25 Eylül 2014 Perşembe

Divan-ı Lügati't Türk Hakkında Kısaca Bilgi


"Türk dili sözlüğü" anlamına gelen Divan-ı Lügati't Türk, 1072 yılında Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmış ilk sözlüğümüzdür.

Bu sözlüğün hazırlanmasındaki amaç, Araplara Türkçe öğretmektir. Türk tarihi, coğrafyası, mitolojisi, folkloru ve halk edebiyatı konularında zengin bilgileri kapsayan ansiklopedik nitelikteki Arapça harfleriyle yazılmış Türkçe-Arapça bu sözlükte 7500 kadar Türkçe kelimenin Arapça karşılığı vardır. 

Divan-ı Lügati't Türk'de yazıldığı çağdaki değişik Türk ağızlarının özelliklerine, söyleyiş biçimlerine örnek diye gösterilen atasözleri (sav), ağıtlar (agu), şiirler (koşuk) ve deyimler de yer almaktadır. Önsözünde Kaşgarlı Mahmut'un Türkler üzerine verdiği bilgilerin yanı sıra bir de dünya haritası ve bu harita üzerinde Türklerin yerleştiği bölgeler ve komşuları olan ülkeler de gösterilmektedir. 

Kitap, Arap dilbilgisi kuralları, sözcük türetme yolları ve sözcük yapısı gözönünde bulundurularak, harf sırasına göre değil, sözcükleri oluşturan hece sayısına göre düzenlenmiştir. 

Divan-ı Lügati't Türk, Abbası Halifesi El-Muktedil Biemrillah'a sunulmuştur. 

KAYNAK

Milliyet gazetesi, 17.04.1983, Aktüalite, s.3

Kutadgu Bilig'in Özeti


İyi kanun adamı olan hükümdar Kün-Toğdı, yurduna yararlı olmakla beraber yardımcısız yaşadığı için yönetim yükünün omuzlarına çökmüş olmasından muzdariptir. Hakanın ününü duyarak onun hizmetine can atan Ay-Toldı, talihinin yaver gitmesi sayesinde arzusuna kavuşur, vezirlik payesini elde eder. Hükümdarına; doğruluk, eşitlik, ödül ve ceza üzerine kurulmuş olan adaletin önemini anlatır. Mutluluktan söz açar. Bazı erdemler üzerinde ısrarlı durur. Nihayet günün birinde de hastalanır. Hekimler derdine derman bulamaz. O da hükümdara bir vasiyetname yazarak oğlunun gözetimini de kendisine emanet ettikten sonra hayata gözlerini kapar.

Ay-Toldı ölünce oğlu Ögdülmiş vezirlik makamına yükseltilir. Aklın timsali olan bu Ögdülmiş de devlete yararlı olur. Akıllı yeni vezirinin görüşlerine uygun olarak idaresini yürüten hükümdar daha da başarılı olur. Bu arada vezirine bir yardımcı arar. Vezir de zeki fakat dünyayı umursamayan ve dağda yaşayan akrabası Odgurmış'a haber verir. Ancak, Odgurmış davetleri kabul etmez. Aslında o akıbeti temsil etmektedir. Sadece Allah'a bağlıdır. Dünya nimetlerini ve onlara ilişkin zevkleri boş bulmaktadır. Sonunda şehre inip saraya giden Odgurmış, hakanla sert bir konuşmadan sonra yine geldiği dağa döner. Bu sıralarda yorulmuş, ihtiyarlamış olan vezir, Odgurmış'ın yanına giderse de arkadaşı onun hareketini kınar. Bir görevlinin vazifesini bırakmasını eleştirir.

Eserin sonlarına doğru Ögdülmiş ve Odgurmış bir daha buluşurlar. Sonuç Odgurmış'ın ölüm haberi üzerine hükümdarın ve sadakatlı vezirinin hak ve adalet yolunda halka hizmete devamından ibarettir.

KAYNAK

Abdülkadir Karahan, Milliyet gazetesi, 28.08.1969, s.2

Kutadgu Bilig Hakkında Kısaca Bilgi



  • Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacib tarafından 1070 yılında Kaşgar'da yazılmıştır.
  • Kutadgu Bilig, "mutluluk veren bilgi" anlamına gelmektedir.
  • Hakaniye lehçesiyle ve mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • Didaktik bir eser olan Kutadgu Bilig, devlet yönetimi hakkında çeşitli bilgiler vermektedir.
  • Aruz vezni ile yazılmıştır ve Türk edebiyatında aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser olarak kabul edilmektedir. 
  • 6645 beyitten oluşan Kutadgu Bilig'te, 173 dörtlük vardır.
  • Eserde kavramlar kişilerle sembolize edilmiştir. Eserde aklı, adaleti, devleti ve saadeti temsil eden dört kahraman vardır. Bunlardan Ögdülmiş aklı, Kün-Togdı adaleti, Ay-Toldı saadeti, Odgurmış akıbeti temsil eder. 
  • Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunulmuştur.
  • Bir yönüyle nasihatname niteliğinde olan Kutadgu Bilig, başka bir yönüyle de siyasetname niteliğindedir.
  • Kutadgu Bilig, İslami dönemin ilk eseri olması bakımından önemlidir. 


21 Eylül 2014 Pazar

Aşık Veysel'in Hayatı Kısaca - Özet


Aşık Veysel, 1894 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde dünyaya geldi. 1901 yılında yedi yaşındayken çiçek hastalığına yakalanan Veysel, sol gözünü kaybetti. Daha sonra da sağ gözünü kaybetti. Veysel, yaşamını anlatırken, "O gün bugündür dünya başıma zindan" der. 

İki gözünü de kaybeden Veysel'e babası bir saz aldı. Halk ozanı Çamşıhlı Ali, küçük Veysel'in görmeyen gözlerine, aşıklar dünyasının şiir dolu kapısını açar, gösteremese de duyurur. [1] Veysel, 25 yaşına geldiğinde Esma adında bir kızla evlendi. Bu evlilikten iki çocuğu oldu, fakat çocuklardan biri daha 10 günlükken öldü. Daha sonra karısı Esma onu terk etti. Veysel de Gülizar adında bir kızla evlendi. 

Sivas'ta "Aşıklar Bayramı" düzenleyen Ahmet Kutsi Tecer, Veysel'deki cevheri fark etmiştir. 1931 yılından sonra tanınmaya başlayan Veysel, cumhuriyetin 10. yılında Ankara'ya geldi. Bir süre Köy Enstitüleri'nde öğretmenlik yaptı. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, çıkardığı özel bir yasayla Veysel'e "Ana dilimiz ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü" aylık bağladı. Aşık Veysel, 21 Mart 1973 günü doğduğu köy Sivrialan'da vefat etti. 

KAYNAKÇA

İlhami Soysal, Milliyet gazetesi, Aktüalite, 20.03.1983, s. 11

Hititler Hakkında Kısaca Bilgi - Maddeler Halinde - Özet


  • Hititler, Orta Anadolu'da Kızılırmak kıvrımı çevresinde Kapadokya'da kurulmuştur. Başkentleri Hattuşaş'tır (Boğazköy). 
  • Hititler, Suriye'nin büyük bir bölümünü, Mezopotamya'yı ve Babil'i fethettiler. İmparatorluk M.Ö. 1200 yıllarında Asurlar tarafından Kuzey Mezopotamya'da bozguna uğratıldı.
  • Hititler, birçok küçük beyliğin birleşmesinden meydana gelen feodal bir devletti. Daha sonra feodal beylikler kaldırılarak merkezi otorite güçlendirilmiş ve Anadolu'da bilinen ilk siyasal birlik kurulmuştur.
  • Hititler'in Mısır ile yaptığı Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır. Bu antlaşmada Hitit kraliçesinin de imzasının olması, kraliçenin devlet işlerinde söz sahibi olduğunu göstermektedir. 
  • Hititlerde kralın yanında soylulardan oluşan danışma meclisi niteliğinde Pankuş Meclisi vardı.
  • Kraldan sonra devlet işlerindeki en yetkili kişi "Tavananna" denilen kraliçeydi.
  • Hititlerin dini çok tanrılı idi. Hititler zamanında Anadolu "Bin Tanrı İli" olarak adlandırılmıştır.
  • Hitit kralları, yaptıkları işleri, Tanrılarına hesap vermek amacıyla "Anal" denilen yıllıklara yazarlardı.
  • Hititlerde toplum sosyal sınıflara ayrılmıştı. 
  • Anadolu'da tımar sistemi ilk defa Hititler tarafından uygulandı.

Dolmabahçe Sarayı Hakkında Kısaca Bilgi - Özet


Dolmabahçe Sarayı, 1855 yılında Sultan Abdülmecid döneminde Mimar Garabet Balyan tarafından inşa edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı'nın yer aldığı alan, 1603-1622 yılları arasında doldurulmuştur. Saray yapılmadan önce bu alan bir spor alanı olarak kullanılıyordu.

15 bin metrekarelik bir zemine oturan saray, yaklaşık 5 milyon altına mal olmuştur. 19. yüzyılın ağır, zengin tezyinatlı üslubunun etkisinde inşa edilen saray, yer yer eski mimarimizin de izlerini taşıyor. Saraya girişi sağlayan iki büyük saltanat kapısından başka 6 kapı daha var. Bugün sarayda yer alan tek asansör Atatürk'ün hastalığı sırasında yapılmıştır. Dış ve özellikle iç süslemelerine çok özen gösterilen sarayın inşaatında Marmara adalarından çıkartılan her renkteki mermerlerden başka, billur, su mermeri ve somaki gibi kıymetli malzemeler de kullanılmıştır. [1]

Saray, 17. ve 18. yüzyıllarda yaşamış, Fransız sanatçıların elinden çıkan mobilyalarla döşenmiştir. Sarayda Sultan Abdülaziz'in Avrupa gezisinden dönerken toplayıp getirdiği çok değerli bir resim koleksiyonu da bulunuyor. [1]

Mustafa Kemal Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nın 71 numaralı odasında hayata gözlerini yummuştur. Saray, 1984'den beri müze olarak hizmet vermektedir.

KAYNAKÇA

Milliyet gazetesi, Turizm Eki, 24.06.1981, S.251

19 Eylül 2014 Cuma

Topkapı Sarayı Hakkında Kısaca Bilgi


  • Topkapı Sarayı380 sene boyunca 25 padişahın devleti idare ettiği bir saraydır. 
  • Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472-1478 yılları arasında yapılmıştır. 
  • Dolmabahçe Sarayı yaptırılana kadar Osmanlı hanedanı burada yaşamıştır. 
  • Topkapı Sarayı biri maddi, öteki manevi olmak üzere iki büyük değeri barındırmaktadır. Bunlardan biri imparatorluk hazinesi diğeri de Mukaddes Emanetler'dir. 
  • Topkapı Sarayı'nın 3 Nisan 1924'te müze haline getirilmesi kararlaştırıldı. 
  • Topkapı Sarayı; Birun, Enderun ve Harem olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. 
  • Sarayın on üç civarında kapısının olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu kapıların çoğu günümüze ulaşamamıştır.
  • Topkapı Sarayı'nda Birinci avluda Deavi Köşkü, Aya İrini Kilisesi, saray reviri, saray fırını, cellat çeşmesi; İkinci avluda Bab-üs Saadet; Üçüncü avluda Arz Odası, Saray Okulu, Hırka-i Şerif Dairesi, Üçüncü Ahmet Kütüphanesi, Ağalar Camisi, Has Oda; Dördüncü avluda Sofa Köşkü, Bağdat Köşkü, Revan Köşkü, Sünnet Odası, Hekimbaşı Odası yer almaktadır. 

18 Eylül 2014 Perşembe

Göç Destanı Hakkında Kısaca Bilgi - Özet


Göç Destanı, Uygur Türklerinin ulusal birliğini koruyan tılsım bozulunca, yurtlarını bırakarak güneybatıya doğru nasıl göç ettiğini anlatır. 

Özeti şöyledir: Uygur ilinde, Hulin adında bir dağ vardır. Bu dağdan Tuğla ve Selenge adında iki ırmak çıkar. Bir gece bu iki ırmak arasındaki bir ağaca gökten mavi bir ışık iner. Ağacın gövdesinde, gittikçe kabaran bir şişkinlik peyda olur. Bir gün bu şişkinlik yarılır içinden beş çocuk çıkar. Halk bunları alıp büyütür, hepsine ayrı ayrı isimler koyar. En küçükleri olan Buğu Han en akıllılarıdır. Uygurlar onu kendilerine hükümdar seçerler. Buğu Han soyundan bir çok hükümdar gelip geçer, Çinlilerle bitmez tükenmez savaşlar yapılır. Nihayet tahta geçen hükümdarlardan biri, savaşa son vermek için oğlunu Çin prensesi ile evlendirir. Bakıcıları ile birlikte gelen Çin elçileri, Uygur ülkesinin saadetinin Kutlu-Dağ adını taşıyan büyük bir kayaya bağlı olduğunu anlarlar ve prensesin alınmasına karşılık bu kayanın kendilerine verilmesini isterler. Hükümdar razı olur. Çinliler, taşıyamayacakları kadar büyük olan bu kayayı, çevresinde yaktıkları ateşle kızdırıp üstüne keskin sirke dökmek suretiyle parçalarlar ve parçaları arabalarla Çin'e taşırlar. Bu büyük bir hadise olur. Memleketteki bütün kuşlar, hayvanlar, kendi dilleriyle kayanın gidişine ağlarlar. Yedi gün sonra hükümdar ölür. Bundan sonra memleket felaketten kurtulamaz. Irmaklar kurur, göllerin suyu çekilir, topraklar çatlayıp mahsul vermez olur. O tarihten sonra gelen hükümdarların çoğu hep erken ölür. Bunun üzerine, Uygurlar göç ederler. Hoçu'yu hükümet merkezi yaparlar ve üstünlüklerini Beşbalık'a kadar yayarlar.


KAYNAK

Seyit Kemal Karaalioğlu, Edebiyat Terimleri Kılavuzu, s. 134, İstanbul: İnkılap ve Aka, 1975

17 Eylül 2014 Çarşamba

Anıtkabir Hakkında Kısaca Bilgi


Atatürk'ün Ankara'daki Anıtkabir'i, ölümünden altı yıl sonra, 9 Ekim 1944'te temeli atılarak yapılmaya başlandı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünden on beş yıl sonra, 10 Kasım 1953'te buraya gömüldü.

Başkentin, Kale'den sonra en hakim noktası olan Rasat Tepe'de yapımı kararlaştırılan bu Anıtkabir için açılan proje yarışmasına, Türkiye'den 25, Almanya'dan 11, İtalya'dan 81 ve çeşitli ülkelerden de 49 olmak üzere toplam 166 proje katıldı. Yarışmayı Ord. Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Ada'nın projesi kazandı. Anıtkabir'in yerini ilk olarak Aydın Milletvekili Mithat Aydın önerdi. 

1944'te temeli atılan Anıtkabir'in yapımı dokuz yıl sürdü. Şeref holünün duvarları Bilecik mermerleriyle kaplandı. Anıt; Giriş Yolu, Zafer Alanı ve Şeref Holü denen üç ana bölümden oluşmakta.

Denizden 907 metre yüksekteki Anıtkabir'in ağırlığı da 150 bin ton.

KAYNAKÇA

Milliyet gazetesi, Renk, 06.10.1985, s.6

15 Eylül 2014 Pazartesi

Göktürk Devleti Hakkında Kısaca Bilgi


1. GÖKTÜRK DEVLETİ

  • Göktürk Devleti, 552'de Avarların hakimiyetine son verilerek kurulmuştur.
  • Kurucusu Bumin Kağan'dır. Bumin Kağan, ülkeyi doğu ve batı olmak üzere ikiye bölerek yönetmiştir.
  • Merkezi Ötüken'dir.
  • "Türk" adını ilk defa bir devlet adı olarak Göktürkler kullanmışlardır.
  • Kendilerine özgü 38 harfli bir alfabe kullanmışlardır.
  • Göktürk Devleti, iç çekişmeler ve Çin entrikaları sonucunda 582'de doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

2. GÖKTÜRK DEVLETİ (KUTLUK DEVLETİ)

  • Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra bir süre Çin egemenliğinde yaşayan Göktürkler, İlteriş Kutluk Kağan önderliğinde ayaklanmışlar ve 2. Göktürk Devleti'ni kurmuşlardır.
  • 2. Göktürk Devleti, en parlak dönemini Bilge Kağan ve Kül-Tekin zamanında yaşamıştır.
  • 2. Göktürk Devleti, iç çekişmeler sonucunda Basmiller, Uygurlar ve Karlukların isyan etmesiyle 744'de yıkılmıştır.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Tiyatro Nedir? Hakkında Kısaca Bilgi


Sahne eseri, sahne eserlerinin oynanma sanatı ve sahne eserlerinin oynandığı yer. Yani dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına; bu türleri sahnede oynama sanatına; bu gibi oyunların oynandığı binaya tiyatro denilmektedir. Tiyatro edebi türler içerisinde en canlı; güzel sanatların diğer kollarından en fazla hayata yakın olanıdır. Tiyatro, hem gözümüzü hem de kulağımızı aynı anda etkilendiği için tesiri köklüdür. Kalabalığın karşısında oynandığı için kitleleri arkasından sürükleyebilir.

Tiyatro, insanlıkla beraber doğmuştur. Tiyatronun doğuşunu inceleyenler, bu sanatın eski Yunanlılarda, bağ bozumu tanrısı Dianysos şerefine yapılan dini törenlerden doğmuş olduğu noktasında birleşmektedir. 

Güzel sanatların hepsinden daha kudretli olan tiyatro, ruh birliği yaratıcı bir sanattır; bu değeriyle öteki sanatlardan ayrılır. Tiyatro, bir milletin kültür kuvvetini gösteren bir ölçüdür. 

KAYNAK

Seyit Kemal Karaalioğlu, Edebiyat Terimleri Kılavuzu, s. 384, İstanbul: İnkılap ve Aka, 1975

7 Eylül 2014 Pazar

Cengiz Aytmatov'un Kısaca Hayatı


Cengiz Aytmatov, 1928 yılında Kırgızistan'da dünyaya geldi. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. İkinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli işlerde çalıştı. Savaşın ardından Moskova Üniversitesi'nin edebiyat bölümünü bitirdi.

Novi Mir (Yeni Dünya) isimli edebiyat dergisinde hikayeler yazdı. "Cemile" adlı hikayesi ile dikkati çekti. Ünlü Fransız şair ve yazar Louis Aragon "Cemile" için, "Bence bu dünyadaki en güzel aşk hikayesidir" diye yazdı. 1963 yılında "Dağlar ve Steplerden Masallar" adlı eseriyle Lenin Edebiyat Ödülü'nü aldı.

Cengiz Aytmatov, 10 Haziran 2008'de tedavi gördüğü Almanya'da hayatını kaybetti. 

CENGİZ AYTMATOV'UN ESERLERİ

Selvi Boylu Al Yazmalım
Beyaz Gemi
Gün Olur Asra Bedel
Cemile
Dağlar ve Steplerden Masallar
Toprak Ana
İlk Öğretmenim
Hiroşimalar Olmasın
Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
Dişi Kurdun Rüyaları
İlk Turnalar
Çocukluğum
Cengiz Han'a Küsen Bulut
Zorlu Geçit
Yüzyüze
Elveda Gülsarı
Dağlar Devrildiğinde - Ebedi Nişanlı

2 Eylül 2014 Salı

Ömer Seyfettin Kimdir? Kısaca Hayatı


Ömer Seyfettin, 28 Şubat 1884'te Gönen'de doğdu. Önce Edirne Askeri İdadisi'ni, sonra da Harbiye Mektebi'ni bitirdi. Rumeli'de bir hudut bölüğünde üsteğmenken askerlikten ayrıldı. Selanik'e gidip Genç Kalemler dergisine hikayeler, makaleler yazmaya başladı. Derginin ilk sayısındaki "Yeni Lisan" yazısıyla, ağdalı Servet-i Fünun edebiyatının dili yerine arı dilin savunuculuğuna başladı. 

Balkan Savaşı'nda tekrar subay oldu. Yanya Kuşatması'nda Yunanlılara esir düştü. Bir yıl esaretten sonra İstanbul'a döndü. Tekrar askerlikten ayrıldı. Kabataş Lisesi'nde edebiyat öğretmeni oldu. Ölümüne kadar bu görevde kaldı. 1917 yılında Yeni Mecmua'da hikayelerini yayınlamaya başladı. 

ÖMER SEYFETTİN'İN ESERLERİNDEN BAZILARI

Romanları

Yalnız Efe
Efruz Bey

Öyküleri

Kaşağı
İffet
Falaka
Efruz Bey
Yalnız Efe
Yemin
Namus
Diyet
Pembe İncili Kaftan
Rüşvet
Büyücü
Bomba
Miras

KAYNAK

Milliyet Sanat Dergisi, 01.03.1974, s.16

Faruk Nafiz Çamlıbel Kimdir? Kısaca Hayatı


"Hecenin Beş Şairi"nden biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel, 18 Mayıs 1898'de İstanbul'da doğdu. Bakırköy İdadisi'ni bitirdikten sonra Tıp Fakültesi'ne girdi. Tıp öğrenimini yarıda bırakıp yazarlık yaptı. Sonra edebiyat öğretmeni oldu. Kayseri, Ankara ve İstanbul'da görev yaptı. 14 Temmuz 1946 - 27 Mayıs 1960 tarihleri arasında Demokrat Parti milletvekilliği yaptı. 8 Kasım 1973'de bir gezi sırasında öldü.

Faruk Nafiz Çamlıbel, şiire Birinci Dünya Savaşı yıllarında aruzla başlamıştır. Bu vezinle yazılmış ilk şiirleri iki kitapta toplandı: Şarkın Sultanları (1918), Gönülden Gönüle (1919). Hece ölçüsüyle yazdığı ilk kitabı "Dinle Neyden" adını taşır. Ömrünün sonuna kadar hem aruzla, hem heceyle yazdı.

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL'İN ESERLERİ

Şiirleri

Çoban Çeşmesi
Han Duvarları
Zindan Duvarları
Dinle Neyden
Suda Halkalar
Şarkın Sultanları
Ali
Gönülden Gönüle
Bir Ömür Böyle Geçti
Mustafa Kemal
Son Aşık

Romanları

Yıldız Yağmuru
Ayşe'nin Doktoru

Tiyatro Oyunları

Akın
Özyurt
Yayla Kartalı
Canavar O Gün
İlk Göz Ağrısı
Hudekoğlu
Kahraman

KAYNAK

Milliyet Sanat Dergisi, 16.11.1973, s.16

1 Eylül 2014 Pazartesi

Ömer Hayyam Kimdir? Ömer Hayyam'ın Kısaca Hayatı



Ömer Hayyam (1044 - 1123) İran'ın en büyük bilgin ve şairlerindendir. Hayatı hakkında kesin bilgiler yoktur. Çeşitli eserlerde İran'ın bilim merkezlerinde öğrenim gördüğü kaydediliyor. Fıkıh, ilahiyat, fizik ve astronomi bildiği ve okuttuğu biliniyor. 

Ömer Hayyam'ın edebiyat tarihindeki yeri, İslam dünyasının büyük eserlerinden olan Rübaiyat'ı ile ve ölümünden sonraki çağlarda belirlenmiştir. Kolayca anlaşılan, açık ve akıcı bir dili vardır. Gerçekçidir, çağını alaycı ve zeki bir dille anlatır. Aşk, şarap, dünya, yaşama sevincinin çoğunlukta olduğu konulara genellikle felsefe açısından bakmıştır. Batı dünyasında yakından tanınmış, sevilmiş ve adına dernekler kurulacak bir ilgiyle benimsenmiştir. Kendine özgü aruz kalıplarıyla yazılan ve fikirle duyguyu en yoğun biçimde toplayan rubai türünün en büyük temsilcisi olarak tanınmıştır. [1]

Ömer Hayyam aynı zamanda bir matematikçidir. Matematik ve astronomi bilgisiyle yeni bir takvim (Celali Takvim'i) oluşturdu.

KAYNAKÇA

Milliyet Sanat Dergisi, 21.09.1973, s.16