5 Aralık 2012 Çarşamba

12 EYLÜL DARBESİ ÖNCESİ YAŞANAN OLAYLAR



12 Eylül 1980 günü Türkiye yeni bir darbe ile uyanmıştı. Darbeyle birlikte hukuk rafa kaldırıldı ve uzun yıllar izleri silinmeyecek yaralar açıldı.

12 Eylül Darbesi'ne giden süreç, yakın tarihimizin en karanlık yıllarıydı. Birbiri ardına suikastler yaşanıyor, bombalar patlıyordu. Toplumun tüm kesimlerinde kutuplaşma hakimdi.

12 Eylül Darbesi'ni iyi bir şekilde analiz edebilmenin yolu, darbe öncesinde yaşananları incelemekten geçiyor.



3 Ocak 1977: Gaziantep Lisesi'nde yaşanan çatışmada 20 öğrenci ve 6 polis yaralandı.

7 Ocak 1977: Gaziantep'te çıkan olaylarda 7 kişi yaralandı, 200 kişi gözaltına alındı.

Artvin'de bütün liseler tatil edildi.

24 Ocak 1977: İstanbul Teknik Üniversitesi açıldı, fakat çıkan olaylar sebebiyle ders yapılamadı, okul boşaltıldı.

Farklı üç ilde bir öğretmen, bir öğrenci ve bir işçi öldü.

Adalet Partisi'nden bir milletvekili, olaylara karışan erkeklerin ve kızların askere alınmasını istedi.

Galatasaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi bir gün kapatıldı.

25 Ocak 1977: Laleli'de iki öğrenci açılan ateş sonucunda hayatını kaybetti.

CHP Milletvekili Hüseyin Erçelik: "Hükümet sanki yeni bir 12 Mart Muhtırası beklemektedir."

26 Ocak 1977: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, iki öğrencinin öldürülmesi üzerine 1 Şubat'a kadar kapatıldı.

6 Şubat 1977: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, "can güvenliği kalmadığı" gerekçesiyle 10 Şubat'a kadar kapatıldı.

7 Nisan 1977: Hacettepe Üniversitesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi çıkan olaylar nedeniyle kapatıldı.

1 Mayıs 1977İstanbul Taksim'deki 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarında çıkan olaylar sonucunda 34 kişi hayatını kaybetti.

27 Mayıs 1977: Mardin'de AP'lilerle CHP'liler arasında çıkan çatışmada 4 kişi öldü.

Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk: "Aşırılar pişman olacaklar."

15 Haziran 1977: Erzurum Üniversitesi Fen Fakültesi doçentlerinden Orhan Yavuz öldürüldü.

4 Ağustos 1977: Ankara'da çıkan çatışmalarda biri polis beş kişi hayatını kaybetti.

16 Mart 1978İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilere bomba ve silahlarla saldırı yapıldı. Saldırı sonucunda 5 kişi öldü, 47 kişi de yaralandı.

18 Mart 1978: İstanbul'un Ümraniye ilçesinde beş işçi işkence yapılarak öldürüldü.

24 Mart 1978: Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz otomobilinde kurşunlandı. Saldırı sonucunda Öz, hayatını kaybetti.

17 Nisan 1978: "Hamido" lakaplı Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, evine gönderilen bombalı paketi açması sonucunda hayatını kaybetti.

11 Temmuz 1978: Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Bedrettin Cömert, otomobilinde silahlı saldırıya uğradı. Saldırı sonucunda Cömert hayatını kaybetti.

9 Ekim 1978: Bahçelievler'de 7 öğrenci öldürüldü.

18 Aralık 1978: Kahramanmaraş'ta bir sinemaya atılan bombanın ardından Alevi ve Sunni vatandaşlar arasına çatışmalar çıktı. Olaylar yedi gün boyunca sürdü. 100'den fazla kişi hayatını kaybetti.

1 Şubat 1979: Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi, suikast sonucu öldürüldü.

28 Eylül 1979Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, otomobiliyle giderken yaylım ateşine tutularak hayatını kaybetti.

19 Kasım 1979: Gazeteci ve MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi İlhan Darendelioğlu, 5 el ateş edilerek öldürüldü.

20 Kasım 1979: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Ümit Doğançay öldürüldü. İstanbul Üniversitesi 6 gün kapatıldı.

3 Aralık 1979: Gazeteci Kemal Fedai Coşkuner, İzmir'de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.

7 Aralık 1979: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyoloji ve Metodoloji Kürsüsü Başkanı Prof. Cavit Orhan Tütengil, otobüs durağına yürürken açılan ateş sonucunda hayatını kaybetti.

28 Mayıs 1980: MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Saldırının ardından MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Bütün MHP'lileri ve ülkücüleri uyarıyorum, komünistlerin oyununa gelmemeliyiz" açıklamasını yaptı.

19 Temmuz 1980: Eski başbakanlardan Nihat Erim, İstanbul Dragos'ta öldürüldü.

22 Temmuz 1980: Maden-İş Sendikası Başkanı Kemal Türker öldürüldü.

3 Aralık 2012 Pazartesi

ADNAN MENDERES'İN UÇAK KAZASI


Tarih: 17 Şubat 1959

Başbakan Adnan Menderes, Kıbrıs görüşmeleri için THY'nin SEV uçağı ile Londra'ya uçmaktaydı.

Önemli bir yolculuktu... Demokrat Parti hükümeti bir süredir Kıbrıs sorunu ile uğraşmaktaydı. Sorunun çözümü için belli görüşmeler yapılıyor, temaslar kuruluyordu. Bu görüşmelerden biri de Londra'da gerçekleştirilecekti.

Ancak kötü hava koşulları nedeniyle THY'nin SEV uçağı, Londra yakınlarında düştü. Kaza sonucunda uçakta bulunan 16 kişi öldü, 10 kişi ise uçaktan sağ kurtuldu. Başbakan Adnan Menderes, kazadan hiç yara almadan kurtuldu. Menderes çıkartıldıktan 7-8 dakika sonra da uçak infilak etti. Kazada yaşamanı kaybedenler arasında şu isimler vardı: Basın Yayın ve Turizm Bakanı Server Somuncuoğlu, Eski Bayındırlık Bakanı Kemal Zeytinoğlu, THY Genel Müdürü Abdullah Parla, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Muzaffer Ensü, gazeteci Burhan Tan...




Yaralı olarak kurtulanlardan Başbakan Adnan Menderes'in Özel Kalem Müdürü Şefik Fenmen, kaza anını detaylı bir şekilde anlattı: "Uçak düştüğü zaman yerimden fırladım. Başvekil Menderes ve Umumi Katip Melih Esenbel içerdeydiler. Bu sırada uçağın kuyruğu kopmuş ve bir delik açılmıştı. Tekrar içeriye girdim. Menderes ve Melih Esenbeli ayakta ve arkadaşlarına bakar şekilde gördüm. Onlara yardım ederek beraberce dışarıya çıktık. İlerimizde 4 İngiliz duruyordu, bizi derhal arabalarına alarak evlerine götürdüler. Düşüşümüzden 8 dakika sonra uçakta infilah olduğunu sonradan öğrendim."(1)

Kazanın ardından CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı, Menderes'e geçmiş olsun telgrafı çekti.

Menderes, Londra Antlaşması'nı hastanedeki odasında imzaladı. 26 Kasım günü yurda dönen Menderes'i halk büyük sevgi gösterileriyle karşıladı. Menderes'in geçeceği havaalanından Edirnekapı'ya kadar olan yol boyunca çok sayıda kurban kesildi. Menderes kendisini karşılayanlara şu sözlerle hitap etti: "Elim uçak kazanından sonra mübarek vatan topraklarına, güzel İstanbul'a dönmüş bulunmaktayım. Şu anlarda sanki araya asırların hasreti girmiş gibi kavuşmanın müstesna heyecanını duymaktayım. Ancak hüzünle ve derhal ifade etmeliyim ki, bu kavuşmanın heyecanı yanında kıymetli arkadaşlarımızı kaybetmenin elemi ile kalbim tarifi çok güç tezatlı hislerin mihrakı halinde çırpınmaktadır...." (2)

(1)Milliyet gazetesi, 19.02.1959
(2)Milliyet gazetesi, 27.02.1959

1 Aralık 2012 Cumartesi

DEMOKRAT PARTİ'NİN İKTİDARA GELMESİ


Demokrat Parti'nin 14 Mayıs 1950'de yapılan seçimleri kazanması, uzun bir süredir tek parti rejimi ile yönetilen Türkiye için önemli bir adımdı. TBMM'de büyük bir üstünlük kurarak 408 milletvekiline sahip olan Demokrat Parti'den herkesin beklentisi büyüktü.



DEMOKRAT PARTİ'NİN İLK KABİNESİ

Başbakan Adnan Menderes'le birlikte önemli değişimlere imza atacak olan ilk kabine şu isimlerden oluşuyordu:

Dışişleri Bakanı: Fuat Köprülü
Adalet Bakanı: Halil Özyörük
Milli Savunma Bakanı: Refik Şevket İnce
İçişleri Bakanı: Rükneddin Nasuhoğlu
Bayındırlık Bakanı: Fahri Belen
Milli Eğitim Bakanı: Avni Başman
Tarım Bakanı: Nihat Eğriboz
Ulaştırma Bakanı: Tevfik İleri
Gümrük ve Tekel Bakanı: Nuri Özsan
İşletmeler Bakanı: Muhlis Ete
Ekonomi ve Ticaret Bakanı: Zühtü Velibeşe
Sağlık Bakanı: Prof. Nihad Reşat Belger
Çalışma Bakanı: Hasan Polatkan

Kabine bu isimlerden oluşurken Cumhurbaşkanlığına 387 oy ile Celal Bayar, TBMM Başkanlığına ise 385 oy ile Refik Koraltan seçildi. Yeni kabine ilk toplantısını 24 Mayıs günü Celal Bayar'ın başkanlığında yaptı.



PARADAN İNÖNÜ'NÜN RESMİNİN KALDIRILMASI

DP hükümetinin iktidara geldikten sonra aldığı ilk kararlardan biri, paraların üzerindeki resimlerle ilgiliydi. Buna göre kağıt ve madeni paralar üzerinde İsmet İnönü'nün resmi kaldırıldı. Yalnızca Atatürk'ün resminin bulunması kararlaştırıldı. Bu karar posta pulları için de geçerliydi, çünkü İnönü'nün resimleri posta pullarında da vardı. Hükümetin aldığı bu karar kimine göre "radikal", kimine göre de "normalleşme"ydi. DP hükümetinin iktidara gelişinin ilk günlerinden Türkiye'de önemli değişimlerin yaşanacağı hissediliyordu.

14 Mayıs günü DP'nin sandıktan büyük bir zaferle çıkmasının ardından herkes hükümet programını merak ediyordu. 28 Mayıs'da bizzat Adnan Menderes tarafından hükümet programı okundu. Adnan Menderes'in ardından bazı milletvekilleri söz aldı ve program üzerine düşüncelerini açıkladılar. Hükümet programında özellikle ekonomi üzerinde duruluyordu: Denk bütçenin kurulması, köylülerin kalkındırılması, karayollarına önem verilmesi, devlet harcamalarında tasarruf sağlanması...