl kolaylıkla ulaştığını şu sözlerle anlatıyordu: “Her gün ofisten koca bir çantayla çıkıyordum. Çantada kendi yazdığım raporlar, dosyalar ve arşivden aldığım belgeler oluyordu. Akşam bunları irtibat kurduğum Sovyet ajana teslim ediyordum. Sabah, tek tek fotoğrafı çekilen belgeleri geri alıyordum. Erkenden de arşive geri koyuyordum. Bunu yıllarca yaptım.

Philby, FBI ve CIA'yle koordinasyon için Washington'a gönderildi. Bu sırada Arnavutluk’taki komünist rejimi devirmek için gizlice binlerce Arnavut’un ülkeye sokulmasını içeren planı deşifre etti.

Philby, 1945 yılında bir yandan görevlendirdiği bir SIS ajanına Baltık ülkelerinde casusluk şebekesi kurmasını istemiş, diğer yandan da Sovyet istihbaratına bu şebekeyi bildirerek yakalanmalarını sağlamıştır.

İngiliz İstihbarat Servisi’nin, Philby’in Sovyetler’e çalıştığından şüphelenmesi üzerine KGB bir operasyonla Philby’i Lübnan’dan Sovyetler Birliği’ne kaçırdı. Ömrünün geri kalan kısmını burada geçirdi ve 1988 yılında öldü.

18 Ekim 2016 Salı

Osmanlı Devleti'nin ABD'yi Vergiye Bağlaması


ABD, 1775 ile 1783 yılları arasında Birleşik Krallık’a karşı giriştiği Bağımsızlık Savaşı’ndan galip ayrılmış ve bağımsızlığını kazanmıştı. Bu tarihten itibaren doğal kaynakları, insan gücü ve yeni kurulmuş bir devlet olmanın vermiş olduğu motivasyonla hızlı bir gelişme sürecine girdi. Öyle ki sanayisi her geçen gün gelişiyor ve üretim düzeyi artıyordu.

Bir süre sonra üretim seviyesi iç tüketim seviyesinin üzerine çıktı. Bu durumda yapılacak tek bir şey vardı: Ticaret ve deniz yollarında etkin olmak.

ABD, Osmanlı Devleti ile hiçbir anlaşma yapmaksızın ticaret gemilerini Akdeniz’e geçirmek istedi. Anlaşılan ABD, yeni kurulmuş olmasından dolayı tecrübesizdi. Böylece diplomasiden, siyasi dengelerden ve hegemonyalardan da bihaberdi.

Kuzey Afrika, 18. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Devleti’nin hakimiyeti altındaydı. “Garp Ocakları” denilen Cezayir, Trablusgarp ve Tunus Osmanlı Devleti’ne bağlı eyaletlerdi.

Tarih: 25 Temmuz 1785. ABD, tüm bu siyasi dengelere karşın Akdeniz’den ticaret gemilerini geçirmeye çalışınca Cezayir açıklarında gemileri durduruldu ve gemilerine el konuldu. Daha sonra birkaç ABD ticaret gemisi daha aynı akıbete uğradı.

ABD donanmasının Osmanlı Devleti’ne karşı koyması mümkün değildi. Yaşanan bu gelişmelerin ardından donanmasını güçlendirmek için çalışmalara başladı. ABD Kongresi, bunun için Başkan George Washington’a 700 bin altın harcama yetkisi verdi.

Tarih: 5 Eylül 1795. ABD, bu duruma daha fazla katlanamadı ve anlaşma yapmaya karar verdi. Joseph Donaldson başkanlığında Amerikan heyeti ile Cezayir Beylerbeyi Gazi Hasan Paşa, Türkçe kaleme alınmış bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmaya göre Amerika esirlere karşılık 642 bin altın ve her yıl 12 bin altın ödeyecekti. Daha sonra Trablusgarp ve Tunus ile de benzer anlaşmalar yapıldı.

Bu anlaşma, ABD tarihinde (1786’da Fas ile Arapça yaptığı antlaşmadan sonra) ikinci yabancı dilde imzalanan anlaşmadır. Ayrıca yabancı bir devlete vergi ödemeyi kabul ettiği tek anlaşmadır.  

22 Eylül 2016 Perşembe

MİT'ten Dünyayı Şaşırtan Operasyon



Tarih: 9 Ağustos 2013. Haber kanalları bültenlerinde Beyrut'ta iki Türk pilotun kaçırıldığını duyuruyordu. Bütün haber ajansları ve medya kulisleri olayı kimin üstleneceği konusunda öngörüler üretirken, bütün bu tartışmalara son verecek cevap şimdiye kadar dünya kamuoyunda isimleri hiç duyulmamış olan bir gruptan geldi: İmam Rıza'nın Ziyaretçileri

Hizbullah'a yakın olduğu öne sürülen bu grup, Türk pilotlara karşılık fidye olarak İran'da kaçırılan 9 Lübnanlının serbest bırakılmasını şart koşuyordu. 

İki ülkenin dışişleri, o dakikadan itibaren devredeydi. Pilotların hangi adreste alıkonulduklarına dair bir bilgi edinilemiyordu. Nihayet 23 Ağustos 2013 tarihinde ilginç bir ihbar geldi. Türkiye'deki bir Lübnanlı turist, pilotların Hizbullah kontrolünde olan bir bölgedeki evde tutulduğunu haber verdi. 

Kaçırılma olayından 20 gün sonra tarihler 29 Ağustos'u gösterdiğinde Lübnan televizyonundaki görüntüler gündeme damgasını vurdu. Pilotlar sağlık durumlarının iyi olduğunu ancak kaygılarının gün geçtikçe arttığını ve bir an önce kurtarılmayı beklediklerini söylediler. 

Milli İstihbarat Teşkilatı, Lübnan'da "korsan avı" başlattı. Lübnan devleti ile birlikte Türk pilotu kaçıranların peşine düşüldü, korsanların kimlikleri tespit edildi ve müdahale için ilk temaslara başlandı. Türk pilotları kaçıran korsanlar, Suriye'de rehin tutulan 9 hacının serbest bırakılmasını istiyorlardı. Bunu ancak Türkiye sağlayabilir, çünkü "Türkiye güçlü bir ülke" diyorlardı. 

MİT harekete geçti. Murat kod adlı operasyona start verildi. MİT'in dış operasyonlar başkanlığına ait ekip 16 Ekim'de Suriye sınırına yola çıkmak üzere havalandı. Kaçırılan 2 Türk pilota karşılık serbest bırakılmaları istenen 9 Lübnan'lı hacı Azaz'da iki grubun çatıştığı bölgenin merkezinde kalmıştı. 9 Lübnanlı rehine o çatışmada öldürülürse buna karşılık olarak kaçırılan 2 Türk pilotun hayatı tehlikeye girecekti. MİT harekete geçti ve tam teçhizatlı operasyon ekibi ölüm riski altında çatışma bölgesine girdi. Murat kod adlı operasyon başarıyla sonuçlandı. MİT operasyon ekibi rehin tutulan 9 Lübnanlıyı Öncüpınar Sınır Kapısı'na getirdi. Daha sonra kaçırılan iki Türk pilot da Türkiye'ye getirildi. Tarihi operasyon hem dünyada hem de Lübnan'da nefeslerin tutulmasına yol açmıştı. 

KAYNAK

A Haber

22 Temmuz 2016 Cuma

Anadolu Ajansı Hakkında Kısaca Bilgi

Anadolu Ajansı, 6 Nisan 1920 tarihinde kurulmuştur. Bizzat Atatürk'ün emriyle ortaya çıkan bu müessesenin amacı, İstiklal mücadelesinde milli birliği tehlikeye düşürecek tahrik ve tesirlere karşı milleti uyanık tutmak, milli kurtuluşu sağlayacak karar ve hareketleri Türk milletine vaktinde bildirmektir. Kuruluşunda Halide Edip Adıvar ve Yunus Nadi'nin de önemli katkıları olmuştur. Ajansın büro olarak kullanması için Ziraat Mektebi'nin bir bölümü ayrılmıştır. 

O zaman üç-beş kişiden ibaret personel kadrosu ile devrin Matbuat Umum Müdürlüğü'ne bağlı bir müdürlük halinde çalışmalarına başlayan Anadolu Ajansı, kendisinden istenilen vazifeleri imkan ve araçlar doğrultusunda yapmak üzere faaliyete koyulmuştur.

1925 yılında Anonim şirket hüviyetine kavuşturulan Anadolu Ajansı, yirmi bin lira sermaye ile kurulmuş, ihraç edilen hisse senetlerini ise Hariciye Vekaleti satın almıştır. Ancak daha sonra kendisine uygun bir özerklik sağlamak için Hariciye Vekaleti'nin hisse miktarı düşürülmüştür.

Bugün merkezi Ankara'da bulunan ajansın Türkiye'nin birçok noktasında bürosu bulunmaktadır. 

KAYNAKÇA

Bu çalışmada, dönemin Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk'un 17.09.1971 tarihli Milliyet gazetesindeki yazısından yararlanılmıştır.