27 Şubat 2016 Cumartesi

Dede Korkut Hayatı Kısaca


Dede Korkut olarak bilinen Korkut Ata, rivayete göre 9. ve 11. yüzyılları arasında Türkistan'da Aral Gölü civarında yaşamıştır. Oğuzların Bayat boyundan olan Dede Korkut'un kesin olarak ne zaman yaşadığı bilinmemektedir. Bilinen tek gerçek yaşadığı yöre ve zaman diliminde sözüne rağbet edinilen bir büyük insan olduğudur. 

Türk hakanlarının hocalığını ve danışmanlığını yapması ve her sorunu çözebilme yeteneğiyle adeta bir üst bilince sahiptir. Türk, Altay ve Oğuz efsanelerinde, halk hikayelerinde ve masallarında adı geçen ilk ozandır. Olağanüstü özellikleri vardır. Kopuz çalar, hikayeler, efsaneler ve öyküler anlatır. Uzun yıllar yaşamış ve tecrübe sahibi olan bir bilgedir. Kopuzun bulucusu olarak kabul edilir. İslamiyet ile birlikte bir evliya olarak kabul görmüştür, ama İslam öncesi dönemlerden de izler taşıyan Dede Korkut, Şaman kültürünün özelliklerini de taşımaktadır. 

Dede Korkut hikayelerinde evliliklerin nasıl yapılacağı, ziyafetin kime verileceği, bir yiğidin nasıl ad alacağı, gelinlerin ve beylerin birbirine nasıl şefkatle muamele edeceği, nasıl avlanılacağından nasıl ata binileceğine kadar bilgilerin, davranışların ve konuların hepsi Dede Korkut ile bize ulaşmıştır. Bu sebeple Türk tarihinin ve kültürünün anlaşılması için çok önemlidir.

Dede Korkut'un Özlü Sözlerinden Bazıları

"Allah Allah!" demeyince işler düzelmez.
Kadir Tanrı vermeyince er zenginleşmez.
Ezelden yazılmasa kul başına kaza gelmez.
Gürüldeyip sular taşsa deniz dolmaz.
Eski düşman dost olmaz.

KAYNAK

TRT Avaz, Türk Halk Edebiyatı


26 Şubat 2016 Cuma

Karacaoğlan Hayatı Kısaca


Karacoğlan 1600'lü yılların başında doğmuştur ve aynı yüzyılın sonlarına kadar yaşamıştır. Karacaoğlan'ın Kozan dağı yakınındaki Varsak köyünde doğduğu söylenir. Bazı araştırmacılara göre ise Osmaniye ilinin Farsak köyünde doğmuştur. Karacaoğlan Çukurova'da doğup yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşamıştır. 

Şiirinin kaynağını doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı yurt edindiği doğa oluşturur. Türkmen aşiretlerinin yaşayış ve düşünüş özellikleri onun kişiliğiyle birleşerek aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş tarzı getirdi. Karacaoğlan duygularını gerçekçi bir biçimde dile getirir. Düşündüklerini ise açık, anlaşılır bir dille ortaya koyar. Söyledikleri düşten çok gerçeğe yaslanır. Anadolu insanın yaşam biçimi, Yörüklük kültürü ve ayrıca İslam anlayışı şiirlerini ciddi bir şekilde etkilemiştir. 

Karacaoğlan Türk Halk Edebiyatı'nın en güzel güzelleme ve koşmalarını basit, sade ve anlaşılabilir bir Türkçeyle ortaya koyar. Onun söyledikleri dilden dile kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Karacaoğlan'ın Eserlerinden Bazıları

Bir Ayrılık Bir Yoksulluk
Bağlandı Yollarım, Kaldım Çaresiz
Elâ Gözlüm Ben Bu İlden Gidersem
Yeşi Başlı Gövel Ördek
Üryan Geldim Gene Üryan Giderim
Şu Yalan Dünyaya Geldim Geleli
İncecikten bir Kar Yağar
Güzel, Ne Güzel Olmuşsun
Elif
Dinle Sana Bir Nasihat Edeyim

KAYNAKÇA

TRT Avaz, Türk Halk Edebiyatı

16 Şubat 2016 Salı

Gazi Yaşargil Hayatı Kısaca


Dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil, 1925 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde dünyaya gelmiştir. Lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi'nde, yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi'nde tamamladı.

Almanya'daki Friedrich Schiller Üniversitesi, İsviçre'deki Basel Üniversitesi, Bern Üniversitesi ve Zürih Üniversitesi'nde çalışmalarda bulunmuştur. 

Prof. Dr. Gazi Yaşargil, 0.5-2 milimetrelik damarlar içinde damarı korumayı amaçlayan tekniği geliştirdi. Bu çalışma ile damar hastalıklarının tedavisinde önemli bir aşama elde edilmesini sağladı. Beyne zarar vermeden, çok zararlı urları, geliştirdiği özel teknik ve araçlarla çıkarmayı başardı. [1]

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaptığı bilimsel çalışmalar, icat ettiği tıbbi cihazlar ve tedavi yöntemlerinden dolayı "Yüzyılın Beyin Cerrahı" seçilmiş, adına üniversitelerde kürsü kurulmuştur. Ayrıca kendisine Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası verilmiştir.

Prof. Dr. Gazi Yaşargil, halen Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürmektedir. 


Kaynakça

[1] Milliyet gazetesi, 24.11.1992

11 Şubat 2016 Perşembe

Atatürk'ün Öğrenim Hayatı Kısaca - Okuduğu Okullar Sırasıyla


Mustafa Kemal Atatürk'ün öğrenim gördüğü okulları şu şekilde sıralamak mümkündür;

1-)Mahalle Mektebi
2-)Şemsi Efendi İlkokulu
3-)Selanik Mülkiye Rüştiyesi
4-)Selanik Askeri Rüştiyesi
5-)Manastır Askeri İdadisi
6-)Harp Okulu
7-)Harp Akademisi

Mustafa Kemal Atatürk'ün Eğitim Hayatı


Mustafa Kemal Atatürk, önce annesi Zübeyde Hanım'ın ısrarı ile Mahalle Mektebi'ne kaydolmuş, daha sonra ise babası Ali Rıza Efendi tarafından Şemsi Efendi İlkokulu'na kaydedilmiştir. Atatürk'ün ilkokul yılları babasının ölümü üzerine problemli bir şekilde kesilmiştir. Babası ölünce annesi ile birlikte dayısının yanına yerleşmiştir. Ancak burada çok uzun kalmamış ve tekrardan Selanik'e dönmüştür. Selanik'e döndükten sonra kısa bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi'nde eğitim görmüştür. Annesinden gizlice girdiği askeri okul sınavını kazanması üzerine eğitimine Selanik Askeri Rüştiyesi'nde devam etmiştir. 1896 yılında bu okuldan mezun olduktan sonra Manastır Askeri İdadisi'ne girmiş ve buradan da 1898 yılında mezun olmuştur. 1902 yılında Teğmen rütbesiyle Harp Okulu'ndan mezun olmuş, 1905 yılında ise Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi'nden mezun olmuş ve eğitimini tamamlamıştır.

10 Şubat 2016 Çarşamba

Karahanlılar Hakkında Kısa Bilgi - Maddeler Halinde - Özet



  • Uygurların yıkılmasından sonra Karluk, Yağma, Tuhsi ve Çiğil Türkleri tarafından Batı Türkistan'da kurulmuştur.
  • Devletin kurucusu Bilge Kül Kadir Han'dır.
  • İslamiyetin resmi din olarak kabul edilmesi Satuk Buğra Han döneminde olmuştur. İslamiyetin kabulünün ardından Satuk Buğra Han, Abdülkerim adını almıştır.
  • Devlet en parlak ve güçlü dönemini Yusuf Kadir Han döneminde yaşamıştır.
  • Yusuf Kadir Han'ın ölümünden sonra Gaznelilere karşı başarılı olunamamıştır. Kardeş kavgaları başlamış ve devlet ikiye bölünmüştür. Doğu Karahanlılara Karahitaylar, Batı Karahanlılara ise Harzemşahlar son vermiştir.
  • Orta Asya'da kurulan ilk Türk-İslam devletidir.
  • Türkçe'yi resmi dil olarak kabul etmişler ve Türkçe'nin gelişimine katkıda bulunmuşlardır. 
  • Türk-İslam edebiyatının ilk örneklerini vermişlerdir. Bu eserlerin en önemlileri arasında Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'i, Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat-it Türk'ü, Ahmet Yesevi'nin Divan-ı Hikmet'i, Edip Ahmet Yükneki'nin Atabetü'l Hakayık'ı vardır. 
  • Ticareti geliştirmek amacıyla "Ribat" adı verilen kervansaraylar inşa etmişlerdir.