16 Haziran 2017 Cuma

Balfour Deklarasyonu Nedir? Kısaca Bilgi


Yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında bulunan Filistin, Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizler tarafından işgal edildi. Balfour Deklarasyonu, Sykes-Picot Anlaşması gibi Osmanlı Devleti'nin topraklarının bölünmesi amacıyla hazırlanan bir plandı. 

Balfour Deklarasyonu Niçin Yayınlanmıştır?

İngilizlerin Yahudilerle ilişkisi özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında başlamıştı. İngilizlerin amacı ABD ve Rusya'daki Yahudi gruplar aracılığıyla bu iki ülkeyi savaşa çekmekti. Çünkü ABD Başkanı'nın iki danışmanı ve yeni gerçekleşen Sovyet devriminin ikinci adamı Leon Troçki Yahudi'ydi. İngilizler ABD'nin savaşa girmesiyle ABD'den istediğini aldıysa da Sovyetler'den istediğini alamadı. 

Siyonizmin savunucularından Hayim Weizmann, İngiliz siyasetçileri arasındaki güçlü bağlantılar kurdu. Bu bağlantılar aracılığıyla Siyonizmin İngiltere'nin Orta Doğu'daki çıkarları için yararlı olacağı konusunda ikna çabasına girişti. (Hayim Weizmann, 1949 yılında İsrail'e gelerek ülkenin ilk cumhurbaşkanı olacaktı.)

İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, 2 Kasım 1917'de Britanya Yahudi Toplumu Başkanı Rothschild’e, Filistin'de Yahudi yerleşiminin önünü açacak bir mektup yazdı:
"Britanya Hükümeti Filistin'de Yahudi halkı için bir ulusal yurt kurulmasını olumlu karşılamaktadır ve bu amacın gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Bunun yanı sıra Filistin'deki Yahudi olmayan halkların sivil ve dini haklarına ya da başka ülkelerde yaşayan Yahudilerin hak ve siyasal durumlarına zarar verecek uygulamalara gidilmeyeceği kabul edilmektedir."
Balfour Deklerasyonu'nun ardından Filistin'e Yahudi göçü hız kazandı. İngilizler Balfour Deklarasyonu ile Yahudilere toprak sözü vermeleri dışında Şerif Hüseyin'e Arap devleti kurulması, Fransa'ya da Sykes-Picot Antaşması ile Ortadoğu topraklarının bölünmesi konusunda çeşitli sözler verdi. 


11 Haziran 2017 Pazar

Şanghay İşbirliği Örgütü Hakkında Bilgi


Çin Halk Cumhuriyeti, kuruluşunun ilk yıllarında Sovyetler Birliği ile iyi bir ilişki içerisinde olmuşsa da bu ilişki zaman içerisinde bozulmuştu. Bunun en önemli nedeni ideolojik bir rekabet içerisine girmeleriydi. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle iki ülkenin ilişkileri tekrardan canlandı. 

Soğuk Savaş'ın ardından NATO, "Barış İçin Ortaklık" girişimi kapsamında Orta ve Doğu Avrupa'da hızla yayılmaktaydı. Rusya, yakın bölgesinde NATO'nun yürüttüğü faaliyetlerden rahatsızdı. Çin ise ham madde ihtiyacı gibi ekonomik etkenlerin de etkisiyle uzun bir süredir sürdüğü dünya politikasına dahil olmama anlayışını terk ederek aktif bir politika izlemek istiyordu. Ayrıca Rusya ve Çin, ABD'nin tek kutuplu dünya özlemine karşı çıkmaktaydılar. 1995 yılında her iki ülke de çok-kutuplu bir düzen için çaba gösterilmesini açıkladılar.

Şanghay Beşlisi, 26 Nisan 1996'da Şanghay'da imzalanan bir anlaşma ile kuruluşunu ilan etti. Kurucu ülkeler şunlardı: Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan. Her yıl düzenli olarak üye devletlerin başkentlerinde zirveler düzenlendi.

2001 yılında Özbekistan'ın da bu yapıya girmesiyle bir hükümetler arası örgüt haline getirilerek Şanghay İşbirliği Örgütü resmen kurulmuş oldu. Örgütün sekreterliği Pekin'de, terörle mücadele merkezinin ise Taşkent'te olması kararlaştırıldı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 2007 yılındaki zirvesinde, "Tek kutuplu dünya kabul edilemez" demiştir.

Örgütün amacı üyeler arası politika, ekonomi, ticaret, kültür, teknoloji, eğitim vb. alanlarda etkili bir işbirliği sağlamaktır. Örgütün en üst karar alma mekanizması Devlet Başkanları Konseyi'dir. Yılda bir kez üye devletlerden birinin başkentinde toplanır. Örgütün diğer organları şunlardır: Hükümet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Ulusal Koordinatörler Konseyi ve Sekretarya.

Şanghay İşbirliği Örgütü'nde İran, Beyaz Rusya, Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsüne sahiptir. Türkiye, Belarus, Sri Lanka, Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya ve Nepal ise örgütün diyalog partneridir. ABD'nin örgüte gözlemci üye olma başvurusu kabul edilmemiştir. 

2016 yılında yapılan Taşkent'teki zirvede Hindistan ve Pakistan'ın örgüte üye olması kararlaştırıldı. 

Katar Hakkında 12 Bilgi


1-) Katar, 16. yüzyıldan 1918 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin egemenliği altında bulundu. 

2-) Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından işgal edilen Katar'ın bağımsızlığını kazanması 1971 yılında gerçekleşti. Ayrıca bağımsızlığını ilan etmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin kendisine katılma teklifini reddetmiştir. 

3-) Ülkenin tek kara sınırı Suudi Arabistan ile bulunmaktadır. Diğer kısımları ise Basra Köfrezi ile çevrilidir. Başkenti Doha'dır. 

4-) Kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahiplerdir. 2009 yılı itibariyle de belediye seçimleri yapılmaktadır. 

5-) 2003 yılında gerçekleştirilen referandum sonucunda 45 üyeli bir parlamento kuruldu. Bu parlamentonun 2/3'ü seçimle, 1/3'ü ise Emir'in ataması ile göreve gelmektedir. 

6-) Komşuları ile ilişkilerini geliştirmek için çabalayan Katar, 2001 yılında Suudi Arabistan ve Bahreyn ile aralarındaki sınır sorunlarını çözdü. 

7-) Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu'daki komuta merkezlerinden biri burada bulunmaktadır. 2001 yılındaki Irak işgalinin koordinasyonu buradaki merkezden sağlanmıştı. 

8-) 2 milyon civarında nüfusa sahip olan Katar'ın nüfusunun sadece 300 bini Katarlı olup geri kalan kısmı çalışma için gelen yabancı ülke vatandaşlarından oluşmaktadır. 

9-) Katar'ın ordusu yaklaşık 12 bin kişiden oluşmaktadır. 

10-) Dünyada kişi başına düşen milli geliri en yüksek ülkedir. Ayrıca dünyada işsizliğin en az olduğu ikinci ülkedir. 

11-) Dünyadaki kanıtlanmış doğalgaz rezervleri bakımdan üçüncü sıradadır. 

12-) Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı olan Katar, Türkiye'nin Rusya ile yaşadığı uçak krizinin hemen ardından Türkiye ile doğalgaz anlaşması imzalamıştır. 



7 Haziran 2017 Çarşamba

İran-Irak Savaşı Hakkında Kısa Bilgi


İran-Irak Savaşı'nın Nedenleri

1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi'nin sonucunda İran şahı devrilerek İran İslam Cumhuriyeti kuruldu. Bu gelişme Irak ile İran arasında örtülü olan gerginliği meydana çıkardı. İki ülke arasında tarihsel sorunlar da (Şattülarap Suyolu Sorunu, Basra Körfezi'nde hegemonya kurma) mevcuttu. 

İran Devrimi'nin ardından Irak'ın en büyük çekincesi, Humeyni tarafından Irak'ta çoğunluğa sahip Şiilere bir ayaklanma çağrısı yapılmasıydı. Bunun yanında Humeyni, Saddam Hüseyin'i ve Baas Partisi'ni "İslam düşmanı" olarak görüyordu. 

Saddam Hüseyin, İran ile imzalanan Cezayir Anlaşması'nı televizyonda yırttıktan 5 gün sonra Irak birlikleri İran topraklarına girdi. Savaşın başlarında Irak, İran topraklarının bir kısmını işgal ettiyse de İran ordusunun güçlü bir direnişiyle karşılaştı. İran, Irak birliklerini sınırlarından çıkardı. Savaşın daha sonraki süreci ağırlıklı olarak Irak topraklarında sürdü. 

İran rejiminden endişe duyan Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn ve Katar tarafından Körfez İşbirliği Örgütü kuruldu. Bu devletler, savaş sırasında Irak'ın ekonomik destekçisi oldu.

Bir süre sonra iki ülke de birbirlerinin petrol ihraç yollarını kesmek için mücadele etti. Irak, savaş boyunca çok kez kimyasal silah kullandı. Bu saldırılardan bir tanesi de Halepçe'de gerçeklemiş ve en az 5 bin kişi hayatını kaybetmişti. 

İran-Irak Savaşı'nın Sonuçları

20 Ağustos 1988'de BM himayesindeki ateşkes yürürlüğe girdi. Bunun sonucunda 20. yüzyılın en uzun konvansiyonel savaşı sona ermişti. İki taraf da çok sayıda kayıp verdi. Irak önemli bir ekonomik borç yükü altına girdi. Bu durum, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i ilhak girişiminin sebeplerinden bir tanesi olacaktı.


5 Haziran 2017 Pazartesi

Albay Cevdet Gerçekte Kimdir?


Kanal D'de yayınlanan "Vatanım Sensin" dizisinin kahramanı Albay Cevdet'in gerçekte ismi Mümin Aksoy'dur. 

Mümin Aksoy Kimdir?

Mümin Aksoy, 1892 yılında İzmir'de dünyaya geldi. Beylerbeyi Yedek Subay Okulu'ndan teğmen olarak mezun oldu. Balkan Savaşı, Doğu Cephesi'nde ve Çanakkale Savaşı'nda görev yaptı. 

İyi derecede Rumca bilen Mümin Aksoy, Yunan ordusu İzmir'i işgal edince subay kimliğini gizleyerek işbirlikçi gibi Yunanlıların içine sızdı. Bu şekilde çok sayıda istihbarat topladı. Ayrıca Kurtuluş Savaşı için mühimmat ve yardım malzemesi de sağladı. Dizide olduğu gibi bu görevinden ailesinin bile haberi yoktu. Bu sebeple halk nezdinde "işbirlikli" olarak görülmüş ve "Gavur Mümin" denilmiştir. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Mehmetefendioğlu, Kanal D Ana Haber'de Mümin Aksoy'un yaşadığı durumu şu sözlerle ifade etti: "Sokakta yüzüne tükürüldüğünü, evinin taşlandığını ve ciddi bir itibar kaybına uğradığını görüyoruz." Mümin Aksoy ise yaşadığı durum karşısında not defterine şunları yazıyor. "İtiraf edeyim ki o tükürükler çarpıştığım cephelerde yediğim kurşunlardan daha ziyade acı ve ızdırap verdi bana. Ölmekten değil de bir tek şeyden korkuyordum. Gerçeği anlatamadan ölmek ve tarihe bir vatan haini olarak geçmek."

Yunanlılar tarafından fark edilmesi ise Yunan ordusunun Sakarya üzerine yürüyüş planlarını Ankara'ya ulaştırmasıyla olmuştur. Esir alınarak Atina'ya götürüldü. 1923 yılında esir mübadelesiyle esaretten kurtarıldı ve Ankara'ya geldi. Mustafa Kemal Paşa, ısrarla Yunan ordusunun başkomutanlarına (General Trikopis, General Dmarras, General Digennis) karşı Yüzbaşı Mümin Aksoy'u istemişti.

Mümin Aksoy, 24 Ocak 1948 tarihinde İzmir'de vefat etti. Hakkında daha fazla bilgi, beraber görev yaptığı Fadıl Dokuzeylül'ün hatıralarında yer almaktadır. 

4 Haziran 2017 Pazar

Meiji Restorasyonu Nedir?


Meiji Dönemi Nedir?

Japonya'da Meiji Dönemi olarak adlandırılan dönem, Mutsuhito'nun 45 yıl süren saltanat dönemine verilen bir isimdir. Bu dönem, 23 Ekim 1868 ile 30 Temmuz 1912 tarihleri arasını kapsamaktadır.

Ortaçağ'dan itibaren dışa kapalı bir biçimde yaşayan Japonya, Tokugawa Şogunluğu tarafından yönetilmekteydi. Nagasaki limanını Hollandalılara ve Çinlilere açan Japonya, bir süre sonra Amerika'nın ticari engellerin kaldırılması baskısıyla karşılaştı. Bu baskının sonucunda Japonya iki limanını daha ticarete açtı. 

1868 yılında İmparator Meiji, ülkedeki bin yıllık Şogunluğu yıkarak yönetimi ele geçirdi. Bu dönemde Avrupa devletlerinin düzeyine erişmek için köklü değişiklikler yapılmıştır. Japonya çok kısa bir süre içinde dünya devletleri arasında oldukça önemli bir konuma gelmiştir. 

Meiji Restorasyonu'nda Yapılan Yenilikler

Japonya'yı feodal bir ortaçağ ülkesinden Avrupa devletlerinin gelişmişlik düzeyine eriştiren ve Meiji Restorasyonu olarak adlandırılan gelişmeleri şu şekilde sıralayabiliriz:
  • İlköğretim kanunla zorunlu hale getirildi.
  • 1871 yılında ülkede ilk gazete yayın hayatına başladı.
  • Demiryolu yapımına ağırlık verildi. 1914 yılında demiryollarının uzunluğu 11,400 kilometreye ulaşmıştır.
  • Derebeylik sistemine son verildi. Daimyo olarak adlandırılan derebeylerin topraklarının İmparator'a verilmesi kararlaştırıldı. Bu toprakların yönetimine merkezi yönetim tarafından atanan idareciler getirildi.
  • 1873 yılında zorunlu askerlik sistemi getirildi. Buna göre 21 yaşından büyük her erkek 4 yıl boyunca askerlik yapacaktı.
  • Ülkede çok sayıda fabrika kuruldu. 
  • Kast sistemi kaldırıldı.
  • Eğitim için Avrupa'ya çok sayıda asker gönderildi.

Hızlı bir büyüme sürecine giren Japonya, bir süre sonra hammadde sıkıntısı çekince yayılmacı bir politika izlemeye başladı. Çin ile yaptığı savaş sonucunda toprak elde ettiyse de Batı'nın ve Rusya'nın tepkisi üzerine geri vermek zorunda kaldı. Rusya ile yaptığı savaşı da kazanan Japonya, kısa bir süre sonra Kore'yi topraklarına kattı.  

Londra'da Dil Eğitimi


Londra dil okulları, şehir genelinde oldukça fazla öneme sahip olmak ile birlikte şehrin kişiliğini de ortaya çıkarmakla görevli kurumlar bütünü olmaktadır. Londra şehrinde dil eğitimi almak isteyen yüzlerce farklı öğrenci ve vatandaş bulunmaktadır. Londra dil eğitimi açısından oldukça önemli bir konuma sahip şehirdir. Londra İngiltere’nin başkenti ünvanını taşımak ile birlikte birçok önemli bölgeye de sahip olan bir şehirdir. Dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinden birisi olan Londra, yaklaşık olarak 9 milyonluk bir nüfusa sahip olmaktadır. Londra dil okulları için Academix yurtdışı eğitimden danışmanlık hizmeti alabilirsiniz: https://www.academix.com.tr/makaleler/londra-dil-okullari-ve-dil-egitimi-fiyatlari.aspx

Uluslararası turizmin kesişme noktası olarak bilinen ve belirlenen bu şehirde oldukça büyük havalimanları bulunmaktadır. Şehrin en kalabalık yerlerinden birisi de havalimanlarında yer almaktadır. Şehir genelinde 5 adet oldukça büyük havalimanı bulunmaktadır. Dünyanın en fazla uluslararası yolcusunu taşıyan havalimanı da bu şehirde bulunmaktadır. Bu ünvanı taşıyan havalimanının bu şehirde ve ülkede olmasından da ülkeye ne kadar fazla yabancının girdiğini tahmin etmek mümkün olabilecektir.

Şehir genelinde birçok gezilecek ve görülecek alan bulunmaktadır. Gerek turistik gerek tarihi mekanlar başta olmak üzere onlarca farklı bölgede hem yerlilerin hem de turistlerin ilgisini çekebilecek oldukça fazla mekan yer almaktadır. Bu mekanları incelediğinizde ve gezdiğinizde oldukça şaşıracak ve kendinizi geliştirebileceksiniz. Şehir çok fazla nüfusa sahip olmasına rağmen oldukça büyük yeşil alanları da üzerinde barındırmaktadır. Şehir genelinde yaklaşık olarak 150 adet park ve bahçe bulunmaktadır. Şehri ikiye bölmekle görevli bir de nehir bulunmaktadır. Thames Nehri olarak bilinen bu nehir şehri tam ortasından ikiye bölmek ile birlikte şehre ayrı bir hava katmaktadır.

İngiltere dil okulları olarak arama yaptığınızda karşınıza yüzlerce farklı okulun çıkması gayet normal karşılanmalıdır. Çünkü ülke genelinde binlerce farklı okul ve yüzlerce farklı dil okulu bulunmaktadır. Bu okulları iyi bir şekilde araştırmalı ve başarılı bir şekilde kararınızı vermeniz gerekmektedir. Buna ek olarak başarılı ve kaliteli bir şekilde eğitim almak için diğer yurtdışı dil okullarını da araştırabilir ve fiyatlarını gözden geçirebilirsiniz. Böylece çok daha fazla okul hakkında bilgi sahibi olarak daha güvenli ve içinize sinen bir okul seçimi yapmış olursunuz.


3 Haziran 2017 Cumartesi

Halil İnalcık'ın Hayatı Kısaca


'Hocaların hocası' ve 'Tarihçilerin Kutbu' olarak anılan Halil İnalcık, 7 Eylül 1916 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Kırım göçmeni bir aileye mensuptur. Eğitim hayatına Numune-i İrfan Mektebi'nde başladı. Ailesi Ankara'ya yerleşince burada Ankara Gazi Mektebi'ne kaydoldu. Kısa bir süre Sivas Muallim Mektebi'nde öğrenim gördükten sonra Gazi Muallim Mektebi'nde öğrenim hayatını sürdürdü. Lise öğrenimini Necati Bey Muallim Mektebi'nde tamamladı. Yüksek öğrenimini ise Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde tamamladı. 

Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi'nde asistanlık yapmaya başladı. 1942'de Tanzimat ve Bulgar Meselesi adlı tezi ile doktor unvanını aldı. 15 Aralık 1943'te Viyana’dan Büyük Ricat’e Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı adlı tezi ile de doçentliğe atandı. 1949 yılında üniversitesi tarafından İngiltere'ye gönderildi. Burada Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili araştırmalarda bulundu. 1951 yılında Türkiye'ye döndü. 1952 yılında Viyana Bozgun Yıllarında Osmanlı-Kırım Hanlığı İşbirliği teziyle profesör oldu. 20 yıl boyunca Ankara Üniversitesi'nde dersler veren İnalcık, dünyadaki önemli üniversitelerde de misafir profesör olarak dersler verdi. 

1972 yılında Ankara Üniversitesi'nden emekli olduktan sonra 15 yıl Chicago Üniversitesi'nde görev yaptı. Burada Osmanlı Tarihi Kürsüsü'nü kurdu. 1986 yılında Chicago Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı. 1993 yılında Türkiye'ye döndü ve Bilkent Üniversitesi'nde Tarih Bölümünü kurdu. 

Günümüzde Osmanlı tarihine ışık tutan çalışmaların büyük bir kısmı İnalcık'a aittir. İnalcık, Osmanlıca dahil 7 dil biliyordu. 25 Temmuz 2016 tarihinde vefat etti. 


2 Haziran 2017 Cuma

Timur Türk mü Moğol mu?


"Timur Türk müdür?" sorunun cevabı için Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın ve Timur Devleti Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Kanat'ın çeşitli programlarda yaptığı açıklamaları derledik. 

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Habertürk'te yayınlanan Teke Tek programında konu hakkında şu açıklamalarda bulundu: 

"Timur'un Moğol olarak bilinmesi tabii ki realiteyle alakası yok. Fakat Timur'un kendisinin yaptığı bir şeydir. Hani bazı arkadaşlar nereden olduklarının kendi de farkında olmaz ama o sıfatı benimserler, bunun gibi bir şey. Bu çok yaygın bir şeydir. Mesela bugün Volga boyundakilerin, Kafkas'ın kuzeyindekilerin çoğu kendine Tatar diyor. Tataristan Cumhuriyeti'nin takımı uyandılar ve hayır biz Bolgarız dediler. Tatar, büyük Moğol kabilesinin adıdır. Ama o büyük Moğol kabilesi de çok büyük değildir. Çünkü Moğollar her zaman sayıca azdılar... Timur Devleti'nde Türkçe konuşuluyor. Devletin dili Türkçedir. "

Timur Devleti Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Kanat, Habertürk'te yayınlanan Tarihin Arka Odası programında konu hakkında şu açıklamalarda bulundu:

"Timur Türktür. Ama şöyle ifade etmek gerekir: Türkleşmiş Moğol. Yani ataları köken itibariyle Moğol. Timur'un ölümünden sonra torunu Uluğ Bey, bir yeşim taşının üzerine Timur'un seceresini yazdırıyor ve Cengizhan'a bağlanıyor. Dolayısıyla Moğol olduğu buradan söyleniyor."

Prof. Dr. Cüneyt Kanat, TRT 1'de yayınlanan Pelin Çift ile Gündem Ötesi programında Türkler ile Moğollar arasındaki ilişki hakkında ise şu açıklamalarda bulundu:


"Moğollar ve Türkler aynı coğrafyayı kullandılar. İkisi de okçu millet olarak anılıyorlar. Moğollarla ilgili biz ilk kayıtlara Latin kaynaklarında 4. yüzyıl ile 6. yüzyıl civarında rastlıyoruz. Oradaki tanımlarda bile Moğollar ile Türklerin farklı ırklar olduğu anlatılıyor." 


Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar (Bağımsız İdari Otoriteler)



Bağımsız idari otoriteler olarak da adlandırılan düzenleyici ve denetleyici kuruluşların ilk örneğini 1930'lu yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde görmekteyiz. Türkiye'de ise ilk kez 1981 yılında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) kuruluşu ile görülmeye başlamıştır. Bu kuruluşların ortak önemli özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Denetleme ve düzenleme niteliğinde görevleri yerine getirirler. 
  • Kendi alanlarında yaptırım uygulayabilme yetkilerine sahiptirler. Bu kararlarına karşı Danıştay'a dava açılabilir. 
  • Mali konularda Sayıştay denetimine tabidirler. 
  • Vesayet denetimine tabidirler.
Türkiye'de faaliyette bulunan düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar şunlardır:

1-) Sermaye Piyasası Kurulu

Üye Sayısı: 7
Görev Süresi: 5

2-) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu

Üye Sayısı: 9
Görev Süresi: 6

3-) Rekabet Kurumu

Üye Sayısı: 11
Görev Süresi: 6

4-) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

Üye Sayısı: 7
Görev Süresi: 6

5-) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

Üye Sayısı: 5
Görev Süresi: 5

6-) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 

Üye Sayısı: 7
Görev Süresi: 6

7-) Şeker Kurumu

Üye Sayısı: 7
Görev Süresi: 5

8-) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu

Üye Sayısı: 7
Görev Süresi: 5

9-) Kamu İhale Kurumu

Üye Sayısı: 9
Görev Süresi: 4

10-) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu

Üye Sayısı: 9
Görev Süresi: 6

 

Babalar Gününde Alınabilecek Hediyeler


Bu yıl babalar günü ne zaman kutlanacak diye merak ediyor musunuz? O halde hemen cevaplayalım; Babalar günü 18 Haziran 2017 tarihinde kutlanacak. Zaman daralıp, günler günler ilerledikçe hem bu özel gün için sevgili babamızı memnun edecek hediyeler belirlemek, hem de varsa sürprizimiz bunun için şimdiden hazırlıklara başlamakta yarar var! Şu an bu satırları okuduğunuza göre hala babalar günü için gönlünüzü kazanacak bir hediyeniz yok demektir.:) O halde bunu kendinize hiç sorun etmeyin. Sevgili babanızın babalık gururunu okşayacak ve ona olan sevginizi derinlemesine hissettirebileceğiniz En güzel Babalar günü hediyelerini sizlerin önüne sermediğimiz sürece bu yazıyı asla noktalamayacağız!

Soru çok basit aslında; Babalar gününde Babaya hediye ne alınır? Tam da nokta atışı yazımız sayesinde sizlere son derece güzel hediye seçenekleri ile karşılaşabileceğiniz mükemmel bir hediye sitesi önereceğiz. Bu sitede neler bulabilir veya siparişinizi en geç ne zaman verebilirsiniz konusuna geçmeden önce, bir konuda özenli olmanızı öneriyoruz. Şöyle ki; babanız için seçeceğiniz hediyenin kullanışlı ve kişiye özel olması! Evet. Hediyeyi almadan önce Babanızın gündelik hayatta kullanabileceği bir hediye mi, yoksa sadece bir gün için onu memnun edecek ama daha sonra bir köşede unutulup gidecek bir hediye mi? Bu noktada karar sizin! Unutmamalısınız, bir hediye ne kadar sıkılıkla kullanılırsa o kadar değerlidir. Babanızın hangi hediyenin işine yarayacağını ve daha uzun sürece kullanacağını iyi tespit etmeli, seçeceğiniz babalar günü hediyesi ile hedefinizi tam 12'den vurmalısınız!

Babalar Günü İçin Hediyemen.com da Ne Tarz Hediyeler Alınabilir?
  • Kişiye özel ürünler (Kanvas Tablo, Yastık, Gömlek, Kalem Cüzdan vb.),
  • Yalnızca Babaya özel olarak hazırlanmış şık hediye sepeti,
  • Mükemmel Baba Kupa Bardağı, Altın Madalyon Şeklinde En İyi Baba Madalyonu veya Plaketi, Film yıldızlarından gördüğümüz En iyi baba Oscar hediyesi,
  • İlginç bir hediye düşünüyorsanız, enteresan gece lambaları veya çakmaklı kol saati,
  • Sigara tiryakisi bir babanız varsa ismine özel bir Zippo, Çakmak vb. ,
  • Fotoğraf Baskılı veya İsim yazılabilir Masa Saati Babalar günü temalı duvar saati,
  • Babam Hakkında Sevdiğim Şeyler Kartları ve Kitabı,
  • Parfüm, kalem, aksesuar sepeti.

Gibi ürünleri Babalar günü hediyesi için tercih edebilirsiniz. Biz öne çıkanları yazmak istedik. Kişiye özel ürünlere karşı sempatisi var ise ağırlığınızı bu yöne vermenizi isteriz. Maddeler halinde sizler için yazdığımız hediyelerin çok çok fazlasına Hediyemen.com'dan ulaşabilirsiniz. Ücretsiz, hızlı bir şekilde üye olup; dakikalar için de siparişinizi siparişinizi sonlandırabilmeniz mümkün. Üstelik ürün fiyatları ve kaliteleri diğer sitelere kıyaslandığında oldukça makul ve hesaplı! Eminiz ki bir kere alış veriş yaptıktan sonra artık Hediyelik eşyalar denince aklınıza sadece Hediyemen.com gelecektir. Daha sonra sadece Babalar günü için değil, bundan sonraki tüm özel günlerde tek adresiniz burası olacaktır. Haklısınız da! :) Kargo sistemi, müşteri hizmetleri, ürün kalitesi, uygun fiyatı ile diğer sitelerin çok önünde. Kullanıcı dostu ara yüzü, SSL sertifikalı güvenli alış veriş imkanı ve bol hediye seçenekleri ile bu hediye sitesini şiddetle tavsiye ediyoruz. Hediye çeşitliliği ise çok fazla! Yazdıklarımızın kat kat fazlasını hediye sitesinde bulabilirsiniz.

Babalar günü hediyesi bulmak için buralar da olmanız çok güzel. Ne güzel ki Babanızı düşünüyor ve onun için bir şeyler bulmaya çalışıyorsunuz. Babanız çok şanslı! Verdiğimiz adres üzerinden araştırmaya devam edelim ve siparişimizi belirleyelim. Bu özel gün de Babanızı fazlasıyla mutlu edeceğinizi biliyoruz!

Babalar gününde babanızın yanında olabileceksiniz hediyenizi hemen, kendi adresinize sipariş etmenizi öneririz. Hediye sitesi kargo anlamında diğer sitelere nazaran üst düzeyde olmasına rağmen; özel günlerin yoğunluğunda maalesef kargocular bizleri kötü bir şekilde şaşırtabiliyor. Böyle bir imkanınız varsa şimdiden siparişinizi kendi adresinize verin, ürün size gelsin ve siz elden teslim edin! Bu çok daha güzel olacaktır. Hadi ama! Çok fazla Babalar günü hediyesi var, farklı özelliklerde ve her babayı mutlu edecek bol çeşitli babalar günü ürünlerine Hediyemen.com a göz atarak güzel hediye fikirleri edinebilirsiniz.


1 Haziran 2017 Perşembe

Nihal Atsız Kimdir? Kısaca Hayatı


Nihal Atsız, 1905 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Deniz Binbaşısı Mehmet Nail Bey annesi ise Fatma Zehra Hanım'dır. Çocukluğu Osmanlı Devleti'nin parçalanma dönemine denk gelmiştir. Askeri Tıbbiye'ye kaydolan Atsız, Arap asıllı bir subaya selam vermediği gerekçesiyle okuldan çıkarıldı. Bir süre Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Darülfünu Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Türkiyat Mecmuası'nda 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri" adlı makalesi ile Fuat Köprülü'nün dikkatini çekmeyi başardı. Mezuniyetinden sonra Türkoloji Bölümü'ne asistan olarak girdi. 

1931 yılında Atsız Mecmua'yı yayınlamaya başladı. Atsız'ın tanımlamasıyla "Türkçü ve Köycü" olan bu dergi, 17 sayı yayınlandı. 1933 yılında üniversitedeki görevine son verildi. Bir süre Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu sırada Orhun dergisini çıkartmış, ancak 9. sayısında kapatılmıştır. Atsız, bu dergide liseler için hazırlanan tarih kitaplarındaki yanlışların üzerine gitti. Kasımpaşa Astsubay Okulu'nda 4 yıl Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı. 1943 yılında Orhun dergisini yeniden yayınlamaya başladı.

Atsız, dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu'na hitaben açık bir mektup yayımladı. Mektubunda sosyalist faaliyetlerin arttığını, bu düşünceyi savunanların hükümet katında himaye edildiğini ve bunu yapanın da Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel olduğunu belirterek Hasan Ali Yücel'i istifaya davet etti. Bu çıkış üzerine üniversitelerde hükümet aleyhine çeşitli gösteriler düzenlendi. Hükümetin buna cevabı ise Orhun dergisini ikinci kez kapatmak oldu.

1944 yılında "Irkçılık Turancılık Davası" olarak adlandırılan dava sonucunda hapse mahkum edildi. 1964 yılında Ötüken dergisini yayınlamaya başladı. Nihal Atsız, 11 Aralık 1975 tarihinde vefat etti. 

Nihal Atsız'ın Eserlerinden Bazıları

Bozkurtların Ölümü
Bozkurtlar Diriliyor
Deli Kurt
Ruh Adam
Yolların Sonu
Dalkavuklar Gecesi

Türk Dil Kurumu Hakkında Kısa Bilgi


Türk Dil Kurumu Ne Zaman Kuruldu?

Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 12 Temmuz 1932 tarihinde kurulmuş, 1936 yılında ise Türk Dil Kurumu adını almıştır. Kurumun ilk başkanı Samih Rıfat Horozcu'dur. 

Türk Dil Kurumu Hangi Amaçla Kuruldu?

Türk Dil Kurumu'nun kuruluş amacı Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak ve Türkçenin zenginliğini meydana çıkarmaktır. 26 Eylül ile 5 Ekim 1932 yılında Atatürk'ün başkanlığında Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dil Kurultayı düzenlendi. Bu kurultaya sadece uzmanlar değil halktan dileyen herkesin katılabileceği belirtildi. Birinci Türk Dil Kurultayı'nın düzenlendiği 26 Eylül günü her yıl Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. 

Türk Dil Kurumu'nun ilk genel sekreteri ünlü bir dilbilimci Agop Martayan'dır. Martayan'ın Türkçenin gelişiminde büyük katkıları oldu. Bu sebeple kendisine Atatürk tarafından Dilaçar soyadı verildi.

Atatürk'ün öncülüğünde Türk Dil Kurumu tarafından Öz Türkçe akımı başlatıldı. Atatürk Türk dilinin gelişmesine katkı sağlamak için Türkçe terimlerle bir Geometri kitabı yazmıştır. Atatürk, vasiyeti üzerine mal varlığının bir bölümünü Türk Dil Kurumu'na bağışlamıştır. 

Türk Dil Kurumu'nun Kurumsal Yapısı

1982 Anayasası ile Türk Dil Kurumu'nun dernek tüzel kişiliğine son verilerek Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altında devletleştirilmiştir. 

Türk Dil Kurumu'nde 40 asil üye bulunmaktadır. Bunların yarısı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, diğer yarısı ise Yüksek Öğretim Kurulu tarafından seçilmektedir. Türk Dil Kurumu başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. 

Çalışma İzni Türkiye'de Yasal Sorumluluktur!


Çalışma izni: Yabancının Türkiye Cumhuriyeti toprakları içerisinde geçimini idame ettirmesi amacıyla bir kurum veya firmada çalışması için T.C. yasalarınca belirtilmiş yabancının alması gereken çalışma izni adı taşıyan yasal bir belge bulunur. Bu belge sayesinde yabancılar ülkemizde basit bir şekilde iş yaşantılarını sürdürebilirler.

Yabancılar Türkiye'yi tercih ediyor: Yabancı uyruklu vatandaşlar son yıllarda ülkemizde çalışmak istemesi ilgi çekici gibi duruyor. Türkiye'nin gelişen ekonomisi neticesinde, iş olanaklarının artması, milli gayri hasılanın yani kişi başına düşen gelirin yükselmesi neticesinde yabancıların da ülkemizde dış iş gücü olarak görev yapmak istemesi durumları gün yüzüne çıkıyor. Özellikle Balkan ülkelerindeki işsizlik durumları, ekonomik sıkıntılar, çevre ülkelerdeki istikrarsızlıklar doğal olarak ülkemizi cazibe merkezi konumuna getiriyor.

Gerçekten de yabancı uyruklu kişilerden iş gücü, teknolojik birikimleri, nitelikli vasıfları yüksek veya farklı derecelerde olan yabancılara hükümetin teşvikler verdiği bir gerçek. Bu teşviklerden en önemlisi turkuaz kart buradan sisteminin hükümet tarafından kanun hükmünde kararname ile aktif duruma getirmesi konusudur. Turkuaz kart sistemi sayesinde nitelikli özellikleri yüksek olan yabancıların ikamet ve çalışma izinleri konusunda bir çok avantajının olduğunu söyleyebiliriz.

Nitelikli vasıf nedir?: Bir yabancının eğitim seviyesi, bildiği diller, teknolojik konularda ülkeye katabileceği katkılar, daha önceden çalıştığı kurumların referansları ve daha bir çok husus göz önünde bulundurularak belirlenen bir puanlama sistemi ile kişinin nitelik durumu göz önüne getiriliyor. Puanlama sistemi belirli süreler zarfında yüksek veya istenilen seviyede olan yabancıların nitelikli vasıflara sahip olan kişiler olduğu tanımlanabilir. Tüm Avrupa'da olduğu üzere, Türkiye'de de ülkenin gelişmesine fayda sağlayacak, iş gücünü ve beyin gücünü arttıracak yabancılara teşvikler verilmekte.

Bir yabancı bir ülkede çalışmak istemesi durumunda o ülkenin yasal mevzuatlarını, hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi neticesinde iş yaşantısına başlayabilir. Ülkemiz Türkiye'de de yabancı vatandaşın çalışma hayatına başlamadan önce, ilk olarak belirtilen zaman birimleri içerisinde ikamet izni belgelerini (oturum) temin etmesi gerekir. Daha sonra ise çalışma izni başvurusunda bulunabilir. İkamet izni öncesinde ise yabancılara sağlık sigortası başvurusu acente veya yetkili kuruluşlar aracılığı ile yapılıp, buradan alınan sigorta poliçesi ile göç idaresi birimlerinde ikamet izni başvurusu yapılmalıdır. Dikkat edin kaçak durumuna düşmekten sakınınız.