28 Nisan 2012 Cumartesi

KORE SAVAŞI





   Kore Savaşı, Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki husumete, bağlı oldukları blokların da girmesiyle yaşanan bir savaştır. Savaş, 1950 yılında başladı ve yaklaşık 3 yıl sürerek 1953 yılında sona erdi. Bu savaş, "Batı Bloku" ile "Doğu Bloku" arasında yaşanan ilk savaş olarak lanse edilir.


   Kore'nin hakimi, İkinci Dünya Savaşı'na kadar Japonya idi. Savaşta Japonya'nın ağır bir yenilgi alması üzerine Kore, Japonya'nın hakimiyetinden çıktı. Ülkenin yeni hakimi, savaşı kazanan ABD ve Sovyetler Birliği oldu. ABD ve Sovyetler Birliği, ülkeye kendi politikaları doğrultusunda yöneticiler atadılar. Ülke fiilen, Sovyetler'e bağlı yönetim ve ABD'ye bağlı yönetim olmak üzere ikiye bölündü. 38 enlem de sınır oldu.


   Kuzey Kore, 1950 yılında Güney Kore'ye saldırmış ve sınırlarını genişletmişti. Bu durum ABD'nin tepkisini çekti. Kuzey Kore'nin bu saldırısında Çin ve Sovyetler Birliği'nin de etkin rol oynadığını düşünüyordu. Bunun üzerine, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden bir karar çıkarttı. Bu kararda, Kuzey Kore'nin 38. enlemin kuzeyine çekilmesi isteniyordu. Ancak, Kuzey Kore, bu kararı dinlemedi ve sınırlarını yavaş yavaş genişletmeyi sürdürdü. 


   Birleşmiş Milletler, ülkeye askeri birlikler gönderdi. Bu askeri birlikler ağırlıklı olarak ABD'li askerlerden oluşuyordu. Gelen BM birlikleriyle beraber, Kuzey Kore birlikleri püskürtüldü. BM birlikleri, ilerleyen süreçte büyük bir başarı elde ederek, Kuzey Kore birliklerini neredeyse Çin sınırına kadar püskürttü. Bu, Çin'i oldukça endişelendirdi. Bundan sonra Çin, Kuzey Kore'yi aktif olarak destekleme kararı aldı. Çin'in bu hamlesiyle denge tekrardan Kuzey Kore lehine dönmeye başladı. 


   Daha sonra ABD'nin orduyu güçlendirmesi üzerine savaş daha da kızıştı ve sonunda iki ordu da 38. enlemde kaldı. Yani, iki ülkede savaş öncesi (38. enlem olan) sınırlarına çekildi.

UNUTULMAZ KOMUTAN FAHREDDİN PAŞA

   

   Fahreddin Paşa, 1868 doğumludur. İsmini tüm cihana duyuran olay ise Birinci Dünya Savaşı'nda meydana geldi. Fahreddin Paşa, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngilizlerle birlik olan Şerif Hüseyin'in başlattığı isyana karşı başarılı mücadelesiyle tanındı. Bu mücadele tarihe, "Medine Müdafaası" olarak geçti. Fahreddin Paşa'da buradaki mücadelesinden ötürü, bu tarihten itibaren "Medine Müdafii" olarak anıldı. İngilizlerin bölgedeki ajanı Lawrence ise ona "Çöl Kaplanı" diyordu.

   Fahreddin Paşa, Medine'ye, Cemal Paşa'nın emriyle gönderildi. Şerif Hüseyin'in İngiliz desteğiyle başlattığı isyanla birlikte, buradaki birliğin başına geçti. Burada başarılı mücadeleler verdi. 

   Savaş sonunda İngilizler tarafından esir alındı. Mısır'a ve Malta'ya sürgüne gönderildi. Yaklaşık 2 sene sonra ise sürgünden kurtuldu. Sürgünden sonra Anadolu'ya geldi ve Milli Mücadele'ye katıldı. Bu mücadelede de aktif rol oynadı. 

   Tarihe adını altın harflerle yazdıran Fahreddin Paşa, 22 Kasım 1948 tarihinde kalp krizi geçirmesi sonucunda vefat etti. 

27 Nisan 2012 Cuma

NATO(KUZEY ATLANTİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ)



   NATO'nun Türkçe olarak karşılığı, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'dür. Kuruluş tarihi, 4 Nisan 1949'dur. Merkezi ise Brükseldir. NATO'nun şu anda 28 üyesi bulunmaktadır. Genel Sekreterliğini, bir dönem Danimarka'nın Başbakanlığını da yapmış olan Andres Fogh Rasmussen yürütmektedir.

   NATO, kurulduğunda isminden ötürü bölgesel bir kuruluş olarak yoluna devam edeceği düşünülüyorken, hızla çok daha farklı bölgelere yayıldı.

   NATO, Sovyetler Birliği'ne karşı kurulmuş bir "güvenlik kalkanı"ydı. Sovyetler Birliği'ne karşı, ağırlıklı olarak ABD ve Avrupa ülkelerini koruma amacını güdüyordu. Bu sebeple "Batı İttifakı" olarak da adlandırılır.

   4 Nisan 1949 tarihinde Washington Antlaşması'nın imzalanmasıyla kuruluşu ilan edildi. Kuruluşunu takiben belli kuralları vardı. Bu kurallardan en önemlisi, üye olan ülkelerin ortak bir savunma mekanizması oluşturmalarıydı. Üye ülkelerden herhangi birine yapılacak bir saldırı tüm üye ülkeleri ilgilendirecekti. NATO'nun Sovyetler Birliği'ne bir kalkan olarak kullanılması, Sovyetler Birliği'ni pek de hoşnut etmedi. Sovyetler Birliği hemen harekete geçti ve karşı atağını yaptı; Varşova Paktı. Özellikle de Federal Almanya'nın NATO'ya katılması, Sovyetler Birliği'ni oldukça kızdırmıştı.

TÜRKİYE'NİN NATO'YA GİRİŞİ

   Türkiye'nin NATO'ya girişi ise, 1952 yılında gerçekleşti. Komşusu Yunanistan'la beraber üyeliğini gerçekleştirdi.

   NATO tarihinin en önemli olaylarından biri, De Gaulle yönetimindeki Fransa'nın NATO'dan ayrılması olmuştu. De Gaulle, ABD'nin Avrupa'nın içişlerine karışmasından rahatsızlık duyuyordu ve bu sebeple de oluşumdan ayrıldı. Bu, NATO'yu oldukça sarstı. Fransa'nın NATO'ya tekrardan dönmesi ise, Sarkozy ile olacaktı.

NATO'DAKİ GLADİO YAPILANMASI

   NATO, komünizme karşı mücadele anlamında, üye ülkelerde birtakım gizli oluşumlara gitti. Bu oluşum Gladio olarak akıllara yerleşti. Aslında Gladio, sadece İtalya'daki oluşumun adı idi. Başka ülkelerde daha farklı adlarla anılıyordu. Ancak, kamuoyu oluşumu genel olarak Gladio olarak isimlendirdi. Türkiye'de ise bu oluşumun, kontrgerilla olarak isimlendirildiği konuşulur.

NATO ÜYESİ ÜLKELER

ABD
Almanya
Arnavutluk
Belçika
Birleşik Krallık
Bulgaristan
Çek Cumhuriyeti
Danimarka
Estonya
Fransa
Hırvatistan
Hollanda
İspanya
İtalya
İzlanda
Kanada
Letonya
Litvanya
Lüksemburg
Macaristan
Norveç
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovakya
Slovenya
Türkiye
Yunanistan

11 Nisan 2012 Çarşamba

MAHMUT YILDIRIM'IN (YEŞİL) OPERASYONLARI





   “ Yeşil “ kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım, kamuoyunda yıllardır konuşulmuştur. İlişkileri, yaptıkları ve devletin içindeki konumu hep tartışılmıştır. Bugüne kadar hakkında birçok bilgi ortaya atıldı. Kimisi bu bilgileri doğru buldu, kimisi de gerçek dışı buldu.

   Bu bilgilerden biri de, 13 Nisan 1998 tarihinde PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Şemdin Sakık'ın yakalanması operasyonuna katıldığı idi. Bu iddia yıllardır konuşulmuştu. Ancak, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yaptığı açıklama bu kafa karışıklıklarını giderdi.

   Milli İstihbarat Teşkilatı, Diyarbakır özel yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yazılı bir açıklama gönderdi. Bu açıklamada, “ Yeşil “ kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'ın, Şemdin Sakık'ın yakalanması operasyonunda kullanıldığı belirtildi. Ayrıca, bu operasyon dışında iki operasyonda daha kullanıldığı da eklendi.

   PKK'nın üst düzey yöneticilerinden “ Parmaksız Zeki ” kod adlı Şemdin Sakık13 Nisan 1998 tarihinde Özel Kuvvetler tarafından rekor bir zamanlamayla Kuzey Irak'ta yakalanıp Türkiye'ye getirildi. Şemdin Sakık, 1993 yılında 33 silahsız erin öldürülmesi olayının planlayıcısıydı. Şemdin Sakık, şu anda Diyarbakır Cezaevi'nde.

    Yeşil "  kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'ın, Şemdin Sakık operasyonu dışında yer aldığı başka bir operasyon, Apo'ya yönelik gerçekleştirilmek istenen suikast olarak düşünülüyor. Bu operasyonun adı “ Mercedes operasyonu ”ydu. Ancak, bu konuda herhangi bir resmi açıklama yok.

8 Nisan 2012 Pazar

ZİRAAT BANKASI BANKACILIK OKULU


Ziraat Bankası, son yıllarda kurumsallaşma yolunda önemli adımlar attı. Yürürlüğe soktuğu Bankacılık Okulu, bu kurumsallaşma adımlarından en önemlisi.

Ziraat Bankası'nın, Bankacılık Okulu'nu açmasının bir sebebi yöneticilerini temelden yetiştirmek, diğer bir sebebi ise yöneticilerini kendi bünyesinden çıkartmaktır.

Bu doğrultuda çeşitli merkezlerde eğitimler gerçekleştiriliyor. Ziraat Bankası Bankacılık Okulları, Ankara ve İstanbul'da yer almakta.

Bu okullarda yöneticiliğin temel dersleri verilmekte. Daha fazla detaylı bilgiyi, Ziraat Bankası'nın resmi web sitesinden öğrebilirsiniz.

5 Nisan 2012 Perşembe

PATRONA HALİL İSYANI

LALE DEVRİ'NE SON VEREN İSYAN: PATRONA HALİL İSYANI





Patrona Halil İsyanı, 28 Eylül 1730 tarihinde patlak vermiştir. Osmanlı Devlet'inde görülen en büyük isyanlardan biridir.
Günlerce sürmüştür.
İsyanın elebaşısı, Patrona Halil isminde biriydi.
Patrona Halil, Bayezid Camii Hamamı'nda tellaklık yapıyordu.
İsyancıların baskısıyla, başta Nevşehirli Damat İbrahim Paşa olmak üzere 37 kişi idam edildi.
Ardından da 3. Ahmet tahttan uzaklaştırıldı.
İsyan sonucunda "Lale Devri" olarak bilinen dönem sona erdi.
Patrona Halil, 3. Ahmet'ten sonra iktidara gelen 1.Mahmud tarafından öldürtüldü.

4 Nisan 2012 Çarşamba

KURTLAR VADİSİ PUSU'DAKİ KARA KARAKTERİ GERÇEKTE KİM?


Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde usta oyuncu Hakan Boyav'ın canlandırdığı “Kara” karakteri son zamanlarda fenomen oldu. Karakter seyirci tarafından oldukça sevildi. Bunda karakteri oluşturan senarist kadar Hakan Boyav'ın oyunculuğu da etkili oldu.

Ancak bu iki sebep dışında başka bir sebep daha var; en az bunlar kadar önemli. Seyirci,  “Kara” karakterinde bazı gerçeklikler seziyor. Kurtlar Vadisi Pusu senaryo ekibinin, yaşanmış olaylardan sık sık etkilenmesi, bu seziyi kuvvetlendiriyor.

Nitekim, gerek ilk serisi olan Kurtlar Vadisi'nde gerekse Kurtlar Vadisi Pusu'da gerçeklerden esintiler oldukça çok gördük. Hatta bir ara devletin içinden “birilerinin” kulaklarına bazı bilgiler fısıldadığı yolunda iddialarda bulunuldu.

İplikçi Nedim, Laz Ziya, Aslan Akbey, Aron Feller, Şevko, İskender Büyük, Davut Tataroğlu ve Tuncay Kantarcı gibi dizideki karakterlerin gerçek kişilerden esinildiği yolunda güçlü kanaatler mevcut. Bu kanaatleri doğrulayacak noktalar da yok değil!

Pek, Kara karakteri gerçekte kim? Bu soruya, -yaygın kanaat- bir dönem devletin belli birimlerinde çalışmış olan ve şu anda akıbeti belli olmayan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım olarak cevap veriyor. Aslında dizinin ilk serisi olan Kurtlar Vadisi'nde, 51. bölümde dahil olan Yüksel Arıcı'nın canlandırdığı Pala karakterinin de Mahmut Yıldırım'ı canlandırdığı çokça konuşulmuştu. Unutmayın ki, ismi belirtilen Mahmut Yıldırım, “Yeşil” olarak lanse edildiği gibi, “Sakallı” olarak da lanse ediliyordu. Bu da “Pala” ismine bir gönderme niteliğindeydi.

Senaristlerin, Kara ismini seçmeleri çok açık bir şekilde bir dönem istihbarat teşkilatlarında etkili olan Yeşil'e naziredir. Buna ek olarak, Kara'nın ölmüş olduğunun bilinmesi bu analizi çok daha güçlendiriyor. Çünkü, Yeşil kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'ın da akıbeti bilinmemekte.