14 Ekim 2015 Çarşamba

Cahit Arf Hayatı Kısaca


Dünyaca ünlü bilim adamımız Cahit Arf, 1910 yılında Selanik'te dünyaya geldi. Ailesinin Selanik'ten İstanbul'a taşınması üzerine eğitimine buradaki bir anaokulunda başladı. Daha sonra ailesi İstanbul'dan da İzmir'e taşındı ve eğitimini İzmir Sultanisi'nde sürdürdü. İlköğrenimini sürdürürken bir öğretmeni sayesinde matematikle ilgilenmeye başladı. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra yeteneği dikkat çeken Cahit Arf, Paris'teki St. Louis Lisesi'nde öğrenim gördü.

Yüksek öğrenimini 1932 yılında Fransa'daki Ecole Normale Superieure'de tamamladıktan sonra bir süre Galatasaray Lisesi'nde matematik öğretmeni olarak görev yapmış, ardından da 1938 yılında Almanya'da doktorasını tamamlamıştır. Türkiye'ye döndükten sonra 1943 yılında profesör, 1955 yılında ise ordinaryüs profesör unvanını almıştır. 

TÜBİTAK'ın kuruluşunda büyük katkısı olan Cahit Arf, bir dönem TÜBİTAK Bilim Kurulu Başkanı olarak da görev yapmıştır. Bir süre Amerika'da çalışmalarda bulunduktan sonra Türkiye'ye döndü ve emekli oluncaya kadar Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde çalıştı. Cahit Arf, 1997 yılında vefat etti. 

29 Eylül 2015 Salı

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Hayatı Kısaca



Türk resminin yerelleşmesi ve özgünleşmesinde önemli katkıları olan Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1911 yılında Giresun'un Görele ilçesinde dünyaya geldi. Lise öğrenimini Trabzon Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1929 yılında İstanbul'da bulunan Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Burada İbrahim Çallı, Nazmi Ziya Gören ve Ahmet Haşim gibi isimlerden dersler aldı. 

1931 yılında Fransa'ya giden Eyüboğlu, sanat yaşamında yeni bir döneme girdi. Yurda döndükten sonra Yeni Adam Dergisi'nde görev yapmaya başladı. İlk kişisel sergisi 1935 yılında Bükreş'te açıldı. 1937 yılında Fransız ressam Leopold Levy'in asistanı oldu.

Şiire de ilgisi olan Eyüboğlu'nun Varlık, Yeditepe ve Ses gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. Ayrıca Yeni Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yazarlık da yaptı. 1975 yılında İstanbul'da vefat etti. 

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU'NUN ESERLERİNDEN BAZILARI

Resimleri

Paris
Salı Pazarı
Düşünen Adam
Han
Anadolu Hisarı

Şiirleri

Yaradan'a Mektuplar
Karadut
Tuz
Üçü Birden
Yaşadım

Gezi ve Deneme

Canım Anadolu
Tezek
Delifişek

24 Nisan 2015 Cuma

Cemil Meriç Hayatı Kısaca


Cemil Meriç, 1916 yılında Hatay'da dünyaya geldi. Öğrenimine Reyhanlı Rüşdiyesi'nde başladı. Daha sonra Antakya Sultanisi ve İstanbul Pertevniyal Lisesi'nde öğrenim gördü. Pertevniyal Lisesi'nde öğrenimini sürdürürken Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı. 

İlkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü gibi devlet görevlerinde bulunan Cemil Meriç'in Balzac üzerine kaleme aldığı ilk yazısı 1941'de yayınlandı. 1940 yılında İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda öğrenim görmeye başladı. Sırasıyla Elazığ Lisesi, İstanbul Üniversitesi ve Işık Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi. 1954 yılında görme yetisini kaybetti. 1963 yılından itibaren sosyoloji dersleri vermeye başladı. 

Cemil Meriç, 13 Haziran 1987 tarihinde vefat etti.

CEMİL MERİÇ'İN ESERLERİ

İnceleme

Hint Edebiyatı
Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist
Bir Dünyanın Eşiğinde 
Işık Doğudan Gelir 
Kültürden İrfana

Deneme

Mağaradakiler 
Bu Ülke 
Umrandan Uygarlığa 

Günlük

Jurnal I
Jurnal II 

Diğer Kitapları

Kırk Ambar 
Bir Facianın Hikayesi 
Sosyoloji Notları ve Konferanslar

18 Nisan 2015 Cumartesi

Ahmet Kutsi Tecer Hayatı Kısaca


Ahmet Kutsi Tecer 1901 yılında Kudüs'te doğdu. İlköğrenimine Kudüs'te başladı ve Kırklareli'nde devam etti. Lise öğrenimini Kadıköy Sultanisi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Halkalı Ziraat Yüksek Okuluİstanbul Üniversitesi ve Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenim gördü. 

Yüksek öğrenimini bitirdikten sonra bir süre edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda çeşitli görevlerde bulunan Ahmet Kutsi Tecer, 1942 ile 1946 yılları arasında milletvekili, 1947 ile 1951 yılları arasında ise Paris Kültür Ataşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak görev yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra sırasıyla İstanbul Belediye Konservatuarı, Galatasaray Lisesi, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi ve Gazetecilik Enstitüsü'nde ders verdi. 1967 yılında İstanbul'da vefat etti. 

İlk şiirleri Dergah ve Milli Mecmua'da yayınlanan Ahmet Kutsi Tecer, hecenin beş şairine bağlanmamış ve duygusal yönü ağır basan memleket şiirleriyle tanınmıştır. Halk sanatını ortaya çıkarmaya çabalamış ve Aşık Veysel'in şiirlerinin tanınmasında büyük katkı vermişti. 

AHMET KUTSİ TECER'İN ESERLERİ

ŞİİR

Şiirler

TİYATRO

Köşebaşı
Koçyiğit Köroğlu
Bir Pazar Günü
Satılık Ev

16 Nisan 2015 Perşembe

İstanbul'un Fethinin Nedenleri ve Sonuçları - Kısaca - Maddeler Halinde


İstanbul'un Fethinin Nedenleri

Ekonomik Neden: İstanbul'un önemli kara ve deniz ticareti yolları üzerinde bulunması.

Siyasal Neden 1: Bizans'ın Anadolu beylerini ve şehzadeleri Osmanlı Devleti'ne karşı isyana kışkırtması.

Siyasal Neden 2: Bizans'ın Avrupa'dan yardım isteyerek Haçlı Seferlerinin düzenlenmesini sağlaması.

Dini Neden: Hz. Muhammed'in (SAV) İstanbul'un fethini müjdelemesi ve bu şehri fetheden komutanı övmesi.

İstanbul'un Fethinin Sonuçları

1-)İstanbul'un fethiyle birlikte Bizans İmparatorluğu yıkılmış; böylece Avrupa, Osmanlı Devleti'ne karşı kullandığı önemli bir müttefikini kaybetmiş oldu.

2-)Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Devri sona ermiş ve Yükselme Devri başlamıştır.

3-)Osmanlı Devleti'nin Anadolu ile Rumeli toprakları birleşmiş; böylece toprak bütünlüğü sağlanmıştır. 

4-)Osmanlı Devleti dünya devleti haline geldi ve İstanbul başkent oldu. 

5-)İstanbul'un fethi Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

6-)İstanbul'un fethiyle birlikte önemli ticaret yolları Osmanlı Devleti'nin eline geçti. Ticaret yollarının Osmanlı Devleti'nin eline geçmesi ise Avrupalıların yeni yollar aramasına ve bunun sonucunda da coğrafi keşifler yapmalarına neden olmuştur.

7-)Kalelerin ve surların top gülleleriyle yıkılabileceği anlaşılmış; bu gelişme de Avrupa'daki derebeylik rejimininin zayıflamasına neden olmuştur.

8-)İstanbul'un fethinin ardından İtalya'ya giden Bizanslı bilginler Rönesans hareketinin başlamasında etkili olmuşlardır. 

12 Nisan 2015 Pazar

Ülkü Tamer'in Hayatı Kısaca


Ülkü Tamer 1937 yılında Gaziantep'te dünyaya geldi. İlkokulu Gaziantep'te okuduktan sonra İstanbul'da Robert Kolejini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde de okuyan Tamer'in ilk şiiri 1954 yılında Kaynak dergisinde yayımlanmıştır. Daha sonra Pazar Postası, Yeditepe ve Yeni Dergi'de de şiirleri yayımlanmıştır. Soğuk Otların Altında adlı ilk şiir kitabı 1959'da yayınlandı.

İkinci Yeni şiirinin önde gelen isimlerinden biri olan Tamer, 1967 yılında Yeditepe Şiir Armağanı'nı kazandı. Tamer, her zaman kendine özgü olmayı başarmış, özgür çağrışımların beslediği neşeli şiirler yazmıştır. 

ÜLKÜ TAMER'İN ESERLERİNDEN BAZILARI

ŞİİR

Ağıt
Ben Sana Teşekkür Ederim
Düello
Geceleyin
Hançer
Kışta Üşüyen Virgül
Konuşma
Uyku
Üşür Ölüm Bile
Yazın Bittiği

ANI


Yaşamak Hatırlamaktır

ÖYKÜ

Alleben Öyküleri
Çocukluğumdaki Bayramlar

Melih Cevdet Anday'ın Kısaca Hayatı


Melih Cevdet Anday, 1915 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdikten sonra önce Ankara Hukuk Fakültesi'ne, ardından da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne giren Anday, öğrenimine devam etmedi. Bir dönem sosyoloji öğrenimi için Belçika'ya gitti. 

İlk şiiri 1936 yılında Varlık dergisinde yayımlandı. İlk şiirlerinde Beş Hececilerin biçim ve tema özellikleri görülür. Daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal konulara değinmiştir. 

Orhan Veli Kanık ve Oktay Rıfat ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkarmış ve Türk şiirinde değişime yol açan Garip akımının üç öncüsünden biri olmuştur. 1953 yılından 1997 yılına kadar birçok gazetede görev yaptı. Bunlar Akşam, Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin, İkdam ve Cumhuriyet gazetesidir. Bir dönem TRT'de yönetim kurulu üyeliği ve UNESCO'da kültür müşavirliği görevlerinde bulundu. 

Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002 tarihinde vefat etti. 

MELİH CEVDET ANDAY'IN ESERLERİNDEN BAZILARI

ŞİİR

Garip
Rahatı Kaçan Ağaç 
Telgrafhane
Yanyana 
Kolları Bağlı Odysseus 
Göçebe Denizin Üstünde 
Teknenin Ölümü 
Ölümsüzlük Ardında Gılgamış 
Tanıdık Dünya 
Yağmurun Altında
Yalan
Şinanay
Tohum

ROMAN

Yağmurlu Sokak
Dullar Çıkmazı 
Aylaklar 
Gizli Emir 
İsa'nın Güncesi
Raziye

TİYATRO

İçerdekiler
Mikado'nun Çöpleri
Dört Oyun
Ölümsüzler

20 Mart 2015 Cuma

Orhan Şaik Gökyay'ın Hayatı Kısaca


Orhan Şaik Gökyay, 1902 yılında İnebolu'da dünyaya geldi. 1930 yılında Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Mezun olduktan sonra bir süre öğretmenlik yaptı. Daha sonra ise İngiltere'de öğrenci müfettişliği ve kültür ataşeliği, Londra Üniversitesi'nde Türkçe okutmanlığı yaptı.

Aruz ile yazdığı ilk şiirleri Kastamonu'daki Açıkgöz gazetesinde yayımlandı. 1926 yılında Balıkesir'de görev yaptığı sırada Çağlayan adlı bir dergi çıkardı. Yazıları Ülkü, Varlık, Orkun ve Hisar gibi dergilerde çıktı. "Bu Vatan Kimin?" adlı şiiri oldukça sevilmiştir. Eski nesirlerden sadeleştirmeler yapmıştır. Sert kitap eleştirilerinde bulunmuş, bu yazılarını Destursuz Bağa Girenler adlı kitabında toplamıştır. Genellikle ulusal konuları işleyen lirik şiirler yazan Orhan Şaik Gökyay'ın, arınmış duru bir dili vardır.

Orhan Şaik Gökyay, 2 Aralık 1994'te vefat etti.  

ORHAN ŞAİK GÖKYAY'IN ESERLERİNDEN BAZILARI

Dede Korkut
Destursuz Bağa Girenler 
Katip Çelebi'den Seçmeler 

Fuzuli Hakkında Kısa Bilgi


Asıl adı Mehmet olan Fuzuli, Bağdat ve çevresinde yetişti. Zamanının bütün ilimlerini öğrendi. Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat'ı fethetmesi üzerine ona kaside sundu.

Fuzuli divan edebiyatımızın en büyük şairi olarak kabul edilir. Türkçe eserlerini Azeri lehçesiyle yazan Fuzuli'nin Arapça ve Farsça eserleri de vardır. Edebiyatımızın en lirik şairidir. Şiirlerinde aşk ve ayrılık temalarını işlemiştir. Mensur eserlerini de şiirleri gibi ustaca yazmıştır. 

Fuzuli, 1556 yılında bir veba salgını sırasında vefat etmiştir. 

FUZULİ'NİN ESERLERİNDEN BAZILARI

Divan
Beng ü Bade
Leyla ile Mecnun
Risale-i Muammeyat 
Kırk Hadis
Su kasidesi

Hz. Ali Divanı
Şikâyetnâme
Hadikatü's-Süeda
Mektuplar
Enis'ül-Kalb

Asya Hun Devleti Hakkında Kısaca Bilgi - Maddeler Halinde - Özet


  • Asya Hun Devleti, tarihte bilinen ilk büyük Türk Devletidir. Devletin merkezi Ötüken'dir. 
  • Hükümdarları Yabgu diye anılıyordu. Yabgu adı, imparatorluğun daha sonraki dönemlerinde Kağan ve Hakan biçimine dönüştü. Tarihte bilinen en eski Hun Yabgusu Teoman'dır.
  • Teoman'dan sonra yerine oğlu Mete geçti. Asya Hunları en güçlü dönemlerini Mete zamanında yaşadı. Mete, büyük atlı gruplarını disiplinli bir ordu haline getirerek düzensiz savaş tekniğini yeni yöntemlerle örgütledi.
  • Çinleri mağlup ederek vergiye bağlayan Mete, Türklerin kalabalık Çin nüfusu içinde eriyeceğinden endişe ettiğinden Çin'e yerleşme politikası takip etmemiştir. 
  • Hunlar, ordunun milli yapısını korumaya çalışmışlar ve orduda yabancı topluluklardan faydalanmamışlardır. Her Türk erkeği asker sayılıyordu ve askeri eğitime tabi tutuluyordu.
  • Hunlar, Çin'e çok sayıda saldırı düzenledi. Çinliler bu saldırılara karşı 2200 km uzunluğundaki Çin Seddi'ni inşa ettiler. 
  • Mete'nin ölümünden sonra zayıflayan Hunlar, Doğu Hun İmparatorluğu ve Batı Hun İmparatorluğu olarak parçalanmışlardır. 
  • Yabgu, Kağan, Han diye anılan liderlerin yanında bir de Büyük Kurultay denilen bir meclis vardı. 

Özdemir Asaf'ın Kısaca Hayatı


Özdemir Asaf, 1923 yılında Ankara'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmında ve Kabataş Erkek Lisesi'nde okudu. Hukuk Fakültesi'ne kaydolan Özdemir Asaf, daha sonra buradaki öğrenimini yarıda bırakarak önce İktisat Fakültesi'ne daha sonra da Gazetecilik Enstitüsü'ne girdi. Fakat buradaki öğrenimini de yarıda bıraktı ve yazı hayatına atıldı. 

İlk yazısı Servet-i Fünun-Uyanış dergisinde yayınlandı. Tanin ve Zaman gazetelerinde çalışan Özdemir Asaf, 1951 yılında Sanat Basımevi'ni kurdu. İlk kitabı "Dünya Kaçtı Gözüme" 1955 yılında yayımlandı. 

Özdemir Asaf, eserlerinde düşünceye önem vererek ses ve şekil unsuruna fazla değer vermemiştir. Ahenkten ve ince hayallerden uzak, şiirden çok vecizeye benzer eserler vermiştir.

Özdemir Asaf, 28 Ocak 1981 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.

ÖZDEMİR ASAF'IN ESERLERİNDEN BAZILARI

Şiirleri

Dünya Kaçtı Gözüme
Sen Sen Sen
Bir Kapı Önünde
Sen Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum
Nasılsın
Çiçekleri Yemeyin

Peyami Safa Kimdir? Kısaca Hayatı


Peyami Safa, 1899 yılında İstanbul'da doğdu. Ünlü Şair İsmail Safa'nın oğludur. Düzenli bir öğrenim görmeyen Peyami Safa, kendi kendisini yetiştirdi. 1914 yılı ile 1918 yılları arasında öğretmenlik, 1918 ile 1961 yılları arasında da gazetecilik yaptı. Yirminci Asır adlı bir gazete çıkardı ve bu gazetede ilk hikayelerini kaleme aldı. Bunun dışında Kültür Haftası ve Türk Düşüncesi adlarında iki de dergi çıkardı. 

Edebi değeri olmayan romanlarını "Server Bedi" takma adı ile yayınladı. Romanlarında olaydan çok tahlile önem veren Peyami Safa, medeniyetin meydana getirdiği bocalama ile sosyal çevreler arasındaki çatışmayı konu edindi. 

Peyami Safa, 15 Haziran 1961 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. 

PEYAMİ SAFA'NIN ESERLERİNDEN BAZILARI

Romanları

Gençliğimiz
Şimşek
Mahşer
Sözde Kızlar
Fatih Harbiye
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Bir Tereddüdün Romanı
Yalnızız
Biz İnsanlar

26 Şubat 2015 Perşembe

TBMM'yi Tanıyan İlk Devletler


TBMM'yi tanıyan ilk devlet kimdir? 

TBMM'yi ilk tanıyan devlet Ermenistan'dır. 3 Aralık 1920'de TBMM Hükümeti ile Ermenistan arasında imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM'nin yabancı bir devletle imzaladığı ilk antlaşmadır ve bu antlaşmada ilk kez "TBMM Hükümeti" tabiri kullanılmıştır. Böylece Ermenistan TBMM'nin varlığını tanıyan ilk devlet olmuştur.

TBMM'yi tanıyan ilk İtilaf devleti kimdir?


TBMM'yi tanıyan ilk İtilaf devleti Fransa'dır. 20 Ekim 1921'de 
TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa, TBMM'nin varlığını kabul eden ilk İtilaf devleti olmuştur. 

TBMM'yi tanıyan ilk Müslüman devlet kimdir?


TBMM'yi tanıyan ilk Müslüman devlet Afganistan'dır. 1 Mart 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Afganistan arasında imzalanan Türk-Afgan Dostluk Antlaşması ile Afganistan TBMM'yi tanıyan ilk Müslüman devlet olmuştur. 


TBMM'yi tanıyan ilk büyük Avrupa devleti kimdir?


TBMM'yi tanıyan ilk büyük Avrupa devleti Sovyetler Birliği'dir. 16 Mart 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Moskova Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması ile Sovyet Rusya, TBMM'yi tanıyan ilk büyük Avrupa devleti olmuştur.



15 Şubat 2015 Pazar

Ezop Hakkında Kısa Bilgi - Ezop Kimdir?


Yaşamıyla ilgili kesin bilgiler olmayan Aisopos, ülkemizde bilinen adıyla Ezop'un, milattan önce 620 ile 560 yılları arasında yaşadığı varsayılmaktadır. Yaşamıyla ilgili kesin bilgiler olmamasından dolayı hakkında bilgilerimiz tamamen söylentilere dayanmaktadır.

Emirdağ yakınlarındaki Amorium kentinde doğduğu tahmin edilmekte. Sisam hükümdarının kölesiyken, hayvanlarla ilgili hikayeler yazmış ve bu hikayeler ona ün kazandırmıştır. Daha sonra Manisa çevresinde hüküm süren Lidya'ya gitmiş ve Lidya Kralı Krezüs'ün yanına yerleşmiştir. Ezop, burada da hayvanlar üzerine kurduğu fakat aslında insanları hedef alan masallarını anlatmaya devam etmiştir. 

Ezop masallarından hiçbirini yazmamıştır. Masalları dilden dile aktarılmıştır. Ezop'tan 300 yıl sonra Alexandra Kütüphanesi'nin kurucusu Demetrius Phalereus, Ezop'un masallarını bir kitapta toplamıştır. Farklı dillere çevrilen Ezop'un masallarını, her çevirmen ve yazar farlılıklar katarak aktarmıştır. Ezop'un bu tarzını La Fontaine devam ettirmiştir. 

10 Şubat 2015 Salı

Atilla İlhan'ın Hayatı (Kısa-Özet Bilgi)


Atilla İlhan, 1925 yılında İzmir'de dünyaya geldi. Babasının işinden dolayı İlk ve orta öğrenimini farklı okullarda tamamladı. Henüz 16 yaşındayken Nazım Hikmet'in şiirleriyle yakalanmasından dolayı hapse girdi. Eğitim hayatına bir süre ara vermek zorunda kaldı. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu.

Üniversite yıllarında çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. 1948 yılında Paris'e giden İlhan'ın burada yaptığı gözlemler eserlerini önemli ölçüde etkilemiştir. Bir süre boyunca Paris ile Türkiye arasında gidip gelmiştir. Daha sonra Türkiye'ye dönen İlhan, Vatan gazetesinde yazmaya başladı. Gazetecilik hayatını sırasıyla Demokrat İzmir, Milliyet, Güneş, Meydan ve Cumhuriyet gazetelerinde sürdürdü. Bu sırada senaryo yazarlığı da yapmıştır. Atilla İlhan, 2005 yılında hayatını kaybetti.

Atilla İlhan, Garip Akımı ve İkinci Yeni şiirine karşı çıkmış ve Maviciler  adıyla tanınan toplumcu gerçekçi bir şiir akımını başlatmıştır. Şiirlerinde zengin bir hayal gücüne, lirik bir söyleyişe ve destansı bir anlatıma sahiptir. Çok yönlü bir sanatçı olan İlhan, edebiyatın birçok türünde eser vermiştir.

ATİLLA İLHAN'IN ESERLERİNDEN BAZILARI

Romanları
Sokaktaki Adam
Zenciler Birbirine Benzemez
Aynanın İçindekiler
Kurtlar Sofrası
Sırtlan Payı
Bıçağın Ucu

Şiirleri
Duvar
Sisler Bulvarı
Yağmur Kaçağı
Ben Sana Mecburum
Bela Çiçeği
Yasak Sevişmek

Deneme-Anı
Abbas Yolcu