30 Mayıs 2013 Perşembe

Cumhurbaşkanlarımız Sırasıyla İsimleri-Tarihleri



Türkiye'de, 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra 11  cumhurbaşkanı görev yaptı. İşte görev yapan cumhurbaşkanlarının isimleri ve görev yaptıkları tarihler:

1. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk: 29 Ekim 1923'te göreve başladı. 10 Kasım 1938'de görevi başında vefat etti.

2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü: 11 Kasım 1938'de göreve başladı. 22 Mayıs 1950'de görevi sona erdi.

3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar: 22 Mayıs 1950'de göreve başladı. 27 Mayıs 1960'ta yapılan darbe sonucunda görevi sonlandırıldı.

4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel: 27 Mayıs 1960'ta göreve başladı. 2 Şubat 1966'ta görevi sona erdi.

5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay: 28 Mart 1966'ta göreve başladı. 29 Mart 1973'te görevi sona erdi. 

6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk: 6 Nisan 1973'te göreve başladı. 6 Nisan 1980'de görevi sona erdi.

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren: 12 Eylül 1980 Darbesi'nden sonra 9 Kasım 1982'de göreve başladı. 9 Kasım 1989'da görevi sona erdi. 

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal: 9 Kasım 1989'da göreve başladı. 17 Nisan 1993'te görevi başında vefat etti.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: 16 Mayıs 1993'te göreve başladı. 16 Mayıs 2000'de görevi sona erdi.

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer: 16 Mayıs 2000'de göreve başladı. 28 Ağustos 2007'de görevi sona erdi. 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: 28 Ağustos 2007'de göreve başladı. 28 Ağustos 2014'de görevi sona erdi.

12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: 10 Ağustos 2014'de yapılan halk oylaması sonucunda ilk turda %52 oy alarak seçimi kazandı. 28 Ağustos 2014'de göreve başladı.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

C.Ronaldo Kimdir?Kısaca Hayatı


Cristiano Ronaldo, 5 Şubat 1985 tarihinde Madeira Adası'nda doğdu. Futbola Andorinha'da başlayan Ronaldo, 1995 yılında Nacional da Madeira takımına transfer oldu. Burada iki sene oynadıktan sonra Sporting Lizbon'a gitti. Henüz 12 yaşında olmasına karşın yeteneği ile dikkatleri üzerine çekmişti.

Sporting'de çeşitli kategorilerde oynayan Ronaldo, 17 yaş altı Portekiz milli takımı ile Avrupa 17 Yaş Altı Futbol Şampiyonası'nda oynadı. 2003 yılında Sporting Lizbon'un Manchester United'ı 3-1 yendiği karşılaşmada Manchester United teknik direktörü Alex Ferguson'un dikkatini çekti. Aynı yıl 12.24 milyon sterline Manchester United'a transfer oldu. Manchester United forması ile ilk golünü 1 Kasım 2003'te Portsmouth'a karşı attı. Aynı yıl Portekiz milli takımındaki ilk maçına çıktı. 

2003 ile 2009 yılları arasında forma giydiği Manchester United'ta 196 maça çıktı ve 84 gol attı. Bu forma altında Altın Top ve Altın Ayakkabı ödüllerini kazandı. 2006-2007 sezonunda İngiltere'de yılın futbolcusu ve yılın genç futbolcusu ödüllerini kazandı. 2007-2008 sezonunda 31 gol atarak Premier Lig'de gol kralı oldu. Aynı sezonda toplam 41 gol atan Ronaldo, George Best'e ait olan bir sezonda en çok gol atan kanat oyuncusu rekorunu kırdı. 2007-2008 sezonunda da İngiltere'de yılın futbolcusu seçildi.

11 Haziran 2009'da 96 milyon Euro bonservis ücreti karşılığında Real Madrid'e transfer oldu. İmza töreni 80 bin taraftarın önünde gerçekleşti.

26 Mayıs 2013 Pazar

İlber Ortaylı Kimdir?İlber Ortaylı Hayatı Kısaca


İlber Ortaylı, 1947 yılında Avusturya'daki bir mülteci kampında dünyaya geldi. Babası makine mühendisi Kemal Bey, annesi Kırım Türkü Şefika Hanım'dı. İki yaşına kadar Avusturya'da kaldıktan sonra ailesiyle birlikte Türkiye'ye gelen Ortaylı, öğrenimine İstanbul'daki Avusturya Lisesi'nde başladı ve Ankara Atatürk Lisesi'nde devam etti. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden mezun oldu. Daha sonra Viyana Üniveritesi'nde öğrenim gördü.

Chicago Üniversitesi'nde yüksek lisans çalışmasını yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler" adlı tezi ile doktor (1978), "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla da doçent oldu. Oxford, Cambirdge, Paris, Berlin, Viyana, Moskova, Princeton, Münih, Tunus, Kiel, Sofya, Yanya ve Strazburg üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı.

1989 yılında profesör olan Ortaylı, 2002 yılına kadar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı. 2002 yılında ise Galatasaray Üniversitesi'nde çalışmaya başladı ve halen buradaki görevini sürdürmektedir. Ayrıca Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Türk Hukuk Tarihi dersi vermektedir.

2005 yılında başladığı Topkapı Sarayı Müzeler Müdürlüğü Başkanlığı görevini 7 yıl boyunca sürdürdü ve 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu.

İLBER ORTAYLI'NIN KİTAPLARINDAN BAZILARI
  • Gelenekten Geleceğe
  • İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
  • Tarihin Sınırlarına Yolculuk
  • Osmanlı Barışı
  • Barış Köprüleri: Dünyaya Açılan Türk Okulları
  • Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-1
  • Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-2
  • Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-3
  • Tarihin Işığında
  • Türkiye'nin Yakın Tarihi
  • Yakın Tarihin Gerçekleri
  • İlber Ortaylı Seyahatnamesi

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Bulgaristan Türklerinin Kökeni


Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Bloomberg HT'de yayınlanan "Zaman Kaybolmaz" programında, Bulgaristan Türklerinin kökeni hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Balkanlar'daki en fazla Türk nüfusun Bulgaristan'da bulunduğunu belirten Ortaylı, Bulgaristan'daki Türk nüfusun ilk kaynağının Karaman Vilayeti'nden yapılan sürgünler olduğunu açıkladı. Ortaylı, "Kimisi 'git bakalım hemşehrim' diyerek yollananlar, kimisi kavga çıkaran aşiretler, kimisi gönüllü olanlardır" diye konuştu.

Ortaylı, açıklamalarına şu sözlerle devam etti: "İkinci kaynak Mithat Paşa'ya borçludur. 1853'de Kırım Savaşı oldu ve Kırım Türkleri bu yeni gelişten çok ümitlendiler. Fakat ondan sonraki katliamdan buraya attılar kendilerini ve o zaman çok kalabalık bir kitle Dobruca ile güneye yerleştirildiler."

"Üçüncüsü de aynı şekilde Kafkasyalıları, Çerkes kabileleri, Abhazları vs. buralara yerleştirdiler. Bilhassa Mithat Paşa büyük bir idareci olduğu için ustalıkla bunları iskan etti Bulgaristan'a. Onun için Bulgaristan halkı Mithat Paşa'dan 'Büyük Vali' diye bahseder yüz sene sonra bile. Hakikaten o coğrafyaya mührünü basmıştır. İktisadi tedbirleri de fevkalade kuvvetli olduğu için Bulgaristan'ın mahiyeti değişmiştir. Orada büyük bir kalabalık meydana gelmiştir. Dolayısıyla büyük ölçüde Türktürler. Din değiştiren Pomaklar vardır. Yani Bulgar olup da Müslüman olan. Fakat bunlar o kadar Türkleşmiş ve o kadar ağır bedel ödemişlerdir ki, mesela Jiskov'un jandarmaları Türk köyüne ayda bir geliyorsa bunlara haftada bir gelirdi."

KAYNAKÇA

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Zaman Kaybolmaz 24.10.2011, Bloomberg HT

24 Mayıs 2013 Cuma

KÖK HÜCRE TEDAVİSİ


NTV ekranlarında yayınlanan ve Sedat Küçükay'ın sunduğu "NTV'ye Sorun" programına, İstanbul Kök Hücre Tedavi Merkezi'nden Op. Dr. Mehmet Pütün konuk oldu. Pütün, kök hücre çalışmaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Pütün, kök hücre çalışmalarının önemi hakkında şu açıklamaları yaptı: "Şu anda tüm dünya bilim insanları kök hücre ile değişik hastalıkları tedavi etmeye çalışıyor. Deniyor ki, 'Önümüzdeki yılların tedavi yöntemi kök hücre olacak, hemen hemen tüm hastalıklar kök hücre ile tedavi edilebilecek.' O nedenle kök hücre çalışmaları çok önemli."

KÖK HÜCRE NEDİR?

Pütün: "Spermle yumurtanın döllenmesinden itibaren beşinci günde embriyo dediğimiz zigot, yaklaşık 150 hücre oluyor, bunlar vücudumuzda oluşan ilk kök hücreler. Bu 150 hücre vücudumuzun tüm dokularını, organlarını oluşturacak hücrenin ana kaynağı. En büyük özelliği her yönde tüm dokulara dönüşme yeteneği var. Göze gidiyor, göz dokusunu oluşturuyor. Karaciğerle ilgili bir uyarı alıyor, karaciğeri oluşturuyor. Pankreasta insülin salgılayan adacık hücrelerini oluşturuyor, insülin salgılıyor. Bu organlardaki küçük hasarları vücut kendisi onarabiliyor. Ama vücudun artık onarma yeteneğinin dışına çıkıldığı zaman kök hücre önem kazanıyor."

KÖK HÜCRE İLE SAÇ TEDAVİSİ

Kök hücre ile saç tedavisinin mümkün hale gelip gelemeyeceği sorusunu Pütün, "Saç ekimi ile birlikte kök hücre nakli şu anda uygulanıyor zaten. Saç ekiminin başarısını artırıyor" diye cevapladı.

KÖK HÜCRE İLE İNSAN ÖMRÜ UZAYACAK MI?

"Kök hücre araştırmaları insan ömrünü uzatabilecek mi?" sorusuna Pütün şu cevabı verdi: "Ölüme sebep olan belli organların yenilenme şansı arttıkça insan ömrünün de uzayacağını öngörebiliriz. Bu, şu aşamada sadece öngörüden ibaret."

NOT: Programın tamamını izlemek için tıklayınız

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Tarih Öncesi Çağlar Ne Demek?Kısa Bilgi


Yazının bulunmasından önceki çağlara Tarih Öncesi Çağlar denir. Bir diğer ismi "Prehistorik" olan bu çağlarda, yazının bulunmamasından dolayı herhangi bir yazılı belge günümüze ulaşamamıştır. Tarih Öncesi Çağlar hakkında elde edilen bilgiler, o dönem insanların kullandığı araçlar, gereçler ve eserler vasıtasıyla edinilmiştir. Yazının bulunması ile sona ermiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, bu çağ dünyanın her bölgesinde aynı zamanda yaşanmamıştır. 

TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR NELERDİR?

Tarih Öncesi Çağlar, insanların kullandıkları araç ve gereçlere göre sınıflandırılmıştır. Buna göre Tarih Öncesi Çağlar, 3 döneme ayrılmaktadır. Bunlar şu şekildedir:

1-) Taş Devri: Taş Devri de kendi arasında 3 bölüme ayrılmaktadır.
  • Eski Taş Devri- Yontma Taş Devri (Paleolitik Çağ)
  • Orta Taş Devri - (Mezolitik Çağ)
  • Yeni Taş Devri - Cilalı Taş Devri (Neolitik Çağ)

2-) Bakır-Taş Devri (Kalkolitik Çağ): Taş Devri ile Maden Devri arasında bir geçiş dönemidir. 

3-) Maden Devri: Madenin kullanılmasıyla başlar, yazının bulunmasıyla sona erer. Kendi arasında 3 bölüme ayrılmaktadır.
  • Bakır Devri
  • Tunç Devri
  • Demir Devri

TBMM BAŞKANI KİMDİR?

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek'tir. Çiçek, 4 Temmuz 2011'de TBMM Genel Kurulu'nda yapılan seçimle birlikte TBMM'nin 25. Başkanı oldu.

CEMİL ÇİÇEK'İN BİYOGRAFİSİ

Cemil Çiçek, 15 Kasım 1946 tarihinde Yozgat'ın Musabeyli köyünde doğdu. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yaptı. Mezun olduktan sonra bir süre avukatlık yapan Çiçek, siyasete ilk adımını Anavatan Partisi'nde (ANAP) attı. 1983 yılında Turgut Özal'ın liderliğinde kurulan Anavatan Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı. 1984 yerel seçimlerinde Yozgat Belediye Başkanı seçildi.

1987 yılında yapılan seçim sonucunda Yozgat Milletvekili olarak TBMM'ye girdi.
Daha sonra 5 dönem (20, 21, 22, 23, 24) Ankara Milletvekilliği yaptı.  Anavatan Partisi'nin iktidarlarında Devlet Bakanı ve kısa bir süre de Sağlık Bakanı olarak görev yaptı.

Adalet ve Kalkınma Partisi'ne katılan Çiçek, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde milletvekili oldu. Abdullah Gül tarafından kurulan 58. hükümette ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan 59. hükümette Adalet Bakanı olarak görev yaptı. Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan 60. hükümette ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. 4 Temmuz 2011'de yapılan seçimde 322 oy alarak TBMM Başkanı oldu.

Cemil Çiçek evli ve 3 çocuk babasıdır.

KAYNAKÇA

TBMM internet sitesi

TBMM Başkanlık Divanı Üyeleri Kimlerdir?


TBMM Başkanlık Divanı, toplam 15 üyeden (1 başkan, 4 başkanvekili, 7 katip üye ve 3 idare amiri) oluşur. Katip üyelerin ve idare amirlerin sayısı artırılabilir, fakat başkanvekillerin sayısı artırılamaz.

TBMM Başkanlık Divanı Üyeleri Şu Şekildedir:
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı - Cemil Çiçek - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili - Mehmet Sağlam - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili - Sadık Yakut - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili- Meral Akşener - MHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili - Şükran Güldal Mumcu - CHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Muhammet Bilal Macit - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Fatih Şahin - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Özlem Yemişçi - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Mine Lök Beyaz - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Bayram Özçelik - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Mustafa Hamarat - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Muhammet Rıza Yalçınkaya - CHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi - Tanju Özcan - CHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri - Mustafa Kabakcı - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri - Salim Uslu - AK Parti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri - Malik Ecder Özdemir - CHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri - Ali Uzunırmak - MHP
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri - Sırrı Sakık - BDP

Türkiye'deki Bakanlıklar ve İsimleri



Türkiye Cumhuriyeti 64. Hükümeti Üyeleri'nin İsimleri Şu Şekildedir:
  • Başbakan - Ahmet Davutoğlu
  • Başbakan Yardımcısı - Numan Kurtulmuş
  • Başbakan Yardımcısı - Mehmet Şimşek
  • Başbakan Yardımcısı - Tuğrul Türkeş
  • Başbakan Yardımcısı - Yalçın Akdoğan
  • Başbakan Yardımcısı - Lütfi Elvan
  • Adalet Bakanı - Bekir Bozdağ
  • Dışişleri Bakanı - Mevlüt Çavuşoğlu
  • İçişleri Bakanı - Efkan Ala
  • Ekonomi Bakanı - Mustafa Elitaş
  • Maliye BakanıNaci Ağbal
  • Milli Eğitim Bakanı - Nabi Avcı
  • Avrupa Birliği Bakanı - Volkan Bozkır
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı - Süleyman Soylu
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı - Berat Albayrak
  • Gençlik ve Spor Bakanı - Akif Çağatay Kılıç
  • Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı - Faruk Çelik
  • Milli Savunma Bakanı - İsmet Yılmaz
  • Gümrük ve Ticaret Bakanı - Bülent Tüfenkci
  • Kültür ve Turizm Bakanı - Mahir Ünal
  • Kalkınma Bakanı - Cevdet Yılmaz
  • Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı - Binali Yıldırım
  • Çevre ve Şehircilik Bakanı - Fatma Güldemet Sarı
  • Sağlık Bakanı - Mehmet Müezzinoğlu
  • Orman ve Su İşleri Bakanı - Veysel Eroğlu
  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı - Fikri Işık
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı - Sema Ramazanoğlu

19 Mayıs 2013 Pazar

MUAMMER GÜLER KİMDİR? KISACA HAYATI



Muammer Güler, 21 Mart 1949 tarihinde Mardin'de doğdu. Öğrenimine Ulus İlkokulu'nda başlayan Güler, ardından Cebeci Ortaokulu ve Gazi Lisesi'nde okudu. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yaptı.

Ankara Üniversitesi'nden 1972 yılında mezun olan Güler, 14 Mart 1973'te Balıkesir Maiyet Memuru, yani kaymakam adayı olarak ilk görevine başladı. Buradaki görevini tamamladıktan sonra Denizli Çal Kaymakam Vekilliği, Kırklareli Pehlivanköy ile Erzurum Horasan kaymakamlıklarında görev yaptı. 1982 yılında İçişleri Bakanlığı Personel Şube Müdürlüğü'ne atandı. İçişleri Bakanlığı'nda Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Personel Genel Müdürlüğü'nde bulundu.

İçişleri Bakanlığı'ndaki görevi sırasında Niğde Valiliği'ne atandı. Ardından 27 Eylül 1993'te Kayseri Valiliği'ne, 6 Temmuz 1994'te Gaziantep Valiliği'ne, 28 Temmuz 2000'de Samsun Valiliği'ne, 30 Ocak 2003'te İstanbul Valiliği'ne atandı.

İstanbul Valiliği görevini 2010 yılına kadar sürdüren Güler, 12 Mayıs 2010 tarihinde Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'na atandı. 2011 yılında yapılan seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi'nden milletvekili olabilmek için 7 Mart 2011'de görevinden istifa etti. 24. Dönemde Mardin'den milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. TBMM İçişleri Komisyonu Başkanlığı'na seçildi.

24 Ocak 2013 tarihinde yapılan kabine değişikliği ile İçişleri Bakanlığı görevine getirildi.

KAYNAKÇA

18 Mayıs 2013 Cumartesi

BÜLENT ECEVİT SÖZLERİ



Köylü savaşta en önde giderek nasıl memleketi kurtardıysa, barışta da en önde gidip gerçek kalkınmayı sağlayacaktır. [1]

Eğer içimizden gelen engelleri aşabilirsek dıştan gelen her engeli etkisiz bırakabilecek güce sahibiz. [2]

Sayın yargıç, yaşayabilmek için kendimi özgür bir ülkede farz etmek zorundayım. Umarım ki, fazla yanılıyor olmayayım. [3] (Siyasi Partiler Yasası'na muhalefet ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemede)

Aydının sağı solu olmaz. [4]

Yeraltı kömür işçisinin işi, her gün canlı mezara inmek gibidir... [5] Liberalizm, devletçilik, plan, kalkınma hızı, maliyet... Bütün bunlar, yeryüzünde yüzlerce metre derinde anlamını yitirir. [6]

Amerikan Konsolosu Türkiye'deki ara seçimlerle ilgili görüşlerini açıklıyor, 'ANAP kazanır' diyor suç olmuyor, ben bir partinin toplantısında konuşuyorum, suç oluyor. Bu nasıl demokrasi? Dudaklarım var oldukça konuşacağım. [7]

Eğitim düzeyi bizden çok daha düşük olan Hindistan'da demokrasi uygulanıyor. Kuzey Kutbu'ndaki Grönland Eskimoları, Danimarka'daki demokrasinin tıpkısını başarı ile uyguluyorlar. Böyle bir dünyada Türkiye'nin başında bulunanlardan toplumun üst tabakalarında olanlardan bazılarının kendi halkımızı tam demokrasiye layık görmemeleri çok acı. [8]

Türkiye'de demokrasiye zararın halktan değil, toplumun okumuş-yazmış üst tabakalarının bazı kesimlerinden geldiği nedense bilmezden geliniyor. [8]

[1] Milliyet gazetesi, 17.09.1986
[2] Milliyet gazetesi, 10.08.1978
[3] Milliyet gazetesi, 18.07.1986
[4] Milliyet gazetesi, 20.11.1989
[5] Milliyet gazetesi, 14.03.1965
[6] Milliyet gazetesi, 17.03.1965
[7] Milliyet gazetesi, 17.09.1986
[8] Milliyet gazetesi, 15.08.1987

Falih Rıfkı Atay'ın Hayatı


Falih Rıfkı Atay, 1894 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Hoca Hilmi Efendi, annesi ise Huriye Cemile Hanım'dı. Öğrenimine Rehber-i Tahsil Rüştiyesi'nde başladı. Daha sonra Mercan İdadisi'nde öğrenimine devam etti. Yükseköğrenimini ise Darülfünun Edebiyat Fakültesi'nde yaptı. İlk yazısı 1911 yılında "Servet-i Fünun" dergisinde yayımlandı. "Tecelli" ve "Kadın" dergilerinde de kaleme aldığı şiirleri çıktı. 1913 yılında Tanin gazetesinde yazmaya başladı. Böylece gazeteciliğe ilk adımı atmış oldu.

Bu görevini sürdürürken önce Babıali Mektubi Kalemi'nde katip, daha sonra ise Dahiliye Nezareti'nde Talat Paşa'nın özel kalemi olarak çalıştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak Suriye ve Filistin'de görev yaptı. Savaş sırasındaki anılarını "Ateş ve Güneş" isimli kitabında kaleme aldı.

İstanbul'a döndükten sonra 1918'de Ali Naci, Kazım Şinasi ve Necmettin Sadık ile birlikte Akşam gazetesini kurdu. Burada Milli Mücadele'yi destekleyen yazılar yazdı. Bir süre sonra yazdığı yazılar sebebiyle idamla yargılandı. İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra idamdan kurtuldu.

1922 yılında Anadolu'ya geçen Atay, yazılarına Hakimiyet-i Milliye ve Tanin gazetelerinde devam etti. 1923 yılında Bolu milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Bu sırada Ulus, Milliyet ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde yazılar yazmayı sürdürdü. Yeni Türk Alfabesinin hazırlanması sürecinde Dil Encümeni'nde çalıştı.

Falih Rıfkı Atay, 20 Mart 1971'de İstanbul'da vefat etti.

FALİH RIFKI ATAY'IN ESERLERİ

ANI
Ateş ve Güneş
Zeytindağı
Atatürk'ün Bana Anlattıkları
Mustafa Kemal'in Mütakere Defteri
Çankaya
Batış Yılları
Atatürk'ün Hatıraları
Atatürk Ne İdi?

GEZİ
Faşist Roma, Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya
Deniz Aşırı
Yeni Rusya
Moskova-Roma
Bizim Akdeniz
Taymis Kıyıları
Tuna Kıyıları
Hind
Yolcu Defteri
Gezerek Gördüklerim

FIKRA
Eski Saat
Niçin Kurtulmamak
Çile
İnanç
Kurtuluş
Pazar Konuşmaları

17 Mayıs 2013 Cuma

Fatih Sultan Mehmet'in Kısaca Hayatı


Fatih Sultan Mehmet, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murat, annesi ise Hatice Hüma Hatun'du. 11 yaşında Manisa'da Saruhan sancakbeyi oldu. Dönemin önemli bilginleri tarafından dersler aldı. Hocaları arasında Molla Gürani, Temcidoğlu, Çelebizade Mehmet, Molla Hüsrev gibi isimler vardı.

1443 yılında ağabeyi Alaaddin Ali Çelebi'nin vefat etmesi üzerine tahtın tek varisi oldu. Babası İkinci Murat'ın tahttan feragat etmesiyle birlikte -1444 yılında- henüz 12 yaşındayken tahta çıktı. Bu durum devlet adamları arasında bazı rahatsızlıklara sebep oldu. Tahta oturalı çok kısa bir süre olmuşken Haçlı Seferi ile karşı karşıya kaldı. Birtakım devlet adamlarının isteği üzerine İkinci Murat tekrardan tahta geçti. Fatih Sultan Mehmet ise Manisa'ya gitti. 

Babası İkinci Murat'ın 1451 yılında vefat etmesi üzerine 19 yaşında ikinci kez tahta çıktı. Fatih Sultan Mehmet, tahta oturur oturmaz İstanbul'un fethine yoğunlaştı. 1453 yılına dek yaptığı hazırlıkların ardından 6 Nisan'da kuşatmayı başlattı. 53 gün süren kuşatmanın ardından 29 Mayıs günü İstanbul fethedildi.

Fatih Sultan Mehmet, bilime ve sanata çok önem verirdi. Örneğin, dönemin önemli bilimadamlarından Ali Kuşçu'yu İstanbul'a çağırdı. İtalyan ressam Gentile Bellini'yi de İstanbul'a çağırdı ve resimlerini yaptırdı.

Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481'de vefat etti. 

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDE FETHEDİLEN YERLER
  • 1459'da Belgrad'ın dışında bütün Sırbistan Osmanlı egemenliğine girdi.
  • 1460'da Venediklilerin elindeki bazı kaleler dışında Mora ve Atina şehri ele geçirildi.
  • 1461'de Trabzon Rum İmparatorluğu'na son verildi.
  • 1462'de Eflak Osmanlı hakimiyeti altına girdi.
  • 1463'de Bosna fethedildi. Osmanlı'nın gösterdiği hoşgörüden etkilenen Boşnaklar Müslümanlığı benimsemişlerdir.
  • 1465'de Hersek Osmanlı hakimiyeti altına alındı.
  • 1476'da Boğdan Osmanlı hakimiyetine alındı.
  • 1478'de Arvanutluk ele geçirildi.
  • 1480'de İtalya'ya yapılan sefer neticesinde Otranto fethedildi.

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDE DENİZLERDE FETHEDİLEN YERLER
  • Eğriboz, İmroz, Limni, Midilli, Bozcaada, Taşoz, Semadirek, Gökçeaada, Zenta, Ayamavra ve Kefalonya adaları alındı.

Yavuz Sultan Selim'in Kısaca Hayatı



Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470'de Amasya'da doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi ise Dulkadirli ailesinden Aişe Hatun'du. Devrin önemli alimlerinden dersler alarak çok iyi bir eğitimden geçti. Babası Sultan İkinci Bayezid tarafından devlet idaresi ve askeri konularda tecrübe kazanması için Trabzon Sancağı'na gönderildi. Buradaki görevi sırasında Gürcüler üzerine sefer düzenledi. Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızı Hafsa ile evlendi. [1]

24 Nisan 1512'de tahta çıkan Yavuz Sultan Selim'in ilk hedefi, doğuda Safevi Devleti'nin yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırmaktı. Bu doğrultuda 1514 yılında İran üzerine sefere çıktı. 23 Ağustos 1514'te gerçekleşen Çaldıran Savaşı'nda Osmanlı kuvvetleri Safeviler karşısında büyük bir zafer kazandı. İlerleyişini sürdüren Yavuz Sultan Selim Tebriz'e girdi. Bu zaferin ardından 12 Haziran 1515'de Dulkadiroğlu Beyliği'ne son vererek Anadolu'daki Türk birliğini sağladı.

Memlükler ile Safevilerin ittifak yapması üzerine Yavuz Sultam Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. Kısa bir sürede Memlük ordusunu yenilgiye uğrattı. Bu zaferle birlikte Suriye, Filistin, Lübnan ve Ürdün Osmanlı topraklarına katıldı. 22 Ocak 1517'deki Ridaniye Zaferi ile Mümlükleri bir kez daha yenilgiye uğrattı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti yıkıldı. Halifelik Osmanlı Devleti'ne geçti ve Kahire'de bulunan kutsal emanetler İstanbul'a getirildi.

Osmanlı Devleti'nin dokuzuncu padişahı Yavuz Sultan Selim, 12 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıbandan dolayı vefat etti.


[1] İlber Ortaylı, Milliyet gazetesi, 16.09.2012

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Osmanlı Devleti Lale Devri Özet


Osmanlı tarihinde, 1718'de Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması'ndan 1730'daki Patrona Halil İsyanı'na kadar geçen döneme Lale Devri denilmiştir. 12 süren Lale Devri'nin padişahı Üçüncü Ahmet, sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır.

LALE DEVRİ'NDE YAPILAN YENİLİKLER MADDELER HALİNDE

Bu dönemde bilim, teknoloji, düşünce ve sanat alanında önemli yeniliklere imza atıldı. Lale Devri'nde yapılan yenilikler maddeler halinde şunlardır:

  • İngiltere (Londra), Fransa (Paris), Rusya (Moskova) ve Avusturya (Viyana) gibi Avrupa devletlerinde ilk kez geçici elçilikler açıldı. Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın önemli merkezlerinde geçici elçilikler açmasındaki en önemli sebep Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etmekti.
  • İbrahim Müteferrika, 1727 yılında, Mehmed Said Efendi'nin yardımıyla ilk Türk matbaasını kurdu. İbrahim Müteferrika'nın evinde kurulan bu matbaada dini kitaplar haricinde birçok kitap basıldı. İlk basılan kitap 'Vankulu Lügati' adlı sözlüktür.
  • Şair Nedim'in başkanlığında Doğu ve Batı dillerinden tercümeler yapan Türcüme Heyeti kuruldu. Heyette Yanyalı Esad Efendi ve Mehmed Said Efendi gibi isimler de vardı.
  • İstanbul'da yeniçerilerden oluşturulan ilk itfaiye teşkilatı olan Tulumbacı Ocağı kuruldu.
  • Çiçek hastalığı için ilk defa aşı uygulanmıştır.
  • Çok sayıda cami, medrese, saray, çeşme, köşk inşa edildi. Yalova'da kağıt fabrikası, İstanbul'da ise çini fabrikası ve kumaş fabrikası açıldı.

Lale Devri'nde yapılan eğlenceler ve harcamalar halkın tepkisini çekiyordu. Bunun yanında İran'la yapılan savaşta başarısız sonuç alınması üzerine -1730 yılında- Patrona Halil İsyanı patlak verdi. İsyan sonucunda Üçüncü Ahmet tahttan indirildi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ise idam edildi.

10 Mayıs 2013 Cuma

Anneler Günü'nün Tarihçesi Kısaca



Annelere özel gün kutlaması çok eski dönemlere kadar uzanmakta. Anaerkil dönemde Anadolu'da Ana Tanrıça Kibele için yapılan kutlama ve Antik Yunan'da pek çok tanrının anası olan Rhea için yapılan ilkbahar festivali buna örnek olarak gösterilebilir.

İngilizler 1600'lü yıllarda Paskayla Yortusu'nun dördüncü pazarını Anneler Günü olarak kutlamaya başladı. [1]

ANNELER GÜNÜ NE ZAMAN KUTLANMAYA BAŞLANDI?

Anneler Günü'nün resmi olarak kutlanması fikri ilk olarak 1872 yılında kadın hakları savunucusu Julia Ward Howe'un aklına geldi ve ilk kez Boston'da yapılan bir yürüyüş ile kutlandı.

Bu girişimin ardından ABD'nin Philadelpia eyaletinde yaşayan Anna Jarvis adında bir öğretmen, annesinin ölüm yıldönümü olan 9 Mayıs'ın Anneler Günü olarak kutlanması için bir kampanya başlattı. Anna Jarvis, annesine gereken ilgiyi göstermediğine inanıyordu. Üstelik ölmeden kısa bir süre önce annesi ile kavga da etmişti. Bu sebeple büyük pişmanlık yaşıyordu. Kampanyasını hayata geçirmek için birçok kişi ile iletişime geçen Anna Jarvis, sonunda amacına ulaştı. Bu arada Anna Jarvis'in mali anlamda en büyük destekçisi John Wanamaker adlı giyim tüccarıydı. 1914 yılında Amerikan Kongresi'nin aldığı kararla Mayıs ayının ikinci pazarının Anneler Günü olarak kutlanması kabul edildi. [2]

Anneler Günü Türkiye'de ise 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanmakta.

[1] Radikal gazetesi, 13.05.2001

[2] Ahmet Turhan Altıner, Milliyet gazetesi, Pazar eki, 09.05.2004

NATO HAKKINDA BİLGİ


NATO'nun açılımı "North Atlantic Treaty Organization", Türkçe karşılığı ise "Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü"dür.

NATO'nun kuruluşunda en önemli adım, 11 Haziran 1948'de ABD Senatosu'nda kabul edilen ve teklifin sahibi Arthur Vandenberg'in ismi ile anılan "Vandenberg Kararı"dır. Bu kararın hedefinde, 'uzun bir süredir Avrupa ile ittifaktan kaçınan ABD'nin bu politikasında değişiklik sağlamak' vardı. Bu kararın ardından 4 Haziran 1949'da 12 devletin katılımı ile Kuzey Atlantik Paktı (NATO) kuruldu. Türkiye, Yunanistan ile birlikte 1952 yılında NATO'ya üye oldu.

NATO'NUN KURULUŞ AMACI VE İŞLEYİŞİ
  • Sovyetler Birliği'ne karşı bir güvenlik kalkanı oluşturmak.
  • Üye ülkeler arasında savunma işbirliğini geliştirmek.

NATO'nun işleyişi, 5. madde de açıkça belirtilmektedir. Bu madde çerçevesinde, üye ülkelerden herhangi birine ya da birkaçına yapılacak saldırı, örgüte üye tüm ülkelere yönelik bir saldırı olarak kabul edilir.

NATO'nun en üst karar organı Kuzey Atlantik Konseyi'dir. NATO'nun en yüksek askeri organı ise Askeri Komite'dir. NATO'nun Kara Komutanlığı İzmir'dedir.

NATO'NUN MERKEZİ NERESİDİR?

Nato'nun merkezi Brüksel'dir.

NATO'NUN ÜYE SAYISI KAÇTIR?

NATO'nun 28 üyesi vardır. Bu ülkeler şunlardır: ABD, Almanya, Arnavutluk, Belçika, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İtalya, İzlanda, Kanada, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Türkiye, Yunanistan.

ÖMER SEYFETTİN'İN KISACA HAYATI



Türk edebiyatının önemli hikayecilerinden Ömer Seyfettin, 1884 yılında Gönen'de doğdu. Babası Ömer Şevki Bey, annesi ise Fatma Hanım'dı. Eğitimine mahalle mektebinde başladı. Ardından Mekteb-i Osmani'ye kaydolan Ömer Seyfettin, eğitimine Askeri Baytar Rüştiyesi'nde devam etti. 1896'da mezun olduktan sonra Edirne Asker idadisi'ne girdi ve 1900'de mezun oldu. 1903 yılında ise Mekteb-i Harbiye-i Şahane'den Piyade Asteğmen olarak mezun oldu.

1911 yılında Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp ile birlikte "Genç Kalemler" dergisini çıkardı. Dergide yayınlanan "Yeni Lisan" isimli ilk yazısı, Milli Edebiyat'ın başlangıç noktasını oluşturur.

Bir süre orduda görev yapan Ömer Seyfettin, daha sonra kendini büsbütün yazı hayatına verebilmek için tazminat verip ordudan ayrıldı. [1] Fakat Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine tekrar askere çağrıldı. Yanya Kalesi'nde esir düştü. Bir yıllık tutsaklığın ardından İstanbul'da döndü.

"Türk Sözü" adlı derginin başyazarlığını yapan Ömer Seyfettin, 1914'te de Kabataş Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapmaya başladı. 6 Mart 1920'de vefat etti.

Ömer Seyfettin'in edebiyata en büyük hizmetleri; edebiyatı şairanelikten kurtarmak, okura arı Türkçe'nin tadını hatırlatmak, İstanbul'dan dışarı çıkamayan gözlemciliği yurt düzeyine, Balkan yörelerine doğru genişletmektir. [1]

[1] Haldun Taner, Milliyet gazetesi, 04.03.1984

9 Mayıs 2013 Perşembe

Birinci Dünya Savaşı'ndan Sonra İmzalanan Antlaşmalar



Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan antlaşmalar şunlardır;

Versay Antlaşması

  • İtilaf Devletleri ile Almanya arasında 28 Haziran 1919'da imzalanmıştır.
  • Almanya'nın sahip olduğu toprakların bir bölümü Fransa, Belçika, Litvanya, Çekoslovakya, Danimarka ve Polonya arasında paylaştırıldı.
  • Almanya'nın Uzak Doğu'daki sömürgeleri Japonya'ya bırakıldı.
  • Almanya'da zorunlu askerlik kaldırıldı ve ordunun en çok 100 bin kişilik olması kabul edildi.
  • Almanya çok ağır bir savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı.
  • Anlaşmadaki ağır maddeler, bir süre sonra Hitler'in iktidara gelmesine ve ardından İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesine yol açmıştır.

Saint Germain Antlaşması

  • İtilaf Devletleri ile Avusturya arasında 10 Eylül 1919'da imzalandı.
  • Avusturya, Macaristan'ın bağımsız bir devlet olmasını kabul etti.
  • Çekoslovakya ve Yugoslavya devletleri kuruldu.
  • Avusturya ordusunun en fazla 30 bin kişi olması kararlaştırıldı. Ayrıca mecburi askerlik de kaldırıldı.
  • Avusturya topraklarının bir kısmı Romanya, İtalya, Polonya ve Yugoslavya arasında paylaştırıldı.

Nöyyi Antlaşması

  • İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında 27 Kasım 1919'da imzalanmıştır.
  • Batı Trakya Yunanistan'a, Güney Dobruca Romanya'ya bırakıldı.
  • Bulgaristan savaş tazminatına mahkum edildi.
  • Bulgaristan ordusuna sınırlama getirildi ve mecburi askerlik kaldırıldı.

Trianon Antlaşması

  • İtilaf Devletleri ile Macaristan arasında 4 Haziran 1920'de imzalanmıştır.
  • Macaristan topraklarının bir bölümü Çekoslovakya, Avusturya, Yugoslavya, Romanya, Polonya ve İtalya arasında paylaştırıldı.
  • Macaristan ordusuna sınırlama getirildi.

Sevr Antlaşması

  • İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 10 Ağustos 1920'de imzalandı.
  • Doğu Trakya, Batı Anadolu, Gökçeada ve Bozcaada Yunanistan'a bırakılacak.
  • Urfa, Antep, Maraş, Mardin ve Suriye Fransa'ya bırakılacak.
  • Güneybatı Anadolu İtalya'ya; Arabistan, Irak, Yemen ve Filistin İngiltere'ye verilecek.
  • Boğazlar bütün devletlerin gemilerine açık olacak ve yönetimi Boğazlar Komisyonu'na devredilecek.
  • Van, Bitlis, Erzurum ve Trabzon'da Ermeni Devleti kurulabilecek.
  • Osmanlı Devleti'nin askeri kuvveti 50.700 kişi ile sınırlandırılacak ve ağır silahlar bulunmayacak.
  • Sevr Antlaşması'nın, meclis tarafından onaylanmadığı için herhangi bir hukuki geçerliliği yoktur.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Adnan Menderes Kimdir? Kısaca Hayatı



Adnan Menderes, 1899 yılında Aydın'da doğdu. Babası İbrahim Ethem Bey, annesi ise Tevfika Hanım idi. Annesini, babasını ve kızkardeşini küçük yaşta kaybeden Menderes'i, babaannesi büyüttü. İttihat ve Terakki İdadisi'nde eğitim gördükten sonra Amerikan Koleji'ne gitti. Birinci Dünya Savaşı sırasında askere çağrıldı, ancak yolda sıtma hastalığına yakalanmasından dolayı cepheye gidemedi.

Menderes, siyasi hayatına 1930 yılında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Aydın İl Başkanı olarak başladı. Kısa bir süre içinde Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılması üzerine Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti. Bu geçişte Atatürk ile Aydın'da yaptığı görüşmenin önemli bir etkisi olmuştu. (Detaylı bilgi için bakınız. Atatürk ve Adnan Menderes)

1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Aydın milletvekili seçilen Menderes, meclisin en genç isimlerinden biri olmuştu. Bu sırada bir yandan eğitimine de devam ederek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

12 Haziran 1945'te Celal Bayar, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü ile birlikte Dörtlü Takrir'i vererek Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nu eleştirdi. Bunun üzerine 25 Eylül 1945'te CHP'den ihraç edildi.

1946'da kurulan Demokrat Parti'nin kurucuları arasında yer aldı. Bir yıl sonra yapılan seçimlerde Kütahya milletvekili olarak meclise girdi. 1950 seçimlerinden sonra başbakan oldu. 17 Şubat 1959'da Kıbrıs görüşmeleri için Londra'ya giderken uçağı düşen Menderes, kazadan hafif yaralı olarak kurtuldu.

27 Mayıs 1960'ta gerçekleşen darbenin ardından tutuklanarak Yassıada'ya götürüldü. Yüksek Adalet Divanı'nda yapılan yargılama sonunda ölüm cezasına çaptırıldı. 17 Eylül 1961 günü Yassıada'da idam edildi.

7 Mayıs 2013 Salı

AHMET HAŞİM'İN KISACA HAYATI



Ahmet Haşim, 1844 yılında Bağdat'ta doğdu. Babası Ahmet Hikmet Bey, annesi ise Sara Hanım idi. 12 yaşında annesini kaybeden Haşim, babası ile birlikte İstanbul'a geldi ve Numune-i Terakki Mektebi'ne kaydoldu. Burada bir sene okuduktan sonra Mekteb-i Sultani'ye girdi. Ahmet Haşim'in şiire olan ilgisi burada başlamıştı.

Mekteb-i Sultani'den mezun olduktan sonra Reji İdaresi'ne görev yaptı. 1908 yılında İzmir Sultanisi'nde Fransızca öğretmenliği yapmaya başladı. İstanbul'a döndükten sonra çeşitli memurluk görevlerinde bulundu. Bir süre Anadolu Demiryolları'nda çalıştı. Fakat hastalanması üzerine görevini bırakmak zorunda kaldı. Tedavi görmek üzere Frankfurt'a gitti. İstanbul'a döndükten sonra Sanayi-i Nefise Mektebi'nde (Güzel Sanatlar Akademisi) ve Mülkiye Mektebi'nde öğretmenlik yaptı.

Edebiyat-ı Cedide'ye tepki olarak doğan Fecr-i Ati edebi akımının içerisinde yer aldı. Bu grubun yayınladığı Servet-i Fünun dergisinde şiirler ve makaleler kaleme aldı. Onun şiirlerinde sonbahar ve akşam kızıllığı önemli yer tutar. En çok dikkat çeken şiirlerinden olan "Merdiven"de bu özelliğini görmek mümkün.

Ahmet Haşim, 4 Haziran 1933'te vefat etti. 

AHMET HAŞİM'İN ESERLERİ

Göl Saatleri
Piyale
Bize Göre Gurebahane-i Laklakan
Frankfurt Seyahatnamesi

Kazım Karabekir'in Kısaca Hayatı



Kazım Karabekir, 23 Temmuz 1882 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Mehmed Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanım idi. 1900 yılında Harp Okulu'na giren ve 1902 yılında mezun olan Karabekir, eğitimine Erkan-ı Harbiye Mektebi'nde devam etti. 1905'te üstün başarı göstererek birincilikle mezun oldu.

İki yıllık stajını Manastır'da tamamladıktan sonra İstanbul Harbiye Mektebi'ne tayini çıktı. Meşrutiyet'ten sonra Edirne'de 3. Fırka erkanı harpliğine getirildi. 31 Mart Ayaklanması'nı bastıran Hareket Ordusu'nda yer aldı. 1910'da Arnavutluk isyanın bastırılmasında görev alan Karabekir, 1912'de binbaşılık rütbesine terfi etti.

Balkan Savaşları sırasında Bulgarlara esir düştü, fakat imzalanan anlaşmayla serbest bırakıldı. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Çanakkale Cephesi'ne gönderildi. Kerevizdere'de Fransızlara karşı büyük başarılar kazandı ve rütbesi Miralaylığa (Albaylığa) yükseltildi. Buradaki görevinin ardından Irak'ta 18. Kolordu Komutanı olarak görev yaptı. 1917 yılında Diyarbakır'daki 2. Kolordu Komutanlığı'na atandı.

1. Kafkas Kolordu Komutanı olarak Erzincan, Erzurum, Kars ve Sarıkamış'ı Ermenilerin işgalinden kurtardı. 2 Mart 1919'da Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanlığı'na atanan Karabekir, Ermenilerin işgal ettiği Kars, Sarıkamış, Ardahan, Batum ve Artvin'i tekrar geri aldı. Bu başarının ardından rütbesi Ferikliğe (Korgeneralliğe) yükseltildi.

Cumhuriyetin ilanından sonra TBMM'de milletvekili olarak görev aldı. Bir süre sonra önce askerlikten sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti. 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu. 1926'da İzmir suikastinde ilgisi olduğu iddiasıyla tutuklandı, fakat kısa bir süre sonra serbest bırakıldı.

Kazım Karabekir, 26 Ocak 1948 tarihinde vefat etti.

Sovyetler Birliği Dağıldıktan Sonra Kurulan Devletler



Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden devletler şunlardır;
  • Rusya
  • Beyaz Rusya
  • Azerbaycan
  • Ermenistan
  • Estonya
  • Türkmenistan
  • Tacikistan
  • Özbekistan
  • Gürcistan
  • Kırgızistan
  • Kazakistan
  • Letonya
  • Litvanya
  • Moldova
  • Ukrayna


Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu'nun öncülüğünde Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) kuruldu.

Bağımsız Devletler Topluluğu, 8 Aralık 1991 günü imzaladıkları bir anlaşma ile Sovyetler Birliği'ne son verilmesini kararlaştırdılar. Anlaşmada Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya ve Ukrayna'nın imzası vardı. 21 Aralık 1991'de Gürcistan, Estonya, Letonya ve Litvanya'nın dışındaki tüm devletler bu anlaşmayı imzaladılar. Gürcistan 1993 yılında anlaşmaya imza koydu. Fakat 2008 yılında Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan savaşın ardından, Gürcistan, 15 Ağustos 2008 tarihinde Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan ayrıldı. Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan ayrılan bir başka devlet ise Türkmenistan olmuştur. Ukrayna ise meclisinin onay vermemesinden ötürü üye olamamıştır. Toplulukta şu anda 9 ülke bulunmaktadır.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra 1 Temmuz 1991 günü Varşova Paktı da dağıldı. 

SOĞUK SAVAŞ NEDİR? KISACA


Soğuk Savaş Dönemi, Sovyetler Birliği'nin başını çektiği Doğu Bloku ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletleri'nin başını çektiği Batı Bloku ülkeleri arasında, İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden Sovyetler Birliği'nin yıkılışına kadar devam etmiş ülkeler arası kamplaşma dönemidir.

Batı Bloku antikomünist ülkelerden, Doğu Bloku ise komünist ülkelerden oluşuyordu. Batı Bloku ülkelerinin askeri ittifak örgütü olarak NATO'yu kurmasına, Doğu Bloku ülkeleri Varşova Paktı'nı kurarak cevap verdi. Ayrıca bu iki blokun yanında bir de Bağlantısızlar Hareketi isimli bir başka blok vardı. Türkiye tercihi Batı Bloku'ndan yana kullanmış ve 1952 yılında NATO'ya üye olmuştu.

Batı ve Doğu Blokları arasındaki gerginlik uzun bir süre sürdü. Bu gerginlik beklenenin aksine büyük bir savaş çıkarmadı. Fakat zaman zaman bazı bölgelerde sürtüşmeler yaşandı.

Soğuk Savaş, tam bir "güç savaşı"ydı. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği, etki alanını genişletmek, aynı zamanda da sahip oldukları etki alanlarını korumak için kıyasıya bir mücadeleye girişti. Bu dönem gizli servislerin belki de en etkin oldukları dönemdi. İki tarafın gizli servisleri de karşı tarafa birçok ajan yerleştirdiler. Gizli servislerin ajan yerleştirme savaşları Hollywood için ilham kaynağı olmuştur.

Fakat 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılışı, bu savaşın Batı Bloku lehine sonuçlanmasında önemli bir aşama oluşturdu. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin de yıkılmasıyla Soğuk Savaş Dönemi sonlandı.

BAŞLICA BATI BLOKU ÜLKELERİ
Amerika Birleşik Devletleri
İngiltere
Fransa
Türkiye
Yunanistan
Federal Almanya
Portekiz
İtalya
Belçika
Hollanda

BAŞLICA DOĞU BLOKU ÜLKELERİ
Sovyetler Birliği
Polonya
Almanya Demokratik Cumhuriyeti
Çekoslovakya
Romanya
Macaristan
Bulgaristan

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Eyfel Kulesi Hakkında Kısa Bilgi



Eyfel Kulesi, Fransa'nın başkenti Paris'in simge yapısıdır. Dünyanın en çok ziyaret edilen turistik mekanlarından biridir. İsmini, inşasını gerçekleştiren "Gustave Eiffel" firmasından alır.

EYFEL KULESİ NE AMAÇLA YAPILMIŞTIR?

Fransız İhtilali'nin yüzüncü yıldönümü nedeniyle Paris'te 1889 yılında uluslararası bir fuar düzenlenecekti. Dönemin Fransız hükümeti, gelecek olan ziyaretçileri etkilemek istiyordu. Bu sebeple 1887 yılında Eyfel Kulesi'nin inşasına başlandı. Yaklaşık iki yıl süren çalışmalar 1889 yılında tamamlandı. Kulenin mimarı yaygın kanaatin aksine Gustave Eiffel değil, Maurive Koechlin'in siparişi üzerine tasarımı gerçekleştiren Stephen Sauvestre'dir. Kulenin yapımında Reşita ve Govaşdia'da üretilen çelikler kullanılmıştır. [1]

EYFEL KULESİ KAÇ METRE YÜKSEKLİKTEDİR?

Kulenin inşasında yaklaşık üç bin işçi çalıştı ve ölüme yol açan hiçbir kaza yaşanmadı. Tepesine ilave edilen antenlerle beraber 320 metre yüksekliğindedir. 1930 yılına kadar dünyanın en yüksek yapısıydı.

700 ton ağırlığındaki kulede, 1792 basamak vardır. Birinci ve ikinci katlarında restoranlar bulunmaktadır. Uzun yıllar Paris'in simgesi konumunda olan Eyfel Kulesi, yedi senede bir tamirat görüyor.

[1] Zaman Gazetesi Romanya, 30 Mart 2010

NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN HAYATI KISACA



Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904 günü İstanbul'da doğdu. Babası Abdülbaki Fazıl Bey, annesi ise Mediha Hanım'dır. Dini eğitimini babasından alan Necip Fazıl, öğrenimine mahalle mektebinde başladı. 1912 yılında ise Gedikpaşa'daki Fransız Frerler Okulu'na girdi. Bir süre sonra bu okuldan ayrılarak Amerikan Koleji'ne kaydoldu. Fakat bu okuldan atılması üzerine eğitimine Emin Efendi Mahalle Mektebi'nde devam etti. Ardından önce İstanbul Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi'ne oradan da Rehber-i İttihat Okulu'na gitti.

Ailesinin Heybeliadaya' taşınmasından dolayı Heybeliada Numune Mektebi'ne geçti. Daha sonra ise Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane'ye girdi. Hocaları arasında Yahya Kemal ve Hamdullah Suphi gibi isimler vardı. Şiire olan ilgisi artan Necip Fazıl,"Nihal" isminde haftalık bir dergi çıkardı.

1921 yılında Darülfunun Felsefe Şubesi'ne kaydoldu. Bu okulda birçok ünlü edebiyatçı ile tanıştı. "Yeni Mecmua" dergisinde şiirleri yayınlandı. 1924 yılında aldığı bursla Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'ne girdi. Burada Henri Bergson'la tanıştı.

Türkiye'ye döndükten sonra Felemenk Bahr-i Sefid Bankası'nda ve Osmanlı Bankası'nın çeşitli şubelerinde çalıştı. 1929'da İş Bankası Ankara Şubesi'nde görev yaptı.

17 Eylül 1943'te "Büyük Doğu" dergisinin ilk sayısını çıkardı. Dergi zaman zaman kapatıldıysa da 1978 yılına kadar yayın hayatına devam etti.

Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983'te vefat etti.